• DOLAR 5,6849
  • EURO 6,2844
  • ALTIN 274,592
  • ...

Yeni Zelanda’da bir haçlı teröristin yaptığı cami katliamı üzerinden 8 gün geçti.

Bu katliamdan sonra Ülke’nin en önemli gündem maddesi “İslam inancı” oldu. Birçok kişi bu inançtan etkilenerek aziz İslam dinini seçti ve kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu.

Bir kez daha anladık ki şehitlerin kanı; berekettir, zifiri karanlıkta bir kandildir, yolunu bulamayanlar için bir pusuladır.

Yine anladık ki şehitler ölmezler. Dökülen mübarek kanları İslam ağacını sular ve meyve vermesine vesile olurlar.

Yeni Zelanda’daki cami şehitleri başta olmak üzere tüm İslam şehitlerine minnettarız. Makamları âli, aziz kanları ümmet için bereket olur inşallah.

Yeni Zelanda Başbakanı başta olmak üzere ülke yetkililerinin Müslümanlar hakkında attıkları müspet adımlar dünya liderlerine örnek olmalıdır.

Bu müspet adımlardan bir kaçını şöyle sıralayabiliriz;

Hükümetin talimatı üzerine okullarda öğrenciler ezan sırasında saygı duruşunda bulundular.

Cuma namazı için okunan ezan devlet televizyonu ve radyosundan canlı yayınlandı.

 Müslümanlar katliamdan sonraki ilk Cuma namazlarını dün meydanda kıldılar. Başbakan başta olmak üzere binlerce vatandaş Müslümanlara destek için Cuma namazı kılınan meydandaydılar.

Bütün bunlarla birlikte belki en önemli adım, Katliam’dan sonra toplanan Yeni Zelanda meclisinin ilk oturumunu Kur’an-ı Kerim tilaveti ile açması oldu.

Yeni Zelanda hükümetinin bu örnek davranışları, özellikle Meclis açılışının Kur’an-ı Kerim tilaveti ile olması bizi hem sevindirdi hem de hüzünlendirdi.

Düşünün Müslüman sayısı, ülke nüfusunun yüzde biri bile olmayan bir ülkede Müslümanlara hürmeten Meclis, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile açılıyor. Ancak nüfusunun yüzde doksan dokuzu Müslüman olan ülkemizde Meclis’te Kur’an-ı Kerim okunamıyor.

Daha acı olanı ise meclis’te okunan Kur’an-ı Kerim ayetleri ya “x” ya da “Bilinmeyen dil” olarak kayda geçiyor. Ve bu uygulama hala devam ediyor.

Oysa 23 Nisan 1920’de yapılan meclis açılışı özellikle “Cuma” gününe denk getirilmişti. Sebebini de, “O günün bereketinden istifade etmek, Kur’an’ın nurundan ve namazdan güç kazanmaktı” diye açıklanmıştı.

O halde neden şu an Kur’an ayetleri “x” veya “Bilinmeyen dil” olarak kayda geçiyor? Bununla ilgili yapılması gereken düzenlemeler ivedilikle yapılmalıdır.

Umarım Yeni Zelanda uygulaması halkı Müslüman olan ülkelere örnek olur.

Ayrıca şu an bile Sayın Cumhurbaşkanı, farklı siyasi parti temsilcileri ve bazı Belediye başkan adayları her fırsatta Kur’an-ı Kerim okuyor ve bunu medyada paylaşıyorlar. Buna rağmen mecliste devam eden bu utanç verici uygulama hakkında herkes üç maymunları oynuyor.

Allah aşkına nüfusun yüzde doksan dokuzunun Müslüman olduğu bir ülkede bu uygulama daha ne zamana kadar devam edecek?