• DOLAR 7.46
  • EURO 9.018
  • ALTIN 410.547
  • ...

Büyük hayallere ve amaçlara ulaşmak adına küçük ve değersiz hesaplardan, dünyevi ve geçici menfaatlerden vazgeçmek gerekir.

İnsanın ileriye gitmesini ya da geride kalmasını tetikleyen en büyük unsur; iman gücü ve o iman gücünün gereği olan hak aşkı ve o aşkın insanda meydana getirdiği o müthiş aksiyon ve hareket kabiliyetidir. Bu aksiyon ve hareket hak davasının damarlarına taze kan pompalamaktadır.

Hem sadece hareket ve aksiyon sahibi olmak da yetmeyecektir şüphesiz. Hak davasının hamillerinin hareketinin de bir stratejisinin olması ve o stratejinin de Nebevi stratejiye uygun olması gerekir.

İslam alemi olarak bir çok değere sahip olmamıza rağmen en büyük sıkıntımız, sahip olduğumuz değerlerin bizlerde meydana getirdiği gücü bir araya toparlayamamak ya da toparlanan birliktelik gücümüzü uzun süre bir arada tutamayışımızdır.

Nice zamandır İslam âleminin içine düştüğü ahval karşısında çare ve çözümler üretiliyor ve küçük de olsa güzel adımlar atılıyor diye sevindiğimiz anda; tefrika denen o zehirli hançer sırtımıza saplanmakta ve hareket kabiliyetimizi köreltmektedir.

Ferdi ve toplumsal bazda üretilen iyileşme ve ıslahın semeresini alabilmek adına kanaat önderleri, dert sahipleri, eğitmen kadroları ve özellikle anneler çok titizlikle ve özenle kalplerdeki iman ateşini harlamalı ve o iman ateşinden başka yürekler tutuşturmalıdır.

Sonra öyle kuvvetlenmeli ki o iman ateşi, kalplerden taşarak bütün hayatı aydınlatan, ufukları açan bir meşaleye dönüşmeli ve o meşale elden ele, yürekten yüreğe taşınarak İslam'ın sedasının en gür yankılanacağı gelecek günleri ayan beyan ortaya koymalı ki, ebediyen yüreklere umutsuzluk ve ataletin uğursuz ve yıkıcı karanlığı uğramasın. Her daim kutlu bir muştuyu almışçasına gönüller şevk ve heyecan içinde çarpsın. Bu yürek çarpıntısı diri tutacak ve yeşertecek baharın filizlerini. Ümitsizlik ve aşağılık kompleksine kapılmış, tarihini ve büyük hedeflerini unutmuş, ayağına görünmez prangalar vurulmuş, pasif ve edilgen kalmaya razı edilmiş kalabalıkları uyudukları uykudan uyandıracak şey; ancak bu aşk ve şevktir.

Küçük küçük lokmalara ayrılmış, bölük bölük üleştirilmiş, duvar duvar sınırlandırılmış, sayfa sayfa yırtılarak dünü bu gününden ayrılmış, aynı bedenin azaları iken ufacık farklılıklar yüzünden, kişisel hesaplar ve ucuz menfaatler uğruna kendi özüyle ve inancıyla kavgalı ve yabancı duruma düşmüş bu ümmetin büyük ama çok büyük hedeflere yönünü çevirme ve birlik olma zamanı gelmedi mi? Bu belki hiç kolay olmayacaktır. Zira büyük davalar büyük gayretleri gerektirir.

Menfaat pastasında payı azalanlar, sömürü düzeninde koltuğu sallananlar, uyumuşlar ve uyuşuklar üzerinden menfaat elde edenler bu uyanıştan hiç hoşlanmayacaklar. Milyonluk sermayeleri finanse eden paravan şirketler bu uyanışın kazançlarını tehlikeye attığı gerekçesiyle uyanmış ve birlik olmuş bir ümmetin vücuda gelmemesi için var güçleriyle iman meşalesini söndürmek ve ışığı boğmak için azmedeceklerdir.

Ama müsterih olmalı ve kavi durulmalı ki bu hakikat güneşi bizim elimizde parıldasın ve ebediyen sönmesin. “Onlar Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmeye çalışırlar. Oysa Allah kendi nurunun tamamlayıcısıdır. Kafirler istemese bile!”