• DOLAR 5.686
  • EURO 6.377
  • ALTIN 260.688
  • ...

İstanbul seçimleri yenilendi ve Binali Yıldırım bariz bir farkla seçimi kaybetti.

Aslında seçimi kaybeden/ettiren Binali Yıldırım değil, AK Parti ve de Erdoğan oldu.

Binali Yıldırım’ın şahsiyeti, söylemleri, üslubu ve projeleri ile sadece seçime girmiş olsaydı AK Parti, eminim seçimi kazanırdı. Zira Binali Yıldırım, hizmet konusunda kendisini ispatlamış biri, söylemleri daha yapıcı ve kişiliği de sempatik.

Son zamanlarda çok dillendirdiğimiz gibi halk içinde iktidardan, AK Parti belediyelerinden ve de parti teşkilatlarından ciddi bir rahatsızlık vardı. Bu rahatsızlık yolsuzluğa, haksızlığa ve de kibre dayanıyordu. Parti yetkilileri dostane uyarılara kulak asmadıkları gibi (7 Haziran 2015, 24 Haziran 2018, 31 Mart 2019 seçimlerinde) halkın sandığa yansıttığı tepkiden de ders çıkarmadılar.

Bir de iktidar, belediyeler ve parti teşkilatlarının kaybettiren yanlışlarının yanında Erdoğan’ın özellikle son dönemlerdeki söylemleri ve tavrı ciddi manada kaybettirdi. Tabir-i caizse atılan bazı adımlar ve yaptığı bazı açıklamalar ancak akıl tutulması ile izah edilebilir. Süreç içinde bütün Kürtleri rahatsız eden, buna rağmen ısrarla kullandığı milliyetçi dil bunun en bariz örneği.

Hele son Öcalan hamlesi...

Seçime son iki gün bana, seçimde ne olur diye soranlar çok iyi bilir, onlara şu cevabı vermiştim: Binali Yıldırım belki kazanabilirdi ama Erdoğan’ın son hamleleri ve açıklamaları büyük ihtimalle kaybettirecek.

Ki, öyle de oldu.

Karşı ittifak cephesini, HDP/PKK üzerinden, teröristlerle işbirliği yaptılar diye vuracaksın, sen çıkıp son gün, “terörist başı” diye hitap ettiğin Öcalan’ın mektubuna sarılacaksın, Öcalan üzerinden destek aramaya veya seçimi kazanmaya çalışacaksın!..

Akıl işi değil!

Eminim Öcalan, zihniyet olarak göbekten bağlı olduğu CHP kazandı ve kendisi de bunda rol aldı diye, şu anda sevincinden hücresinde dört dönüyor.

Cumhuriyet tarihi boyunca Kürtlere verilmemiş hakları veren Erdoğan’a kaybettiren temel unsurlardan biri de son dönemlerde Kürtler hakkında geliştirdiği çok kırıcı ve incitici söylemleri oldu. Erdoğan gibi yılların siyasetçisi biri -ve geldiği gelenek, sahip olduğu inanca rağmen- bunu nasıl yapıyor, akıl almıyor.

10 Ağustos 2017 tarihli Doğru Haber Gazetesi’ndeki, “Aynı yanlışlar ve derin devletin oluşacağı zeminler” başlıklı yazımın sonunda şunu söylemişim:

Şu da bilinmelidir ki; bugün PKK’yı savunan ve ona destek veren Kürtlerin büyük bir kesimi PKK’nın haklılığından, doğruluğundan ve PKK’nın sahip olduğu ideolojiyi  benimsemiş olmasından dolayı değil, devletin yanlışlarından ve zulümlerinden dolayı PKK’nın yanında yer alıyor.”

Bugün buna şunu da ekleyebilirsiniz; son seçimleri CHP, doğrularından veya ideolojisinin benimsenmiş olmasından dolayı kazanmadı. AK Parti’nin yanlışlarından dolayı kazandı.