• DOLAR 7.899
  • EURO 9.308
  • ALTIN 484.2
  • ...

13 Temmuz-20 Ağustos tarihleri arasında 18-29 yaş gurubu gençler ile kapsamlı bir saha araştırması yapılmış.
MAK Danışmanlık ve Yeditepe Üniversitesi iş birliği ile yapılan bu araştırma; “Gençlerin, din, siyaset, aile, toplum ile ilgili ilişkilerini ve gelecek ile ilgili beklentilerini” konu almış.
Yapılan bu Gençlik Araştırması’nın sonuçları 3 gün önce kamuoyu ile paylaşıldı. Sonuçlar endişe verici ve bir o kadar da ürkütücü boyuttadır.
Araştırmada sorulan sorulardan bir kaçını sonuçları ile birlikte özetlemeye çalışalım.
“Sahip olduğunuz dini inancınız; davranış/tutumlarınızı etkiliyor mu?” sorusuna sadece yüzde 1,4’ü “her zaman” cevabını vermiş.
“Mutlu olmak için öncelikli neye sahip olmak gerekir?” sorusuna gençlerin yüzde 26,2’si “Para” cevabını vermiş.
“Namaz kılıyor musunuz?” sorusuna, “5 vakit namaz kılıyorum” diyenlerin oranı yüzde 14.
“Ahiretin varlığına ve yapılan her şeyden hesaba çekileceğine inanıyor musunuz?” sorusuna gençlerin yüzde 11,7’si “Ahiret varlığına inanmıyorum” cevabını vermiş.
“Şu an itibariyle borcunuz var mı?” sorusuna gençlerin yüzde 86’sı “Evet, var.” cevabını vermiş.
Gençlerin yüzde 90’ı büyüklerin kendilerini anlamadığını; yüzde 50,5’i mutlu olmadığını; yüzde 64’ü “kalıcı olarak başka bir ülkenin vatandaşlığı verilirse ülkemi terk eder giderim” dediği... gibi ürkütücü cevaplar...
Borçlu ve mutsuz bir gençlik.
Mutluluğu para ve kariyerde arayan bir gençlik.
Ahiret inancı olmayan veya çok zayıf olan bir gençlik.
Namaz başta olmak üzere ibadetlerden uzak bir gençlik.
Büyüklerinin kendilerini anlamadığını düşünen bir gençlik.
Başka bir ülke vatandaşlık verirse ülkesini terk edecek olan bir gençlik...
Böylece uzayıp gidiyor geleceğimiz olan gençlerimizin hali pür melalleri.
Peki, çoğunluğu dini değerlerinden uzak, mutsuz ve hayata “Dünyalık sefa” merkezli bakan bu gençlik kimin eseridir?
Peşinen söyleyeyim. Bu gençlik öncelikle siyasi iktidarın sonra da hepimizin ortak eseridir.
Neden siyasi iktidarın eseridir?
Çünkü bu sorulara cevap veren gençler, AK Parti’nin tek başına iktidara geldiği 2002 yılında ya daha doğmamışlardı ya da 0-10 yaş gurubundaydılar. Dolayısıyla bu gençler, 19 yıldır iktidarda olan AK Parti eğitim sisteminin ürünüdürler.
Bu gençlik, Avrupa ve Avrupa’nın yerli işbirlikçilerini küstürmemek adına imzalanan gayri ahlaki sözleşme ve antlaşmaların eseridir.
Bu gençlik, Kemalizm ve Kemalizm fikriyatını cilalayarak topluma güzel gösterip sahip çıkmanın eseridir.
Bu gençlik, eğitim sisteminde köklü değişiklikler yapma yerine lokal ve geçici pansumanlarla müdahale etmenin sonucudur.
Neden hepimizin ortak eseridir?
Çünkü, özellikle İslami kesim siyasi iktidarın yanlışlarını düzeltme yerine sessiz kalmayı tercih etti ve ediyor. Neymiş, “eleştirilse veya yanlışları gündeme getirilse muhalefetin işine gelirmiş” şeklinde iyi niyet veya iktidarın nimetlerinden faydalanmama endişesi gençlerimizi ve toplumumuzu bu hale getirdi.
Ya da “Cumhurbaşkanı her şeyin hesabını yapıyor, zamanı gelince bunu da yapar...” rehavet hastalığı.
Toplumumuz ve gençliğimiz tümüyle elden gitmeden her kes başını iki elinin arasına alıp iyice düşünmeli ve ona göre dünya ahiret hesabını yapmalıdır.