• DOLAR 13.63
  • EURO 15.221
  • ALTIN 787.154
  • ...

Türkiye'de yaklaşık 20 yıldır “erken seçim” kavramı pek kullanılmıyordu. Dolayısıyla toplum olarak bu kavramın getireceği muhtemel tartışmaları ve gerginlikleri de neredeyse unutmuştuk.

Ancak bir yıldır hem CHP hem de siyasi ortakları "erken seçim" kavramını sık sık gündeme getiriyorlar. Son günlerde döviz ve altın'daki yükseliş ve buna bağlı olarak yaşanan ekonomik sıkıntılardan dolayı artık "erken seçim" kavramı gündemin öncelikli maddeleri oluverdi.

Muhalefet, manipülasyonlara açık anketlerden moral alarak "erken seçim" için resmen meydan okuyor ve siyasi iktidar da kamuoyunun nabzına göre şerbet vererek uzatmaları oyuyor. Öyle görünüyor ki bu konu daha çok su kaldırır.

Piyasalardaki tansiyonun yükselmesiyle yaşanan dalgalama, kur atakları ve ekonomik dar boğazlık konularına girmeyeceğim.

İktidar ve muhalefet blokunun hem kendi içlerinde hem de birbirlerine karşı yaptıkları ayak oyunlarından da bahsetmeyeceğim. Sadece iki tespitte bulunacağım.

Birincisi: “Türkiye`de Kemalizm ve seküler düşünce kaybetmiştir ve toplumumuzda karşılığı kalmamıştır.

Türkiye tarihinde Kemalizm ideolojisi hep kutsallaştırılmış, diri tutulmaya çalışılmış ve devlet eliyle sürekli parlatılmıştır. Ancak mayasında İslam olan halkımız hiçbir zaman batı mukallidi olan bu ideolojiyi benimsememiş ve gönüllü olarak kabul etmemiştir.

Aynı şekilde ipleri global emperyalizmin elinde bulunan diğer seküler yapıları da benimsememiştir. Ancak devletin ceberrut yüzü ve örgütlü seküler yapıların sopası, mazlum toplumumuzu bunlara mecbur kılmıştı.

Şimdi her kesim anladı ki, kim Müslüman halkımızın inancına, tarihine ve medeniyetine savaş açmışsa, kim toplumumuzu öz değerlerinden ayırmak istemişse ve kim onları inançları dışındaki köhnemiş ideolojilere zorlamışsa sonunda kaybetmiştir. 

Bunun içindir ki, devletin ceberrut yüzüyle müsemma olan CHP bile artık "helalleşme" den bahs ediyor ve "başötülü bakan" edebiyatıyla göz boyamaya çalışıyor.

Evet, Kemalist ideolojinin partisi bile "kemalizm'de ekmek yok, başka kapıya gidelim..." anlamına gelen açıklamalar yapması kaybedişlerinin göstergesidir.

Bir zamanlar mecliste başörtülü Milletvekili kovmaya çalışan bir ideolojinin Genel Başkan'dan, "Başörtülü Bakan olabilir" diyen bir Genel Başkana dönüşmeside bunun en açık kanıtıdır.

İkincisi: İslami hassasiyeti olan siyasi partiler ortak paydada buluşmasalar, hepimizi çok zor günler bekliyor olacak.

Cumhuriyet tarihinde hiçbir zaman İslami kesim bu kadar rahat olmamıştır. Eğer bu rahat ortam iyi değerlendirilmezse ve ortak paydada konsensüs sağlanmazsa yarın herkes pişman olup, keşkelerle başlayan cümleler kuracaklar.

Bu konuda en büyük sorumluluk Cumhurbaşkanı`nın ve siyasi iktidarındır. Toplumumuzun tüm kesimlerini dikkate alarak uygun bir dil kullanılmalı ve buna uygun adımlar atılmalıdır. On yıllardır yaşanan hukuksuzluk ve adaletsizlikler ivedilikle çözülmeli ve somut adımlar atılmalıdır.

Erdoğan, amasız ve fakatsız İslami kesimlerle ortak yol almalıdır. Troller`in yorumları, ırkçıların istekleri ve şakşakçıların yaldızlı cümlelerinden ziyade Müslüman toplumumuzun sosyolojik yapısını göz ününe almalı ve istişare ile kararlar almalıdır.

Tüm kesimlerin bu rahat ortamı en iyi şekilde değerlendirmesi temennisiyle…