• DOLAR 5.797
  • EURO 6.495
  • ALTIN 277.84
  • ...

Bugün Türkiye siyasetinin hakikaten çok fazla sorunu vardır. Yıllardan beri bu sorunlar, dost ve düşman olan herkes tarafından aslında ifade edilmektedir. İş bugün öyle bir noktaya geldi ki artık halkın kendisi hesap sormaya başladı. Ak Parti, kaderin cilvesine bak ki Milli Görüş hareketinden ayrıldığı yöntemin aynısı ile bugün karşı karşıya kalmış gibi. Zira Ali Babacan ve ekip arkadaşları ile Ahmet Davutoğlu, Ak Parti hareketini bölecek yeni partilerini kurmak üzeredirler. Bu gelişmeler, elbette ki Ak Partiyi de Türkiye’nin geleceğini de ciddi olarak etkileyecek gelişmelerdir.

Türkiye, son on yılda, çok ciddi olaylar ve süreçler yaşadı. Yaşanan bu sorunların bazıları iktidarın kendi eli ile yaptıklarından dolayı yaşandı. Bazıları da dış etkenlerden hasıl oldu. Ak Partinin kendisinin kuruluş şekli, çok hızlı bir şekilde ve kısa sürede siyasete hakim olması süreci, yaşanan bu olayların ilki, belki de en önemlisidir.  Bu olay aslında bir miat idi. Zira ilk defa Ak Parti şahsında muhafazakar ve mütedeyyin kesimler iktidara geliyordu. Sonrasında yaşanan FETÖ ortaklığı, bunun Türkiye’deki bütün kurum ve kuruluşlara olan derin tesiri, yaşanan ciddi olaylardan bir diğeridir. Sonrasında FETÖ’nün ülkeyi ele geçirme girişimi, PKK ile işbirliğine gitmesi, Ergenekon ve diğer bir çok kesim ile girdiği kanlı bıçaklı savaş, bu savaşın bütün Türkiye’de tozu dumana katması; takip eden bir diğer unutulmayacak olaylar silsilesidir.

İlkin Erdoğan tarafından başlatılan, ancak sonrasında FETÖ-PKK-HDP konsorsiyumunun ele geçirdiği ve inisiyatifi ele aldığı sözde çözüm süreci, bunun yaşadığı evrimler, masanın devrilmesi sonrasında başta Kürt toplumu olmak üzere bütün Türkiye’ye ödettirilen bedel, Doğu ve Güneydoğuyu savaş alanına çeviren çukur çatışmaları, buralara gömülen 7-8 bin insanımız, yıkılan şehirler ve kaybolan zaman…  İz bırakan süreçlerden bir diğeri oldu.

Suriye savaşı, bunun Türkiye’ye yönelik siyasi, sosyal, askeri sonuçları; bölge ülkeleri ile defalarca savaşın eşiğine gelinmesi, dâhil olunan vekâlet savaşları, Türkiye’nin buradaki duruş ve stratejilerine karşı ödediği ağır bedeller, bozulan ilişkiler, kurulan yeni ittifaklar, yeni ittifakların oluşturduğu yeni düşmanlıklar da bir ülkenin karşı karşıya kalabileceği en zor durumlardır.

Bunu izleyen süreçte yaşanan darbe, darbe sürecinin Türkiye’nin önüne koyduğu yeni konsept, yeni yol arkadaşlıkları ve yeni Türkiye. Bu yeni Türkiye’nin herkesin önüne koyduğu sistem değişikliği, yaşanan süreçlerin belki de en ağırı ve kapsamlısı oldu.

Bütün bunların ötesinde; 17 yıl iktidarda kalmayı başaran Ak Partinin dışarıya çok da yansımayan iç kavgaları, bloklaşmalar, iktidar entrikaları; elmanın içindeki kurt gibi içten içe partiyi çürütüp durdu.

Yaşanan bu süreçler, Ak Partiyi ilk bulunduğu noktadan çok uzak bir noktaya sürükledi. Sistem değişti, ancak sorunlar değişmedi. Muhafazakâr ve mütedeyyin insanlar, iktidar nimetleri ile imtihan edildiler. Yönetim ile imtihan edildiler. Adalet ile ve kardeşliğin tesisi ile imtihan edildiler. Ancak bu imtihanda çok başarılı olamadılar. Karşıtlar çoğaldı. Kin ve adavet birikti. Bu karşıtlık ve kin, güçlü bir cephe oluşturdu. Bütün muhalefetin bir çatı altında toplanmalarını kaçınılmaz kıldı.

Başkanlık sisteminin bir yıllık pratiği de ortaya koydu ki; yeni sistemin revize edilmesi gereken birçok yönü vardır. Parlamentonun etkinliğinin salt yasama ile sınırlandırılması doğru olmamış, daha etkin bir denetim gücüne de sahip kılınması ihtiyacı hâsıl olmuştur. Partili cumhurbaşkanı hükmü de ciddi olarak tartışılmaya başlandı.

Gelinen noktada mesele; sadece Ak Partinin geleceği meselesi değildir. Muhafazakâr, mütedeyyin insanların iktidar serüvenlerinin başarısız bir deneyim olarak bitmesinin oluşturacağı tahribat, yüz yıl boyunca telafi edilemez. Şimdiye kadar ki icraatların ağır sorumluluğunu sırtında taşıyan sayın Erdoğan, geleceğin Türkiye’sinin nasıllığının bütün sorumluluğunu da taşıyacaktır. Yeni dönem, kişisel veya partisel ikbal endişelerinin çok ötesinde; bu memleketin geleceğinin inşası için değerlendirilmelidir. Ülkenin geleceği yeni vesayetlere veya palazlanmış eski mantaliteye mahkûm bırakılmamalı, bunun tedbiri alınmalıdır.