• DOLAR 6.856
  • EURO 7.709
  • ALTIN 392.176
  • ...

Suriye... Milyonlarca insanın sürgün edildiği, yüz binlerce insanın öldü(rüldü)ğü bir savaş!

9 yıldır bitmeyen bir savaşta kazananın olmadığı sadece emperyalistlerin kazandığı bir savaş. Mermilerin hedef tanımaksızın sıkıldığı, haklı ve haksızın iç içe girdiği, Müslümanın Müslümanı katlettiği, yeraltı kaynaklarının emperyalistlerce tarumar edildiği, Çocukların yetim kaldığı, mazlumların yurtlarından edildiği, Sünnilerin Sünnileri, Şiilerin Sünnileri - Sünnilerin Şiileri katlettiği, Müslüman kanının pazara çıktığı, hiç bir değer ifade etmediği fitne kazanının merkezi olan bir ülkeden bahsediyoruz.

"Evet fitne katilden beterdir" ayetinin unutulduğu veya kendi bakış açısıyla yorumlayanların bıraktığı tahribattan bahsediyoruz.

Bu savaşın Müslümanlara verdiği zararın, tahribatın telafisi olacak mı bilemiyorum. Ardından büyük tefrikaları, ayrılıkları beraberinde getirdi ve getirmeye devam ediyor.

Emperyalistler bizi birbirimize düşürmeye, varlıklarımızı talan etmeye, yok etmeye devam ederken ümmet iç ihtilaflarla zayıf olan gücümüzü daha da tüketmenin gayreti ve yarışı içerisinde maalesef!

Malumunuz olduğu üzere geçen hafta büyük bir savaştan dönüldü.

9 yıldır süren Suriye iç savaşı konusunda çok şeyler yazıldı, çizildi. Ama bidayetinden bu yana HÜDA PAR'ın göstermiş olduğu tavrı duruşu takdir etmemek elde değil!

O günden bugüne çizgisini koruyan HÜDA PAR şu hususlara dikkat çekerek,

"Şu husus bilinmelidir ki; Suriye’deki savaşın ilk dönemlerinde ‘Suriye’nin Dostları’ olarak toplantılara katılan Batılıların aslında Suriye’nin ve Suriyelilerin dostu olmadığı, Suriye’deki savaşın bitmesini de istemediği artık herkes tarafından görülmüştür. Öyleyse Suriye’deki meselenin çözümü ABD, NATO, AB veya Rusya nezdinde aranmamalıdır.

İlk günden beri söylediğimizi tekrar ediyoruz: Meseleyi emperyalistlere havale etmek, ateşe benzin dökmektir! İslam coğrafyasında savaş bir seçenek olarak görülmemelidir. Aslolan sulhtur! Silahsız/savaşsız çözüm mutlaka bulunmalıdır!

Türkiye doğrudan muharip güç olmamak için elinden gelen bütün çabayı sarf etmeli, diplomasi ve diyalog kanalları sonuna kadar zorlanmalıdır." şeklinde açıklamada bulundu.

Ve nihayetinde Erdoğan'ın Rusya ile yaptığı anlaşma sonucu ateşkes sağlandı. Ardından "Temennimiz odur ki bu sürer. Böylece Müslüman'ın Müslüman ile böyle bir savaşı yapması da bitmiş olur" şeklinde sarf ettiği sözler yankı buldu.

Hükümet için kaset sürekli başa sarıyor. Suriye'de seçtiği partnerler beraberinde bazı yanlış adımları getirdi.

Kendine has bir politika geliştiremedi.

Suriye politikasında her zamanki gibi yine HÜDA PAR'ın haklı çizgisine gelindi.

Görünen O ki ümmet için bağrı yanık bir parti olarak öne çıkan HÜDA PAR istikbalde ümmetin çocukları için bir ümit ışığı olacaktır.

Şunu eklemeden geçmeyeyim; HÜDA PAR'ın Suriye konusunda başından bu yana tavrı aynı iken farklı zaman ve şartlarda oluşan olumsuz havada HÜDA PAR'a farklı farklı suçlamalarda bulunanlar her defasında HÜDA PAR'ın haklılığı karşısında duvara tosluyorlar.

Zaman geldi HÜDA PAR'a El Kaideci dediler.

Zaman geldi Kürtçü dediler.

Zaman geldi Şii dediler.

HÜDA PAR ise "birbirimizi yemeyelim, emperyalist ve küfre karşı biriz, gelin bir olalım biz ümmetiz" dedi.

Tek gayeleri bu!

Bu vesileyle sözü fazla uzatmadan sözü Hafız Abdurrahman b. Batta'ya bırakalım da HÜDA PAR nedir, ne istiyor anlayalım;

Hafız Abdurrahman b. Batta, insanların davetçilere değişik kulplar takmalarından yakınarak şunları der: “İnsanların kafalarındaki şablona muhalefet ettiğim zaman tepkiyle karşılaştım. Kitap ve Sünnet’e karşı ters hareket eden şahısları eleştirdiğim zaman, Harici olmakla, Kur’an ve Sünnetteki tevhitle ilgili bir nassı aktarınca, Müşebbihe olmakla, imanın önem ve gücünden bahsedince Mürcie olmakla, amelin önemini ifade edince Kaderiye ve (Mutezile) olmakla, marifeti tavsiye edince Keramiye olmakla, Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’in faziletinden söz edince, Nevâsib olmakla, Ehli Beyt’i sevdiğimi söyleyince, Rafizi olmakla, Allah’ın sıfatları konusunda Selefî yöntemi savunup, Kur’an ve Sünnet naslarını tevil etmeyince, Zahiri olmakla, nasları tevil ettiğimde Batini ve Eş’ari olmakla, aklı kullandığımda, Mu’tezili olmakla, Vitir namazlarında kunut okuduğumda, Hanefi olmakla, sabah namazlarında kunut okuduğumda, Şafii olmakla itham edildim. Kısacası; hangi kesime yaklaştıysam, muhalifleri bana düşmanlık etti. Onlara tasannu edersem, Allah’ı gücendirmiş olurum. Her şey onları razı etmeye bağlı. Bunların hiçbiri bana Allah katında bir şey yapamaz. Ben Kitap ve Sünnet’e bağlı kalmaya devam edeceğim. Allah’a istiğfar ediyorum. O bağışlayandır, merhametlidir.” (Nakleden, Kardavi, Fetâvâ Muasıra, 3/ 17-18)

HÜDA PAR misyonu gereği "Senin görevin ancak bir tebliğdir" ayetinin muhatabı olarak görevini icra ederek istikrarlı bir şekilde yoluna devam edecektir.

Doğruluk ve istikametten şaşmayanlara selam olsun...