• DOLAR 5.811
  • EURO 6.429
  • ALTIN 272.9
  • ...

Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim sisteminde önemli değişiklikler yapacaklarını duyurdu.

Sayın Bakan bugün kameraların karşısına geçip öngörülen değişiklikleri tek tek açıklayacak.

Neymiş bu değişiklikler?

Basına sızdığı kadarıyla; bilgi kuramının zorunlu ders haline geleceği, uygulayarak öğrenme metoduna ağırlık verileceği, 12. Sınıflarda ders saatlerinin azaltılacağı… Bunlarla beraber, Kasım ve Nisan aylarında yapılacak birer hafta tatil meselesi, bu zaman zarfında öğretmenlere ek ders ücretinin verileceği ve daha nice başlıklar, yorumlar ve yaldızlı cümleler.

Peşinen söyleyeyim; yapılması planlanan muhtemel değişikliklerin eğitim sistemine sağlıklı bir katkı sunacağını düşünmüyorum. Çünkü bu sistemin temeli yanlış atılmıştır. Yanlış temel üzerinde inşa edilecek olan bina, ne kadar şatafatlı ve göz doyurucu olursa olsun gerçek amacına hizmet edemez.

Bu tezimizin ispatı ise 17 yıldır tek başına iktidarda olan AK Parti’nin konu ile ilgili değişiklikleridir.

Allah aşkına 17 yılda 6 Bakan değiştirdiniz ve her gelen yeni Bakan, bir önceki sistemi eleştirerek yeni değişiklikler, yeni uygulamalar hayata geçirdi. Netice ne oldu? Kocaman bir hiç!

O halde eğitim sistemine lokal müdahalelerden ziyade köklü değişikliklere ihtiyaç vardır. Elbette 17 yılda mezkûr Bakanların eğitim sisteminde yaptıkları değişiklikler basit görülmemelidir. Ancak ortada bir hakikat var ki, neslimizin derdine derman da olmamıştır.

Evet, eğitim sisteminin verimli olması için öncelikle “eğitimde amaç” ve bakış açısının değişmesi gerekir. Tabii ki kangren haline dönüşen bazı teknik konulara da neşter atmamak olmaz.

Eğitimde amaç; iyi insan yetiştirmek olmalıdır. İyi insanın yetişmesi için de temeli sevgi, şefkat, merhamet ve dürüstlük üzerine bina edilen bir eğitim sistemiyle mümkün olacaktır.

İnsan, beden ve ruhtan müteşekkil karmaşık bir yapıya sahiptir. Verilecek olan eğitim, eğer beden ve ruh arasındaki dengeyi korursa o zaman eğitimde başarı elde edilir. Dolayısıyla “iyi insan yetiştirme” hedefine varmış olunur. Yok, eğer bu denge korunmazsa emek harcanan eğitim sistemleri sadece sözde kalmış olur.

Bir eğitim sisteminde; Matematik, Fizik, Kimya, Biyolojinin yanında “Edep, hayâ, iffet ve dürüstlük”  dersi de verilmezse beden ve ruh dengesi kurulamaz.

Bir eğitim sisteminde; Türkçe, Tarih, Coğrafya, Felsefenin yanında “Saygı, sevgi, merhamet ve doğruluk” dersi de verilmezse yine beden ve ruh dengesi kurulamaz.

Kısacası çocuk matematiği öğrendiği gibi edepli olmayı, Fiziği öğrendiği gibi hayâlı olmayı, Kimyayı öğrendiği gibi iffetli olmayı ve Biyolojiyi öğrendiği gibi de dürüst olmayı öğrenecek.

Ancak o zaman sağlıklı bir eğitim sisteminden bahsedebiliriz.

Beden ve ruh dengesini dikkate almadan, tek tip ve ezbere dayalı bir eğitim sisteminde ne kadar değişiklik yapılırsa yapılsın neticenin değişmeyeceği gerçeğini Sayın Bakan başta olmak üzere hepimiz bilmeliyiz.

İşte bunun için peşinen diyoruz; Yapılması planlanan muhtemel değişikliklerin eğitim sistemine sağlıklı bir katkı sunmayacaktır.