• DOLAR 7.716
  • EURO 9.061
  • ALTIN 467.97
  • ...

  Hastalık, bela ve sıkıntılar hayatın tabiatından olan ilâhi emir ve yasalardır. Allah Teala kullarına rahmetinden dolayı onların, farkında olamadıkları gelecek tehlikelere karşı uyarılarda bulunur. O’nun kullarına merhameti çoktur; rahmeti gazabına galiptir. Âlem O’nun rahmet tecellileriyle doludur. Hoşumuza gitmeyen, kötü sandığımız şeylerde bile İlâhî rahmetin saklı olduğunu bir vakit sonra idrak ederiz. Bu hakikati görebilen kalp ehli veli insanlar; “narın da hoş nurun da hoş” demişlerdir.

   Kaderin yolumuza attığı taşlar bizim yanlıştan dönüp doğruya ulaşmamız içindir; yoksa ayağımızı sakatlayıp bizi yolda koymak için değildir. Çoban, sürünün tehlikeli noktaya yaklaştığını görünce o tarafa bir taş atar ve sürünün dönmesini sağlar. İşte bela, hastalık ve acılar da bizim için uyarılardır. Azap ise, uyarıcıları kaale almayanlara dokunur. Çobanın uyarısını dinlemeyen sürünün, kurtlarla başı derde düşer. Evet azap, insanın isyandaki inadının karşılığıdır ve buna kendisi sebep olmuştur. Ne ekersen onu biçersin. Suçu yoktur kaderin.

   Bütün dünyayı aylardan beri sıkıntılara sevk eden şu virüs olayı da bir azap değil, uyarıdır. Bunda farklı düşünen birinin olacağını tahmin etmiyorum. Asıl mesele ise, bu uyarıcının verdiği mesajın anlaşılıp anlaşılmadığıdır. Şayet bu olaydan gerekli dersler çıkarılamazsa, bundan daha zor ve çetin uyarıcıların gelmesi ve hafazanallah sonunda azabın vaki olması kaçınılmazdır. Aylardan beri bütün devletleri kurumlarıyla beraber alarma geçiren bu virüsten alınması gereken en önemli ders ve mesaj, insanın ne kadar zayıf, aciz ve çaresiz olduğunu anlaması olmalıdır. Yani virüs kendine has diliyle bizleri uyarıyor ve özetle; “Ey insan kibir ve zulmü terk et. Acizliğini anlayıp tevazu sahibi ol. Firavunvari bir şekilde tekebbüre devam edip rububiyet iddiasından vazgeçmezsen, sen de o Firavunun uğradığı akıbetin bir benzerine uğrayacaksın. Ey insan, sen acizsin, haddini bil, isyan etme” diyor.  

   İnsanlık bu noktadan verilmiş uyarıyı anlayabildi mi peki? Maalesef; ne yazık ki hayır! Dünyadaki devlet ve hükümetlerin hepsi eski bildiklerini okumaya devam ediyorlar. Çıkardıkları savaşların hiç biri durmadı. Çıkarlarını korumak için ateşe verdikleri memleketlere silah sevkiyatları dur durak bilmeden devam ediyor. Silah satıcısı güçler para kazanmak, kazançlarını katlamak için kan kusan silahlarının satışlarına devam ediyorlar. Irkçılık, ayrımcılık ve her tür haksızlık, hukuksuzluk hız kesmeden sürüyor. İşgalci Siyonist rejim, durumdan vazife çıkarıp işgal ve katliamlarını daha da büyüterek sürdürmeye devam ediyor ve kimse buna “dur” demiyor, diyemiyor. Etnik ayrımcılık, ırkçılık ve buna dayalı asimilasyon politikalarında da bir değişiklik görülmüyor.

   ABD’deki ırkçı, ayrımcı politikanın en son ateşlediği yangının nerede duracağı belli değil. Kısacası devletler ve hükümetler seviyesinde değişen bir şey yok. Her kes bildiğini okumaya devam ediyor. Hem bildiklerini okumaya devam ediyorlar, hem de papaz ve din adamlarına, hocalara da virüs kalksın diye “dua edin” diyorlar. Tıpkı Mısırlıların, başlarına gelen musibetlerin kalkması için Hz. Musa(as)’dan dua ve yardım istemeleri gibi.

   Resmi sultaların dışındaki halk kitleleri olarak da virüsün sebep olduğu sıkıntılara tahammül ve sabretme konusunda iyi bir sınav veremiyoruz. Resmi makamların koyduğu yasak ve sınırlamalara uymakta hayli sıkıntıların yaşandığı anlaşılıyor. Uyarılara uyulmadığında, değişik sebeplerden alınan tedbirlerin gevşetilmesi durumunda yeni ve daha tehlikeli bir dalganın gelmesinden de korkuluyor.

   İşi, sıfatı ne olursa olsun her insanın yaşanan şu sıkıntılı sürecin verdiği mesajlar üzerinde düşünmesi lazım. Evde kalmanın, sosyal mesafede kalma mecburiyeti ve benzeri korunma tedbirlerinin hepsi mesajlarla doludur.

   Şimdilik pek değişen bir şey görünmüyorsa da ilerleyen süreçte çok kapsamlı değişikliklerin olacağını umut ediyoruz. İnsanlığın haddini anladığı, Müslümanların da İslam’ın şeklinden ziyade özüne ve mesajına odaklanacağı günlerin çok uzak olmadığına inanıyoruz. Sabahımızı sabırla bekliyor, bu sıkıntılı dönemin arkasındaki baharın muhakkak olacağına inanıyoruz. Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler.