• DOLAR 9.253
  • EURO 10.778
  • ALTIN 529.39
  • ...

Hamd âlemlerin Rabbine, salat ve selam da O’nun pak Rasulüne olsun.

Geçtiğimiz haftalarda “Beni benden alırsan” demiş, devamını getirmemiştik. Elbette devlet aşısız bireyleri alıp sığınma evine koyacak değil ancak bu ironiyle meselenin nerelere varacağını siz kıymetli okurlarımıza hissettirmeye çalışmıştık.

Aslında biz az bile söylemişiz. Devlet aşı vurulmayanları sığınma evine alsa belki de daha iyi olurdu. Zira şimdi karşı karşıya olduğumuz sisteme göre bu deneysel sıvıyı reddeden bireyler iki günde bir PCR testi olmak zorunda. Önceden “Covid-19 belirtisi göstermeyenler PCR testi istemesin, hastaneleri boş yere meşgul etmeyin.” deniliyordu. Şimdi yirmi milyon insanın iki günde bir test için kuyruğa girmesi isteniyor.

Şu aşı denen sıvı yüzünden, halkı bırakın devlet büyükleri bile ikiye ayrılmış durumda. Başkan ne diyor, Bakan ne diyor?!

Geçtiğimiz aylarda, Covid-19’dan dolayı birtakım kalıcı sağlık sorunları yaşayan sağlık çalışanlarının, bu hastalığın ‘meslek hastalığı’ olarak kabul edilmesini istemeleri Sağlık Bakanı tarafından reddedilmişti. Yine hemşireliğe ek alım ve sağlık hizmetlerine daha fazla memur alınması isteği de Sağlık Bakanınca ‘kendi hizmet alanına girmediği’ sebebiyle reddedilmişti. Ancak bakıyoruz ki evinde oturan bireyi sırf çocuğu okula gidiyor diye aşılamaya çalışmak Bakan Bey’in en önemli görevleri arasında.

Muhtemelen önümüzdeki haftalarda aşı vurulmak tıpkı bebeklere vurulan aşılar gibi zorunlu hale gelecek. Aşı istemeyenlerden imza alınacak. O imzaya rağmen evlerimize psikolog ve aile hekimleri transfer edilecek. Bu psikologlar da hem bizim psikolojimizin bozukluğuna vurgu yapacak hem de aba altından sopa gösterecek. Kibarca konuşacak ama söyledikleri şu manaya gelecek: “Bak aşı vurulmazsan bu hastalık sebebiyle uğradığın bütün zararların, tahlillerin, tedavilerin parasını cebinden ödersin. Sosyal güvencen olsa da bu haklarından faydalanamayacaksın.”

Belki akıllarına iş düşürdüğümü sanıyorsunuz ama bunların tümü bebeklerine aşı vurdurmak istemeyenlere yapıldı. Sinovac veya Biontek için de yapsalar şaşırmayın yani.

Değerli yetkililer! Amacınız ne bilmiyorum ama bu aşı sebebiyle insanları ayrıştırmaktan, ötekileştirmekten, kişisel haklarına müdahale etmekten, siz efendiymişsiniz de halk da sizin kölenizmiş gibi davranmaktan, “Ben ne dersem o olur!” mantığından vazgeçin. Okullara, karakollara ve bilumum kamu kuruluşlarına aşı kâğıdı gönderip kabul veya reddedenleri fişlemekten vazgeçin.

Görünen o ki bu aşı labirenti sonsuza gidiyor. Bir giriyorsunuz, 1. doz, 2. doz, yetmedi 3. ve 4. doz. Sonra etkisi geçti, haydi baştan 1, 2, 3. dozlar. Her yıl yenilenen aşı kartları vs vs…

Devletler halklarıyla ayaktadır. Devleti ayakta tutanları ayaklar altına alma eğiliminizi bir kenara bırakın artık. Karşınızda çocuk veya cahil yok. İlim ve bilim sınıfından birçok insanı da karşınızda görüyorsunuz ancak buna rağmen nerden cesaret buluyorsunuz anlamak mümkün değil. Bırakın isteyen aşı vurulsun, kendini korusun. İstemeyen de her riski göze almışsa olmasın. Yahut tam tersi: Her riski göze alan aşı vurulsun, aşı olmayan da kendini korusun. İşin içyüzünü en iyi Allah bilir.