• DOLAR 8.793
  • EURO 10.478
  • ALTIN 504.76
  • ...

Her şeyden önce bilmeliyiz ki ABD büyük şeytandır.

Büyük şeytan, şeytani planlarını hayata geçirmek için planlar kurar ve Başkanlık koltuğuna oturttuğu kişiler de sadece bu planları uygularlar. İşte bundan dolayı başkanlık koltuğuna oturacak sözde başkanın pek bir önemi yoktur diyoruz.

Dikkat edilirse büyük şeytanın fabrikasından çıkan tüm başkan adayları her şeyden önce siyonist Yahudilerin emelleri doğrultusunda çalışır ve İslam düşmanlığı temeli üzerine siyasetlerini bina ederler.

Kimi, helvadan yapmış demokrasi putu yalanıyla işi götürmeye çalışır ve zamanı gelince de putunu yer. Kimi de İslam’a ve insanlığa açık düşmanlık ederek fenomen olur ve kazanır.

Kısacası ABD’de seçilen başkanlar, büyük şeytanın şeytani planlarının birer enstrümanıdırlar.

Şimdi Başkanlık koltuğuna oturmaya namzet Biden ve Trump’a gelelim.

Öncelikle ikisi de İslam’a ve Müslümanlara düşmanlık üzerine siyaset yapıyorlar. İkisinin de en büyük hayali Otradoğu’da Büyük, israil Devletini kurmak ve tüm dünyayı ABD’nin şeytani planı ve çıkarlarına göre şekillendirmektir.

Doğrusu Trump için çok şey demeye gerek yok. Bir kaç yıldır gerek İslam alemi gerek Türkiye için yaptığı düşmanlıklar hepimizin malumudur.

Kudüs’ü terör çetesinin başkenti yapma girişimi, Suud ve BAE başta olmak üzere yerli piyonların eliyle İslam alemi üzerindeki şeytani emellerine ulaşma planları ve Türkiye’ye olan açık düşmanlığı... gibi bir çok madde sıralanabilir.

Biden’e gelince; Irak’ta katliamlar yapan ve Irak’ın zenginliklerini çalan çetenin başıdır. Yahudi lobilerin has adamı ve İslam’a olan düşmanlığıyla tanınan kişidir. Her fırsatta yerli işbirlikçiler üzerinden Türkiye’yi kaosa sürüklemeye çalışan ve daha önce “Türkiye’nin etrafını ateş çemberine çeviririz” sözleriyle düşmanlığını ilan etmiş birisidir.

Hasılı, al birini vur ötekine... Ha Trump ha Biden ne fark eder, ikisi de bizim için aynı ve ikisi de İslam ve insanlık düşmanıdır.

İkisi de sömürü üzerine kurulmuş şeytani bir sistemin parçalarıdır. İslam alemine ve insanlığa kan ve gözyaşından başka bir şey getirmezler. Dolayısıyla hangisi kazanırsa kazansın; kazanacak olan müstekbirler ve emperyalistler olur. Kaybedenler ise mustazaflar ve mazlumlar olacaktır.

Fakat Trump’un oğlu seçime hile karıştırıldığı gerekçesiyle “topyekûn savaş” çağrısı ve trump taraftarlarının silahlandığı haberleri az da olsa umut vericidir.

Rabbim onların şeytani planlarını başlarına çalsın ve tüm enerjilerini kendi iç sorunlarına harcatsın.

Büyük şeytan ABD’nin yıkıldığı, Müslüman ve insanlığın rahat bir nefes aldığı günleri görme temennisiyle...