• DOLAR 6.698
  • EURO 7.319
  • ALTIN 341.28
  • ...

 

Irak’ta aylardır süren ve şiddetin zirvesini gören protestolar, yerini yeni bir siyasi krize bıraktı.

Normal süreçlerde bile yeni bir hükümetin kurulması aylar alırken, istifa ettirilen Abdulmehdi’den sonra protestolar arasında farklı dayatma teknikleriyle kıstırılan siyasi arenadan yeni bir başbakan çıkarmak kolay olmasa gerek.

 

Abdulmehdi neden istifa ettirildi, yeni başbakan seçimini kimler engelliyor? Mecliste başlıca iki koalisyon var ve prosedüre göre en büyük koalisyon olarak kabul edilen El Bina’nın yeni başbakan adayını Cumhurbaşkanı’nın onayına sunması gerekiyor. El Bina koalisyonu ilk olarak Kusay Suheyl’i aday gösterdi, ancak Cumhurbaşkanı Berham Salih reddetti. İkinci bir aday olarak teklif edilen Esad İydani için “Saygın bir kişiliği var ancak hükümeti kurma görevini İydani’ye vermeyeceğini” belirterek özür diledi, gerekirse parlamento huzurunda istifa etmeye de hazır olduğunu bildirdi.

 

Bu durum yeni bir siyasi krize kapı aralarken, Abdulmehdi’yi istifaya zorlamak için sokakları ateşe veren “İrade”nin hala siyaset mekanizmaları üzerinde etkin olduğunu gösterdi. Hafta içerisinde Katar merkezli el-Cezire televizyonuna demeç veren Asaibu Ehl-i Hak Hareketi Lideri Kays el-Hazali, “Abdulmehdi, ABD’yi reddetmenin bedelini ödedi” iddiasında bulunarak şunları söyledi: “Amerikan Başkanı Donald Trump, Adil Abdulmehdi’den Irak petrolünün yarısının ABD’ye teslim edilmesini istedi, Abdulmehdi ise bunu reddetti.”

 

Abdulmehdi’yi gerçekten ABD mi devirdi?

Ekim ayında İndependet sitesi, “Trump, Abdulmehdi’nin üç görüşme isteğini neden reddetti?” başlığıyla Washington’daki kaynaklara dayandırarak yayınladığı haberde, gösterilerin başlamasından önce Beyaz Saray’da Abdulmehdi’nin kaleminin kırıldığını ortaya koymaktaydı.

Sitenin resmi kaynaklara dayandırdığı haberinde Beyaz Saray başlıca üç ana konudan dolayı Abdulmehdi’yi gözden çıkarmışlardı:

 

Birincisi: ABD ve bağlantılı şirketlerinin göz diktiği Irak kaynaklarına karşı Abdulmehdi Çin ve şirketleriyle bir dizi anlaşma imzalamıştı. Beyaz Saray, “ABD şirketlerinin zararına” olacak şekilde ticari anlaşma yapılmasından dolayı öfkelerini gizlememekteydiler.

 

İkincisi: Irak’ta Haşdi Şabi güçlerine ait esrarengiz saldırıların arkasında Siyonist işgalci rejimin olduğunu açıklaması. Beyaz Saray’a göre Abdulmehdi’nin bu tutumu İran’a boyun eğmek anlamına geldiği gibi, Haşdi Şabi’nin saldırılara karşılık verme olasılığını meşrulaştırmış oluyordu.

 

Üçüncüsü: Suudi Arabistan ve İran arasında süren gerginliği azaltmak için arabuluculuk yapma girişimiydi. Amerika, Körfez’de gerginliğin sürmesini isterken Abdulmehdi’nin gerginliği azaltma girişiminde bulunması, affedilmeyecek hatalardan diğer birini oluşturmaktaydı.

Trump’ın üç kez istenen randevuya cevap vermemesinin nedenleri özetle bu şekilde izah ediliyordu.

 

Neticede olanlar oldu ve Abdulmehdi istifa etmek zorunda kaldı. Zaten protestocuların ortak söylemi de Abdulmehdi kabinesinin istifası şeklindeydi.

Son günlerde yeni bir siyasi krize aday görünen yeni başbakan seçiminin ardındaki gizem, muhtemelen Abdulmehdi’yi istifaya götüren nedenlerle doğrudan ilgilidir.

 

Bu anlamda geçen hafta ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Davi Hale’nin Bağdat’a giderek yetkililerle görüşmesi ve ardından benzer bir siyasi kriz yaşayan Lübnan’a geçerek yeni hükümetin kurulması için sömürge valisi edasıyla racon kesen açıklamalarda bulunması, siyasi krizlerin aşılamaması önündeki sis perdesini aralamaya yetiyor.