• DOLAR 8.691
  • EURO 10.385
  • ALTIN 498.247
  • ...

   Geçen haftaki yazımızda orucun manevi faydalarına değinmeye çalışmıştık. Bu yazımızda ise orucun bedensel faydalarına değineceğiz inşaallah.

“Oruç tutunuz ki, sıhhat bulasınız!” hadisi ışığında oruç esnasında vücudumuzda ne gibi değişikliklerin meydana geldiğine bir bakalım:

1-Kan şekeri düzeyinde düşme olur.

2-Kan insülin düzeyinde düşme olur.

3-İnsülin direncinde azalma olur.

4-Metabolizma yağ yakma moduna girer, önce kandaki yağları, sonra başta karaciğerimizde birikmiş yağları enerji olarak kullanmaya başlar.

5-Kan trigliserit ve Kötü Kolesterol LDL seviyesi düşer.

6-Karaciğer yağlanması azalır.

7-Enflamasyon baskılanır.

8-Gençlik genleri olan ‘sirtuinler’ aktive olur, gençlik hormonu ‘somatotropin’ salgılanmaya başlar.

9-Bağışıklık sistemi güçlenir.

10- 14 saati geçen açlık durumunda, hücrelerde ‘otofaji’ başlar.

11-Sağlıklı kilo verilir.

 Bu faydalar arasında en önemli olanların başında gelen ve kısa bir süre evvel bir bilim adamı tarafından tespit edilen hücrelerdeki ‘otofaji sistemi’nin çalışmasının kanser gibi hastalıkların önlenmesinde dahi etkisi olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

 Kısaca özetlemek gerekirse otofaji; uzun süren aç kalma durumlarında hücre içerisinde bir geri dönüşüm sisteminin aktive olması anlamına gelir. Hücre kendisinde bulunan atık maddeleri yok etmeye başlar. Bilim adamı Yoshinori Ohsumi bu buluşuyla 2016 yılında Nobel tıp ödülünü almaya hak kazanmıştır.

  Bir de Marie-Reine Geffroy’un “Tam Bir Arınma Vasıtası Olarak Oruç” adlı kitabından alıntıladığımız araştırma bulguları, her ne kadar Hıristiyanlık çerçevesinde ve vejetaryen bir yaklaşımla yorumlanmış olsa da oruç ibadetinin fizyolojik tesirlerinin incelenmesi bakımından önemlidir.

  Geffroy oruçla ilgili şunları söyler: “Bugün bazı kimselerin oruca karşı olumsuz tavrı bilhassa bir peşin hükümden kaynaklanmaktadır. Oruca karşı takınılan bu olumsuz tavır, zayıf düşmemek için, beslenmek hatta aşırı derecede beslenmek zorunluluğu ile ilgili bir peşin hükümden kaynaklanmaktadır.”

Geffroy’a göre “aşırı yiyecek gücü artırmak yerine, aksine azaltmaktadır.” Bunun üç nedeni vardır:

1) Vücutta bulunan yiyecekler, hazmedilecek kısmını aştığında buna “ar-tık” denir. Bu vücuttaki azalara aşırı yüklenmeye sebep olacağı için görevlerini yapmalarına engel olur.

2) Bu artıklar sindirim ve hazım işlevinde yavaşlamaya sebep olur ve vücut bu artıkları telafi edebilmek için de çok çalışmak zorunda kalır.

3) Bu yiyeceklerin hazmedilmesi vücutta fazla enerji kaybolmasına sebep olur.

Yine “Oruç esnasında vücuttaki yağ depolarının harekete geçmesi ve bu sayede damar sertliğinin teşekkülünün önlenmiş̧ olması, kolesterol yüksekliği, yüksek tansiyon, bazı ateşli hastalıklar, bazı böbrek rahatsızlıkları” gibi refah düzeyi yüksek kişilerde olan bu hastalıkların iyileştirilmesi için oruç ibadeti önemli bir alıştırmadır. Bunlar orucun insan vücuduna olan faydaları üzerine yapılan araştırmalarda ortaya konmuştur.

  Oruç aynı zamanda durmadan çalışan vücut azalarının dinlenebilmesi açısından da perhizden farklı olup sağlığın muhafazası için vazgeçilmez bir ibadet olarak kabul edilmektedir.

  Son yıllarda su orucu, aralıklı oruç gibi isimlerle revaç bulan yöntemler aslında İslam’daki oruç ibadetine bir nevi alternatif oluşturmak amacına yönelik bir çaba gibi geliyor. Yılın bir ayında tutulan Ramazan orucu ve sene boyunca devamlı surette tutulan pazartesi ve perşembe oruçları aslında yeme alışkanlığını oruç çerçevesine oturtmak için yeterlidir. Orucu bir yaşam tarzı haline getirmek yukarda saydığımız faydaları açısından elzemdir.

 Zira Rabbimizin emaneti olan bedenimize, ahirette sorguya mahal verecek derecede yüklenmemek ve oruçla bedeni dinlendirerek sıhhat bulmasını sağlamak her Müslümanın mükellefiyetidir. Rıza-i İlahi ise en baştaki arzumuz olmalıdır…

 Selam ve dua ile…