• DOLAR 6.862
  • EURO 7.791
  • ALTIN 399.245
  • ...

Hamd âlemlerin Rabbine, salât ve selâm da O’nun pak Rasûlüne olsun.

Sizi bilmem; ama bu virüs Ramazan ayına çok yakıştı ve iyi geldi. Virüsün verdiği zararlar, yıprattığı insanlar ve yaktığı canlar hariç tabii. Camilerimizin kapalı olması, mukabele yapılamaması, hepsi birer hüzün sebebi… Hem de ağlatırcasına. Ancak eve kapanıp kalmamızın güzel yönleri de yok değil.

Ramazan ayında karantinanın en güzel yönü olarak Ramazan eğlencelerinin iptal olmasını sayabiliriz. Yarı çıplak -sözüm ona- sanatçılar meydanlarda boy gösteremiyor bu yıl. İbadet ayını karnaval ayına çeviremiyor insanlar. Teravih vaktinde sokaklarda havai fişekler patlamıyor, kadınlı erkekli uygunsuz biçimde eğlenilmiyor. İftar saatleri eğlence saati olamadı bu yıl. Oruçsuzların sarhoşluklarına şahit olmadı meydanlar…

Ramazan, ümmet olmanın ayıdır. Ümmeti dinlemenin, derdiyle dertlenmenin, sorunlarını çözmenin ayıdır. Dikkat ettiyseniz bu saydıklarımızı ve daha fazlasını şu anda da yapabiliyoruz. Tek bir farkla: Ailemizin hakkından çalmadan…

Gözlemlediğimiz kadarıyla, özellikle mütedeyyin ailelerde Ramazan ayında aile her zaman ikinci plana itiliyordu. Babaların bitmek bilmeyen iftar davetleri sebebiyle anne ve çocuklar nerdeyse koca bir ay iftarı yalnız yapmak zorunda kalıyordu. “Ne yemek yapayım?” sorusuna sürekli “Ben iftara davetliyim. Siz istediğinizi yiyin.” sözü basit görünse de bir süre sonra ciddi bir muhabbetsizliğe sebep oluyordu. Daha ilginci şu ki iftarını evde ailesiyle yapmak isteyen aile reisleri tuhaf lakaplarla rencide ediliyor ve sonuçta yine ailelerin huzuru kaçıyordu.

Misafir gelecek diye bir gün öncesinden hazırlanmaya başlanan iftar sofraları da bu yıl tarihe karıştı. İnsan ailesi için de özenir ancak misafir için ne de olsa ayrı bir özen söz konusudur. Özene bezene sabahtan akşama yapılan ve artanı genelde çöpe atılan yiyeceklerin oranı da inşâallah azalır bu yıl. İftara çağrıldığı zaman menüyü sorup, yemeği sıradan bulduğu için davete icabet etmeyen Müslümanları da bu tabloya ekleyebiliriz.

Başka bir garabet: Geçtiğimiz yıllarda oruçla, Ramazanla alakası olmayan bir derneğin verdiği iftara rastlayan ve içeri girmek isteyen yoksul kimseler -kıyafetinden anlamışlar- kapıdan çevrilmiş. “Davetiyen yok, giremezsin.” demişler. Davetiyeyle iftar yemeği… İnsan gerçekten şaşırıyor.

Mukabeleyse ailemizle yapabiliriz. Teravihi tek başına kılmak sünnettir zaten. Ancak cemaatle kılmak istiyorsak ailemiz bunun için yeterli. Muhtaç ailelere yine ulaşabilir iftar yemekleri hususunda sıkıntılarını giderebiliriz. Zaten ille evimize çağırıp mahcubiyetlerini görmemiz gerekmezdi.

Rabbim her konuda ailesiyle ve eviyle yetinebilenlerden eylesin bizi. Hayatı eve sığdırabilmek de güzel ancak evde apayrı bir hayata kapı açanlardan eylesin cümlemizi.