• DOLAR 8.094
  • EURO 9.576
  • ALTIN 496.865
  • ...

Kaçak elektrik kullanım sorunu elbette ciddi bir sorundur. Yılların sorunu olmasına rağmen kimse doğru dürüst masaya yatırıp kalıcı bir çözüm üretmeye çalışmadı. Sadece konuşuldu. Sorun, kesilen elektrikler, verilen astronomik cezalar, aylarca elektriksiz kalan köyler, sulanamadığı için kuruyan tarlalar ile gündem oldu. Hem çiftçiler ve köylüler hem de dağıtıcı şirketler açısından oluşan mağduriyetler ile ön plana çıktı. Ama çözüm anlamında kimse bir tek kelime etmedi.

Bölgelere göre kaçak kullanım oranlarına bakıldığında özellikle Mardin, Urfa, Diyarbakır Gaziantep, Batman ve Şırnak illeri ilk sıralarda yer alan illerimizdir. Kaçak elektrik kullanımının suç olduğunu buralarda yaşayan vatandaşlarımız da biliyor elbette. Zira büyük çoğunluğu kaçak elektrik kullandığı gerekçesiyle mahkemelik olmuş, ağır cezalar almış ve bu cezalar neredeyse bütün resmi işlerinde ayaklarına dolanıp durmaktadır. Yani aslında vatandaş ağır bedelinin olduğunu bildiği halde kullanmaktadır. Bu da işin diğer ilginç yönüdür.

Peki bu ısrar niye? Bunu bazı görgüsüzlerimizin yaptığı gibi vatandaşların bilinçsizliği, cahilliği, tamahkârlığı veya ihtirası ile izah etmek ne kadar doğru, ne kadar yeterli olur? Bunu ciddi olarak sorgulamak gerekir. Zira bugün, özellikle batıda yaşayan insanlarımızın çoğunluğu meseleye bu perspektiften bakıyor. Hükümet de genel anlamda bu cihetten baktı. Köklü çözümlere yönelmemiş olması bunu göstermektedir. Ancak kazın ayağı göründüğü gibi değil maalesef.

Yine mesele gelip bölgeler arası kalkınmışlık farkı ile halkın yoksulluğuna dayanmaktadır. Elbette bölgesel etkenler ile farklı nedenler de vardır. Bunları sıralayacak olursak;

-En önemli nedenlerden bir tanesi elbette ki bölge halkının kalkınmışlık düzeyinin düşüklüğüdür. Elektrik fiyat tarifesi çok yüksektir. Şunu bilmek gerekir ki hiç kimse, bir zaruret olmaksızın kaçak elektrik kullanmaya tevessül etmez. Yani hırsızlık yapmaz. Kaçak elektrik kullananları savunmak anlamında anlaşılmamalıdır bu. Elbette suiistimal edenleri de vardır. Ancak realiteleri görmek durumundayız.

-Kaçak kullanımın en önemli kalemi tarımdır. Sulu tarım, elektrikli büyük dalgıçlar ile yapılmaktadır çoğunlukla. Bu da çok yüklü elektrik kullanımı anlamındadır. Yani eğer çiftçi, elektrik fiyat tarifeleri üzerinden parasını ödemeye kalkışırsa bütün mahsulünü satsa dahi bunun altından kalkması mümkün değildir. Bu durum, özellikle Mardin ve Urfa’da çok yaygındır.

-Mardin ve Urfa illeri, GAP kapsamında olan illerimizdir. Eğer GAP tamamlanmış olsaydı bütün tarlalar sulu tarıma kavuşturulmuş olacaktı. Sulamaya ihtiyaç kalmayacak, bölge halkı ciddi anlamda kalkınmış olacak ve kendi evinde dahi kaçak elektrik kullanmaya tevessül etmeyecekti. Kabul edilmelidir ki kaçak elektrik kullanımının tamamlanmayan GAP ile direk ilişkisi vardır. En azından bütün hidroelektrik santralleri tamamlanmış olacak, elektrik fiyatları da ucuzlayacaktı.

-Bölgesel farklılıklar çok önemli bir etkendir. Kışları soğuk ve yağışlı, yazları ise bunaltıcı derecede sıcak ve kurak olan karasal iklimden söz ediyoruz. Kışın ısınma, yazın ise serinleme; bölgenin ciddi bir sorunudur. Kışın elektrikli ısıtıcılar, yazın ise klima ve soğutucular, bölgede yaşayabilmenin temel ihtiyaçlarıdır. Şehir merkezlerinde daha yeni yeni doğal gaz imkânları oluşmaya başlamaktadır. Ancak kırsal kesimlerde bu imkân yoktur. Kaçak elektrik kullanımı, zaten genel anlamda kırsalda yaygındır.

Şimdi okuyucularımdan bazıları; hırsızın hiç mi suçu yoktur, diye soracaklardır haklı olarak. Kaçak elektrik kullanmanın savunulacak bir tarafı yoktur elbette. Ancak dar gelirli vatandaşların elektrik faturalarını hakkıyla ödeyebilmelerinin ne kadar zor olduğunu da görmek durumundayız. Urfa sıcağında yaşayan bir aile, yazın en az iki klima/soğutucu, kışın da iki tane elektrikli ısıtıcı kullanmak zorundadır. Yani kırsalda yaşayan ve kaçak elektrik kullanmayacak olan bir aile, en iyimser ihtimal ile aylık 1000 TL elektrik faturası ödemek zorunda kalacaktır ki bu mümkün değildir.

Aslında kaçak elektrik sorunu, bölgedeki açmazlara, ekonomik sıkıntılara, bölgeler arası kalkınmışlık farkına, ihmallere, görmezden gelmelere ışık tutan güzel bir perspektiftir. Eğer bir suç işleniyorsa; bunun bir tarafı vatandaş ise bir tarafı devlet, diğer bir tarafı da aslında hepimiziz.