• DOLAR 7.66
  • EURO 8.912
  • ALTIN 458.62
  • ...

Geçen hafta Aydın Doğan'ın gazetesi "Karargah Rahatsız" başlığını manşetine taşımıştı. Ardından ABD Konsolosu Specht, Güneydoğu illerinde gezi turuna başladı.

Bilindiği üzere 20 yıl önce 28 Şubat darbesine zemin hazırlayan basının gazete başlıkları ve onları harekete geçiren emperyal güçlerdi.

O günden bugüne birçok olay ve badireler atlatıldı. 27 Nisan Muhtırası, 317 kaosu, Ergenekon operasyonları, Çözüm süreci, 6-8 Ekim olayları, Çukur siyaseti ve Suriye operasyonu 20 yıllık bir döneme damgasını vuran olaylardan başlıcalarıdır ve özellikle 15 Temmuz darbe girişimi bu olayların zirvesidir. 1960 darbesi ve akabinde yapılan ABD/Nato güdümlü darbelerle halkı terbiye etmek(!) isteyen dış güçlere 15 Temmuz'da dersini veren milletin uyanışı ve kıyamı unutulmayacak kadar önemli bir dönüm noktasıdır elbette.

Fetö darbesini başaramayan AB(D), boş durmayacak elbette. 1 Asra yakındır ülkenin dinine savaş açan, ülkenin yönetiminde söz sahibi olan ve istediği atı oynatanlar elbette ki bu savaştan ve kazanımlarından çarçabuk vazgeçmeyeceklerdir.

Filmlerde izlemişsinizdir; Filmde biri bir icat yapar ama gün gelir O icat sahibine zarar vermeye başlar. 1980 Darbesi ve 15 Temmuz darbesi arasındaki başarı ve başarısızlıktan bahsediyorum. 12 Eylül veya önceki darbelerde Ordu darbe yapar ardından ülkenin tek Tv kanalı ve radyosundan "Ordu yönetime el koymuştur" anonsu ile uyanan veya duy(a)mayan halk birşeyler yapmak istese de iş işten geçmiştir artık! Son 10 yıla damgasını vuran teknolojik gelişmelerle birlikte dünyada basın ve Sosyal medya'nın ön plana çıkması (Her ne kadar kendi menfaatleri doğrultusunda çıkarmışlarsa da) icadı yapanların aleyhine dönebilmiştir. Örnek olarak dünyanın herhangi bir Müslüman ülkesinde bir şehri tamamen yok eden Batı'nın bugün en ufak bir saldırısında Sosyal medya sayesinde anında duyuyor ve tepkimizi gösterebiliyoruz. Türkiye'de 7 milyona yakın Twitter kullanıcısı var. Tabi bu sayının çok azı bilinçli ve faydalı şeyler paylaşıyor.

15 Temmuz darbe girişiminin önlenmesinde de medya ve Sosyal medya çok büyük bir rol oynadı. Tabi milletin bilinçlenmesi ne oranda ise Sosyal medyaya yansıması da o oranda olmuştur. Halk bilinçleniyor ve en ufak bir olayda anında tepki gösterebiliyor ve organize olabiliyor. Bu açıdan bilinçli bir Sosyal medya kullanımı için bilinçli bir topluma ihtiyaç olduğu gibi bilinçli bir toplumun oluşmasında bilinçli bir Sosyal medya kullanımı da bir o kadar önemlidir.

Konunun başına dönersek yine 15 Temmuz darbe girişiminin başarısızlığa uğramasıyla ve Fetö'ya yönelik yapılan operasyonlarla asker içinde boşalan yerlere Kemalist zihniyetli rütbeliler yerleşmeye başladı. Darbenin akabinde yazdığım bir yazıda Ordu içinde daha görev yapıp Ergenekon'dan dolayı ilişiği kesilen "Subayların acilen göreve çağrılması" meselesinde kasetin tekrar başa sardığını yazmıştım.

Ha Fetö ha Ergenekon! Biri dinsizlik ile biri münafık yüzü ile efendilerine hizmet ediyor. Her ne kadar birbirlerine düşman görünseler de mevcut siyasi konjonktür gereği birinin miadı dolduğu için diğeri devreye girip ötekinin yerine geçip görevi devralan ve perde arkasında ise aynı masada yer alan aynı mihraklara hizmet eden Din, Ülke ve millet düşmanı yapılardırlar.

Fetö'nün zayıflamasıyla Kemalist bir darbenin tehlikesi gözardı edilemez.

Son bir hafta içinde yaşanan olaylarla ne yapılmak isteniyor sorularının cevabını arıyoruz.

Karargah Rahatsız başlığını gazete manşetine taşıyan Aydın Doğan, bu cesareti nerden alıyor?

Almanya ile sıkı ilişkileri olan Doğan'ın AB(D) merkezli hareket ettiği ve yeni bir hazırlığa işaret değil mi?

Fetö'dan tutuklanan sanığın "Kılıçdaroğlu'nun darbeden haberi vardı" itirafı gözardı mı edilecek?

Konu ile alakalı Kılıçdaroğlu'na soruşturma düşünülüyor mu?

Fetö'dan boşalan yerlere yerleşen ve TSK'daki başörtü yasağının kaldırılmasıyla Kemalist Subayların rahatsız olduğu ve darbeye hazırlık yapıldığı doğru mu ve bunlara yönelik bir önlem alındı mı?

ABD Konsolosu'nun da harekete geçip Güneydoğu'da İl İl dolaşıp kayıtdışı bir şekilde kapalı kapılar ardında toplantılar gerçekleştirmesi bölge Valisi mi darbe temsilcisi mi sorularını akla getirmiyor mu?

Hatırlarsanız ABD Konsolosu'nun bölgeye her gelişinin ardından olaylar patlak verir ortalık toz duman olur. İslami STK'lara saldırılar, 6-8 Ekim olayları, Cizre'de Pkk'lilerin HÜDA PAR'lı ailelerin bulunduğu mahalleyi 10 saat boyunca kuşatıp ateş altına alması sadece bu olaylardan bir kaç tanesidir.

Bir önceki ABD Konsolosu Espinoza görev yaptığı 3 yıl boyunca Ispanak gibi ülkeyi sıktı suyunu çıkardı. Görevi devralan Specht ülkeyi ve milleti sepetlemenin gayreti içerisinde ve görevini en şekilde yerine getirmeye çalışıyor.

Sormaya devam ediyoruz; ABD Konsolosu'nun bölge toplantıları ile Pkk'yi canlandırılması ve darbeyle birlikte iç savaş/kaos mu oluşturulmak isteniyor?

Konsolos hanım bunlarla ilgilenmiyorsa neden gelmiş, Yaprak dolması'nın tarifini öğrenmeye ve yapmaya gelmemiştir herhalde!?

ABD Konsolosu'nun elini kolunu sallaya sallaya ülkenin içişlerine karışması ve karıştırmaya çalışması iktidarı rahatsız etmiyor mu ve buna karşın bir tedbir düşünülmüyor mu?

Bu olaylara paralel olarak Almanya'nın Hayır blokunun toplanmasını desteklemesi ve Türkiye'ye karşı açık bir hasmane tutum sergilemesi bu hazırlıkların bir parçası mı?

Bu soruların cevabı zor değil. Feraset ve basiret ehli müminler isek bu soruların cevapları zor olmasa gerek. Ama! Bildiğimiz bir şey var; "Küfür tek millettir"

Ve yine bildiğimiz ama uygulamaya hasret kaldığımız bir şey var; "Tüm müminler kardeştir" prensibini uygulamaya geçirmek için "Hepiniz Allah'ın ipine sımsıkı sarılın" ayetini kendimize rehber edinirsek inanın hiç bir İslam düşmanı süper güç(ler) dahi olsa bizimle baş edemeyecektir.

Allah'ın ipine sarılan Allah'ın gücüne dayanmış olacaktır. Şüphesiz kurtuluşa erenler Allah taraftarları olacaktır.

"Allah katında tek din İslam'dır." Rabbim bizleri İslam ve İman üzere kardeşliği esas alan asabiyet, milliyet ve Irk taasubundan arınmış, kaynatılmış kurşun gibi kenetlenen ve İslam uğruna birbiri için candan vazgeçen kullarından ve ümmetinden eylesin.
Bu bilince sahip olursak işte o zaman bizi rahatsız etmek isteyenleri rahatsız edebileceğiz.