• DOLAR 16.192
  • EURO 17.466
  • ALTIN 965.283
  • ...

Cumhurbaşkanı Erdoğan iki gün önce katıldığı bir ödül töreni konuşmasında şunları söyledi.
“Hz. Adem ile Hz. Havva validemizden beri insanoğlu yeryüzüne dağılmış, zamanla farklı kavimler, farklı diller, farklı kültürler ortaya çıkmıştır. Bugün dünya üzerinde konuşulan 3 binden fazla dil olduğu biliniyor. Bize düşen görev bunların tamamını bir ağacın kolları, dalları, yaprakları olarak görüp insanlığın ortak hazinesi terakki etmektir...”

El hak, Sayın Erdoğan’ın kurduğu bu cümlelerin altına vicdan sahibi herkes gibi biz de imzamızı atarız. Ancak teoride bu kadar yaldızlı cümle kuran Erdoğan, pratikteki uygulamaları nasıldır beraber tahlil etmeye çalışalım.

Elbette dünya üzerinde konuşulan 3 bin dil, bir ağacın dalları ve insanlığın ortak hazinesidir. Bu dallardan hangisi kimin ya da kimlerin yönetimindeki coğrafyalarda ise o kişi ya da
kişiler o hazineden mesuldur. Dünya dilleri üzerinde kapsamlı çalışmalar yapan raporlara göre 1980 ve 1990’a kadar Türkiye’de 36 dil konuşuluyordu. Bu dillerin birçoğu Türkiye’de artık yok
olma eşiğine gelmiştir. Yani Sayın Erdoğan’ın idare ettiği Türkiye’de bu ağacın onlarca dalı ve yaprağı kuruma eşiğindedir.

Bu ağacın coğrafyamızdaki en önemli 2 dalı ise; Türkçe ve Kürtçe’dir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla, Türkçe dışındaki dillere karşı inkar ve asimilasyon politikası geliştirildi ve bu politika renk değiştirerek devam ediyor.

Anayasanın 42. maddesinde geçen “Türkçe’den başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez...” ibaresi ve pratikteki çok yönlü Türkleştirme politikası en hızlı şekilde devam ediyor.

Bunun bir sonucu olarak da Türkçe dışında diğer diller gün gün eriyor ve devlet eliyle bütün diller ustaca Türkçeleştiriliyor. Resmi olmasa da muhtemelen doğru olan, “Kürtçe konuşmanın yıllara göre dağılımı...” şöyledir;

1920’de yüzde 100,

1940’te yüzde 90,

1960’ta yüzde 80,

1980’de yüzde 60,

2000’de yüzde 40

2020’de yüzde 20’dir.

Eğer bu şekilde devam ederse muhtemelen Türkiye’de 30 yıl sonra bazı kırsal köylerin dışında Kürtçe konuşan kimse kalmayacak.

Evet, Türkiye’de yaşayan Kürtler, 1920’de yüzde 100 kendi ana dillerini konuşurken; 100 yıl sonra ana dillerini konuşanların oranı yüzde 20’ye düşmüştür. Son 20 yılda ise bu düşüş daha hızlı olmuştur.

Ey “dilleri bir ağacın dalları ve insanlığın ortak hazinesi” olarak terakki eden Sayın Erdoğan!

Yöneticisi olduğun Türkiye’de, bu ağacın en önemli dalı olan Kürtçe dili günden güne kuruyor. Unutmayın “Hepimiz çobanız ve her birimiz idare ettiklerimizden sorumluyuz.”

Sizin idare ettiğiniz bu coğrafyada, yüca Allah (c.c)’ın birer ayeti ve insanlığın ortak hazinesi olan onlarca dil yok olma eşiğinde ve bunların arasında 20 milyonun dili olan Kürtçe de aynı kader ile karşı karşıyadır.

Eğer gerçekten dilleri; aynı ağacın kolları, dalları ve yaprakları olarak görüyorsanız, kurumaya
yüz tutmuş olan bu onlarca yaprak ve dalları kurumaktan kurtarın. Allah’ın birer ayeti olan bu dilleri yaşatmaya çalışın.