• DOLAR 7.88
  • EURO 9.285
  • ALTIN 482.193
  • ...

İstanbul Ticaret Üniversite Öğretim üyesi Dr. Bekir Tank, Kürtçe’ye çevirmeleri için öğrencilerine ödev verecek.

Üniversite yönetimi önce hocadan ödevi kaldırmasını isteyecek, sonra hocaya soruşturma açıp hiç bir derse girmesine izin vermeyecek. Sözleşme süresi bitince de işi kitabına uydurup işine son verecek.

Bu faşizan uygulama günlerce sosyal medyada konu olacak. Ne siyasi iktidar ne yargı ne de her fırsatta “Türk-Kürt kardeştir” diye mangalda kül bırakmayanlar üç maymunları oynamaya devam edecek.

Ve bir de hiç yüzleri kızarmadan Türkiye’de “Kürt Sorunu” yoktur denilecek.

Ey “Kürt sorunu yoktur” ve “Türk-Kürt kardeştir” gibi yaldızlı cümlelerle edebiyat yapan siyasetçiler, hocalar, STK’lar ve bilumum çevreler dilinizi mi yuttunuz? Neden kimseden ses çıkmıyor?

Elinizi vicdanınıza koyun ve konuşun. Gerçekten Türkiye’de “Kürt Sorunu” yok mu? Kürtçe dil sorunu yok mu? Ya da gerçekten “Kürt-Türk kardeş midirler?”

İnanın zerre kadar vicdanı olan her kesin koro halinde “Türkiye’de Kürt sorunu vardır, vardır, vardır!” diye haykırışlarını duyar gibiyim. Zaten vicdan sahibi olmayanlarla da işimiz yok ve onlara ne söylesen de boştur.

Malumunuz Cumhuriyetin iki asli kurucu unsuru Türkler ve Kürtlerdir. Bu ülkede Türkçe diline ne kadar değer veriliyorsa Kürtçe’ye de o kadar değer verilmeliydi. Ancak Cumhuriyet’ten sonra tek partinin kafatasçı zihniyeti malumunuzdur. Cumhuriyet tarihinde Kürtler ve Kürt diline uygulanan ret, inkar ve asimilasyon politikalarını da bilmeyeniniz yoktur. Zaten biz de buna uzun uzun değinmeyeceğiz.

Ancak Türk-Kürt kardeşliğinin yeniden tesisi için, özellikle Kürtlerin büyük beklenti içinde olduğu AK Parti’nin 19 yıllık iktidarı da buna çözüm olmadı. Öyle görünüyor ki, bir devlet politikasına dönüşen bu zihniyet bu şekilde devam edecektir.

Türkiye’de Türkçe dili söz konusu olduğunda; “...Türkçe, var oluşumuzun teminatı, bağımsızlığımızın ebedi güvencesidir. Dil aynı zamanda siyasi ve kültürel birlikteliğe stratejik boyut kazandıran kimlik ve kişilik harcımızdır. Dilde başlayacak bir çözülmenin, dile sirayet eden bir çürümenin milli mukavemeti kıracağı, dayanışma ve kardeşlik ruhuna zarar vereceği hiç tartışma götürmez bir gerçektir...” diyeceksiniz.

Kürtçe dili söz konusu olduğunda ise; kem küm ederek “ne gerek var canım zaten ortak dilimiz Türkçe’dir” diyerek kardeşlik edebiyatını yaparsınız.

Bilmelisiniz ki mızrak çuvala sığmıyor. Objektif olarak konuyu değerlendiren her vicdan sahibi kişi, artık sizin kardeşlik edebiyatınıza da inanmıyor. Bunun için yeni arayışlar ve müzminleşen bu sorun için yeni hal çareler aranıyor.


Not: Konunun daha iyi anlaşılması için İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin ırkçı muamelesine maruz kalan Dr. Bekir Tank Hoca’nın 24 Eylül Perşembe günü gazetemizde yayınlanan “Kamuoyu Hakemliğine; Nedir Gerçek ve Yanlış, Kimdir Bölücü ve Irkçı” başlıklı yazısını okumanızı tavsiye ediyorum.