• DOLAR 6.769
  • EURO 7.634
  • ALTIN 366.799
  • ...

Büyük Şeytan ABD’nin Başkanı Trump bir iki gün içinde yüzyılın anlaşmasını açıklayacakmış. Yüzyılın anlaşması dediği Müslümanların mukaddes beldelerini, Kudüs’ü, peygamberler yurdu Filistin’i, hatta Ürdün ve Suriye’nin en bereketli topraklarını Siyonist çeteye peşkeş çekmek. Böylece başkenti Kudüs olan büyük işgalci Siyonist rejimin önündeki engelleri kaldırmak... Bunu da Müslümanların, yani İslam ümmetinin parasıyla yapacakmış. Petrol zengini Arap şeyhliklerine talimat verip kaynak sağlayacakmış.

Büyük Şeytan ve bunak başkanı yüzyılın anlaşmasına karşı çıkmak isteyenlere de tehditler savuruyor. Onları ambargolarla, askeri müdahalelerle, Kasım Süleymani cinayetinde olduğu gibi suikastlarla korkutmaya çalışıyor. En büyük tehdidi de başta HAMAS, İslami Cihat ve Hizbullah’a yapıyor. HAMAS ve İslami Cihat boyun eğmezse onları Gazze’den sürecekmiş. Zaten Gazze’yi de Siyonist rejimin topraklarına katacakmış.

Meşhur bir söz var, ‘eceli gelen köpek cami duvarına…’ diye. Peki, Amerika ve başındaki bunak bu girişimin ne kadar riskli olduğunu bilmiyor mu? Kudüs ve Filistin davasının ümmeti birleştiren bir tutkal olduğunu, böyle bir girişimin ümmet arasında arzulanan vahdet ve uhuvveti sağlayabileceğini, mücadele ve cihad ruhunun bütün bir ümmet coğrafyasını kapsayabileceğini tahmin etmiyor mu? Bence Büyük Şeytanın bunak başkanı, onu yönlendiren derin güçler ve Siyonistler bu riskin farkında. Bunun bir kumar olduğunu biliyorlar. Ama şanslarını denemekten başka çarelerinin olmadığının da farkındalar.

Çünkü İslam topraklarında ciddi bir uyanış ve diriliş var. Müslüman halklar Amerika’nın önderliğindeki Batılı güçlerin kendileriyle ilgili gerçek niyetlerinin farkına vardılar. Eskiden Amerika ve diğer Batılı şeytani güçler; Demokrasi, insan hakları, kalkınma, çağdaş uygarlık, özgürlüğü sağlama gibi masallarla Müslüman halkları kandırabiliyorlar, kendi elleriyle ümmetin başına bela ettikleri zalim rejim ve örgütlerin zulümlerini bahane edip İslam topraklarını işgal edebiliyorlardı. Müslümanları uyutup rahat bir şekilde zenginliklerini çalıp talan edebiliyorlar, sömürü çarklarını bedel ödemeden döndürebiliyorlardı.

Lakin ümmet uyandı. Müslümanlar artık zenginliklerinin çalınmasına rıza göstermiyor. Sahtekâr Batının masallarına da kanmıyor. İşgal ettikleri İslam topraklarında, denetim altına aldıklarını sandıkları Irak gibi ülkelerde bile milyonlar sokaklara dökülüp defolup gitmelerini istiyor.

Amerika ve Batılı güçler Yüzyılın Anlaşması projesiyle İslam topraklarındaki en önemli müttefiklerini güçlendirip sömürü ve talanlarını sürdürebilme hayalleri kuruyorlar. Ümmetin kalbine saplanmış nükleer bir gücün varlığı onların çıkarlarının en büyük koruyucusu olacak kuşkusuz. Bu yolla Müslümanları zayıflatmak, kalplerine korku düşürmek, direnmek isteyenleri yıldırmak istiyorlar. En bereketli topraklarında, kutsal mekânlarının üzerinde, başkenti Kudüs olan, büyük, nükleer bir Yahudi devletinin kurulmuş olduğu bir ümmet için zilletten başka ne düşünülebilir ki?

Allah’ın izniyle bu bomba onların ellerinde patlayacak. Oynadıkları bu büyük kumarı kaybedecekler. Yüzyılın anlaşması onlar için yüzyılın en büyük hezimeti olacak. Ümmetin izzetini hedef almış olan bu alçak proje ümmetin evlatlarını birleştirecek. Şii-Sünni ümmetin tüm evlatları Kudüs için güle oynaya ölüme koşacaklar. Kudüs için kendilerini feda edecekler. Ve Kudüs kesinlikle kurtarılacak, Hazreti Ömer’in, Selahaddin’i Eyyubi’nin emaneti özgürlüğüne kavuşacak!

İşte o gün, Kudüs’ün kurtarılacağı o yakın gün gelip çatınca Siyonist çeteler için tek bir yol kalacak: Yok olup gitmek! O gün bel bağladıkları efendileri, dostları, Amerika ve Batı imdatlarına koşamayacaklar. Çünkü onlar çoktan mübarek İslam topraklarından defolup gitmiş olacaklar.