• DOLAR 5.886
  • EURO 6.529
  • ALTIN 281.71
  • ...

Hamd âlemlerin Rabbine, salât ve selâm da O’nun pak Rasûlüne olsun.

Geçen yani şu hâlâ hasretini çektiğimiz Ramazan ayında ailemizi ziyarete gitmiştik. İftar sofrasında Ramazan ayının serin ve güzel geçtiğinin lafı açıldı. Babam dedi ki: “Biz bir daha sıcak aylarda oruca rastlamayız. Ama Allah ömür verirse siz rastlarsınız.” Sonra gülerek bir şeyler söyledi. Güldü de bizim içimizden bir parça koptu. Babam aynı cümleyi bayramda da kurdu, içimize açtığı yaradan habersiz. Gözyaşlarımla amansız bir mücadeleye giriştik; onlar “Çıkacağız.” dedi, ben “Durun durduğunuz yerde.” dedim… Berabere kaldık.

Hayat ne kısa… İnsanlar en fazla üç Ramazan ayı yaza denk gelecek kadar kısa yaşıyorlar. Bundan yüz yıl sonra istisnalar dışında dünyadaki hiç kimse yaşamıyor olacak. Her gün salalar veriliyor, birileri ölüyor; iyi ya da kötü… Ardından iyi söz ettirmekte hüner; ardından kötü iz bırakmamakta marifet…

Bir de sevdiklerimiz… Şu an nefes alıyorlarsa, istediğimiz zaman onlara ulaşabiliyorsak bu büyük nimet… Bu, her gün ölen yirmi bin küsur insandan birinin sevdiklerimiz olmadığı anlamına geliyor. Sonra biz… Arefe günlerinde toprağın altından bakmıyorsak sevdiklerimize, bu da büyük şükür sebebi… Hâlâ tövbe kapıları açık, hâlâ bekliyor Allah, hâlâ sevdiklerimize ulaşabileceğimiz imkânımız var, hâlâ namazlarımızı düzeltip zikirlerimizi artırmaya imkan var. Dolap dolusu, giymeye de vermeye de kıyamadığımız elbiseleri muhtaçlarla paylaşmaya hâlâ fırsatımız var. Kur’an’ı Ramazan ayından sonra da bağrımıza basacak, sevdiklerimizi bayramda değil normal zamanlarda da ziyaret edecek, ertelediğimiz güzel işleri yapacak olanak hâlâ var.

Evet, hayat kısa… Elektrikte ve suda tasarrufa gider gibi, en güzel sermayemiz olan ömrümüzde de tasarrufa gitmeliyiz. Saniye saniye verilen hayatta saniye saniye yaklaşılır cennete… Hiçbir zaman dilimi az değildir. İnsan beş saniyede kelime-i şehadet getirir de ebedi saadet kapısını aralar kendine. Subhanallah, elhamdulillah yahut Allahu Ekber diyerek Uhud Dağı kadar sevap kazanmak bir saniye sürer. En faziletli zikir olan Lâ ilâhe illallâh, iki saniyedir. Unutulmuş bir akrabamızı hatırlamak ve arayıp hatır sormak birkaç dakikadır. Böylece kum saatinin dolması gibi dolar insanın amel defteri hayırla ya da şerle…

Çocuklarımız an be an aşılanır iyi veya kötü insan olmak üzere. Bir kitap bir harfle başlar, bir yola tek bir adımla başlanır. Rabbim ânı dolu dolu yaşayanlardan eylesin bizi. Sevdiklerimizin ardından da kendi ölümümüzden sonra da vicdan azabı çekmekten korusun hepimizi. Ahirette ‘Keşke şunu yapmasaydım.’ Diyeceğimiz işler yapmamıza izin vermesin. Eklediğiniz hayırlı dualarla birlikte ‘âmîn’…