• DOLAR 7.401
  • EURO 8.961
  • ALTIN 413.697
  • ...

Malumunuz, günümüzde aşırı endişe hali, tedirginlik, huzursuzluk, odaklanmada zorluk ve alınganlık gibi belirtilerle kendini gösteren kaygı (anksiyete) bozukluğu probleminde de ciddi artış var.

Çok fazla yorum, haber, uyarı, yönlendirme, reklam ve bilgiye maruz bırakıldığımız şu ahir zamanda hepimiz zaruri ihtiyaçların hamalıyız ve kat kat artırılmış değişkenler arasında denge kurmak zorunda olan yarışçılarız.

Sürekli “devamı, sonucu, etkisi-tepkisi, kararı, hali ne olacak acaba?” diye devam eden belirsizliklerin izinde kendini tüketen bir sonralık merakına karşı seçeneklerimizle baş başa kalışımızın sancısını çekiyoruz.

Tevekkülün bir tık üstü olan kulun bütün işlerini tam bir teslimiyetle Allah’a havale etmesini anlatan “tefviz” ise tamamen üzerimizde mutlak tasarruf, hüküm, otorite ve hak sahibi yaratıcımızla alakamızın niteliğine dayalı.

“Ve ufevvidu emrî ilallâhi innallâhe basîrun bil’ibâd” (Ben de işimi Allah'a bırakıyorum. Şüphesiz Allah, kulları pek iyi görendir.) mealinde okuduğumuz ayet-i kerimenin(Mü’min 44) en güzel tefsiri sayılması gereken Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretlerinin meşhur “Tefvizname” şiiri işte tam bu noktada çok iş görüyor. “Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler” dizelerinin tesiri öyle güçlü ki neşredildiği günden bugüne yani yaklaşık üç asırdır teselli ve tamirle adeta kırılan ruhları yeniden inşa ediyor.

Belki de helaket asrının faniliğine bulaşan yalnızlığın isini-dumanını silerek yan yana geldiğimiz kentler kadar üzerimize abanan karanlıklar karşısında bu ayet ve şiiri vird edinmeliyiz.

Bilgiye ulaşma hız ve konforunun sadece birey olarak kendiliğimizin kapsamını değil toplum olarak varlığımızın çerçevesini her an yeniden tahkim ettiğini görünce akışı, zamana ve küresel güçlere bırakarak nasıl rahat olabiliriz ki?

Eee salgın böyle devam ederse birçok sektördeki esnaf ocak, şubat ayını nasıl atlatacak, verilen küçük destekler sorunu ne kadar hafifletecek?

Aşılarla ilgili tereddütler nasıl giderilecek?

Birçoğu temel gıda maddesi olan market ürünlerine artık iyiden iyiye kontrolden çıkma seyrinde olan zamlar nasıl durdurulacak?

Adaletle ilgili her kesimin dile getirdiği şikayetler nasıl ve ne zaman çözülecek?

Ekonomi ve yargı alanında sözü edilen reform paketleri gerçekten yaralara ne kadar iyi gelecek?

Daha düne kadar şerrinden emin olma gayesiyle “stratejik müttefik” diye anılan süper jandarmanın son kabul ettiği yaptırımların etkileri neler olacak?

Açık ve net olarak, Türkiye’nin seçilmiş cumhurbaşkanını devirme sözü veren birinin ve ondan daha hızlı gözüken ekibinin tasallutu altında iç ve dış politikalar nasıl şekillenecek, bölgede hangi denklemler nasıl değişecek?

Türkiye’nin işgal rejimi ve darbeci Sisi ile alakası hangi minvalde ilerleyecek?

İçerde Kemalist, milliyetçi, maslahatçı ve ortaya karışık İslamcı gibi çeşitlemelerle yürüyen devletçi temayüllerin yanında, kopuşlarla kurulmuş ve kurulacak partiler nasıl bir siyasi zemin oluşturacak?

İslami kanaat çevrelerini, ahlakı ve aileyi hedef alan klikler, arka sokaklar ne vakte kadar görmezden gelinecek?

Mesela, “nas değil kaldırırız” denildiği halde bir türlü neşter vurulmayan İstanbul Sözleşmesine ne zaman dokunulacak?

Bırakılacak denildiği halde hâlâ bir adım atılmayan genç evlilerin mağduriyetleri daha ne kadar ertelenecek?

Liste böyle uzayıp gidince haliyle virdimiz de uzayacak:

“Ve ufevvidu emrî ilallâhi innallâhe basîrun bil’ibâd”

“Mevla görelim neyler neylerse güzel eyler.”