• DOLAR 8.405
  • EURO 10.181
  • ALTIN 507.39
  • ...

Siyonist işgal rejimi'nin İran'da nükleer bir tesise yönelik sabotaj eylemi dünya gündemindeki yerini koruyor. Dünya geneli haberlere bakıldığında, nükleer enerji programı olan ve bu programdan dolayı dünya düzeni için tehdit oluşturan tek ülke İran'mış gibi bir algı hakimdir.

Öncelikle şu hususu belirtmek gerekir ki, Ortadoğu’nun kalbine zehirli bir hançer gibi saplanan siyonist işgal rejimi, sadece Ortadoğu için değil tüm dünya için büyük bir tehdit ve dünya barışı önündeki en büyük engeldir.

Bu engeli ortadan kaldırmak tüm insanlığın boynunun borcu, bu işgal rejimi ile "normalleşme" sürecine gitmek ise en basit tabirle insanlığa ihanettir.
Evet, bu sabotaj eylemi işgal rejiminin ilk eylemi olmadığı gibi son eylemi de olmayacaktır. Çünkü bu güne kadar yaptığı tüm terör eylemleri yanına kâr kalmış ve hesap soran da olmamıştır maalesef.
Bir kaç ay önce İranlı Nükleer Bilimci Muhsin Fahrizadeye yapılan suikast ve daha önce bunun gibi nice bilim insanına benzer suikastlar yine bu terör şebekesinin işiydi.

Sadece İran'a yönelik değil, kendi çıkarı için tehdit olarak gördüğü herkese yönelik terör eylemleri yaptığı bir gerçektir. Filistin'li Bilim adamı Fadi El Batş suikastı, Tunus'lu uçak mühendisi Muhammed Zevvari suikasti, Filistin'li Edebiyatçı Gassam Kenfani suikastı... sadece bunlardan bir kaçıdır. Tabi Mavi Marmara gemisine yapılan terör saldırısını da hatırlamak gerekir.
Konumuza dönecek olursak; İran yıllardır, nükleer enerji programları ve olası nükleer silahlarla gündeme geliyor. TV’lerdeki şok haberler, gazetelerdeki manşetler ve araştırma şirketleri yetkililerinin analizlerine bakıldığında sanki dünyada nükleer enerji çalışması yapan tek ülke İran'mış.
Oysa İran'ın yaptığı nükleer enerji çalışması ve emperyalist ülkelerin iddia ettikleri nükleer silahlar olasılığı, zaten yıllardır kendileri en üst seviyede yapıyor ve istedikleri ülkelere de tehdit aracı olarak da kullanıyorlar. Ama kimse bunlardan bahsetmiyor.
Ne ABD ne Rusya ne siyonist işgal rejimi ne de diğer ülkelerden bahseden yoktur...
Araştırma kurumlarının açıklamalarına göre dünyada nükleer silah sayısı 15 bin civarıdır ve bu silahlardan bir tanesi bile İran'da yoktur.
Buyrun, Amerikan Bilim insanları Federasyonu'nun (FAS) konuyla ilgili açıklamalarına beraber göz atalım.
Açıklamaya göre, "Rusya'da 6 bin 850, ABD'de 6 bin 450, Fransa'da 300, İngiltere'de 225, Çin'de 280, Pakistan'da 150, Hindistan'da 140, israil'de 80 ve Kuzey Kore'de 20 nükleer silah başlığı olduğu tahmin ediliyor."
Yukarıdaki nükleer silahlara sahip ülkelerden tek Müslüman ülke Pakistan'dır. O'da Sovyet yanlısı Hindistan'ı dengelemek için Batı blokunun yardımı ile olmuştur. Dolayısıyla yine Emperyalist ülkelerin kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak istedikleri için göz yumulmuş ve destek verilmiştir.
İran'ın Nükleer programına gelince; bu program, Büyük şeytan ABD destekli Şah Rıza Pehlevi dönemi yani 1950'lere dayanıyor.

O dönem büyük şeytan, SSCB'ye karşı bir nükleer güç kurup Türkiye, İran ve Pakistan'ı da bu güce dahil etmek istedi. Bu çerçevede 1970'lerde İran Atom Ajansı kuruldu. Eğer İran'da Şah dönemi devam etmiş olsaydı şimdi İran dünyanın önemli nükleer silahlarına sahip bir ülke olacaktı.

Ancak büyük şeytanın kurduğu plan tutmadı ve şah dönemi kısa bir süre sonra sona erdi. Bunun üzerine büyük şeytan, İran'ın elinde bulunan nükleer çalışmanın alt yapısını kendine ve Ortadoğu’daki piyonları için tehdit olarak görüp dünyada bir algı oluşturdu. Neymiş, "İran nükleer silah üretecekmiş ve bu silahlar dünya için bir tehdit olacakmış." Olay tamamen bundan ibarettir.

Siyonist işgal rejimi ise; Filistin topraklarını işgal ettikten sadece 4 yıl sonra yani 1952'de Atom Enerjisi komisyonunu kurdu. Fransa'nın da yardımıyla nükleer çalışmalarına hız verdi ve kısa zaman içinde nükleer silahlara sahip oldu.
O gün bu gündür elindeki nükleer silahları geliştiriyor, diğer emperyal ülkeler gibi dünyayı tehdit etmekten de çekinmiyor ve gerektiğinde bu silahları kullanmaktan da geri durmayacağı hepimizin bildiği bir gerçektir.

Buna rağmen ne kimse siyonist rejimden bahsediyor ne de diğer ülkelerden.
Hasılı, mesele ne nükleer enerji ne de nükleer silahtır, mesele emperyalist ülkelerin emrine amade olup olmamandır.