• DOLAR 8.658
  • EURO 10.18
  • ALTIN 488.66
  • ...

                ÖSYM, geçtiğimiz günlerde YKS Sınav sonucunu belirlenen tarihten bir hafta öncesinde açıkladı.

                Sonuçların erken açıklanması öğrencilerin tercih sürecini uzattığından dolayı daha ayrıntılı araştırma, inceleme ve istişare yapma imkânı oluşturarak sağlıklı karar almalarına olanak sağladığı için hayli olumlu.

                Sınav sonuçlarına baktığımızda pandemi sürecinde ciddi manada öğrenim kaybı yaşandığına ve eğitim yönetiminin ideal düzeyde yapılamadığına şahit olmaktayız.

                Öğrencilerin aldığı puanlar ile bulundukları sıralamalar geçen yılki sonuçlarla karşılaştırıldığında ciddi bir değişimin ve düşüşün gerçekleştiğini görmek çok zor değil.

                Örneğin geçen yıl 400 puan alan bir öğrencinin bulunduğu sıraya bu yıl 350 puan alan bir öğrenci çok rahat ulaşmış durumda.          

Biz bu tablonun bir benzerini LGS Sınav sonuçlarında da görmüştük.  

Bu veriler bize öğrenim kaybının ciddi boyutlarda olduğunu göstermekte.

                Geçen yıla kıyasen baraj altı kalan yüz binlerce öğrenci mevcut.

                Her bir alanda barajı geçen öğrenci sayıları neredeyse yarı yarıya düşmüş durumda.  

Buna binaen 150 ve 180 barajının muhakkak aşağı çekilmesi gerekir. Aksi takdirde üniversite okumak isteyen onca öğrenci tercih yapamayacak.

                Haliyle birçok üniversitenin azımsanmayacak sayıda bölümlerindeki kontenjanı boş kalmış olacak.  

                İşin tuhaf ve dikkat çekici yanı 1,5 yıl gibi uzun bir süre pandemiden kaynaklı öğrenim kaybı yaşanmasına rağmen konularda hafifleştirmeye gidilmedi, matematik soruları hiç sorulmadığı kadar ağır soruldu ve öğrencilere sınav esnasında ek süre verilmedi.

Hâlbuki geçen yıl 3 aylık pandemi döneminden dolayı sınav konuları azaltılmış, sorular kolaylaştırılmış ve sınavda ek süre tanınmıştı.

Neden, bu yıl bu yönde bir kolaylaştırmaya gidilmedi?

Neden, stres altında birçoğunun psikolojisi bozulmuş öğrenciler rahatlatılmadı?

Başka bir husus da eğitimde adalet meselesi…

Örneğin geçen yıl TYT’den 200 ve üzeri puan alan öğrencilerden sınava başvuru esnasında tercihine dayalı olarak dileyen öğrenci bu yıl yerleştirmede bu puanını kullanabilir. Geçen yılki soruların kolay bu yılki soruların zor olduğu realitesine binaen bu uygulama ne kadar adil.

Düşünülmesi, konuşulması ve düzeltilmesi gereken bir uygulama.

Aslında benim şu an zihnimi kurcalayan, cevabını çokça merak ettiğim can alıcı soru şu:

Resmi ve özel okullarda okuyan öğrencilerin kazanma oranları ne?

Geçen yıllardaki verilerle karşılaştırıldığında bu oranın seyri ne yönde değişime uğramış?

Malum resmi okullarda öğrenim gören öğrencilerimiz pandemi sürecinde birçok sıkıntılar, mağduriyetler ve mahrumiyetler yaşadılar. Ben bunları önceki yazılarımda kaleme almıştım.

Elbette özel okullarda öğrenim gören öğrencilerimiz de bir takım sıkıntılar yaşadılar. Ancak ekonomik ve imkân açısından kıyaslama dahi yapılamaz.

MEB ya da ÖSYM bu konuda bir istatistik çalışması yapar da eğitimde fırsat adaletinin yerle yeksan olmadığını görmemiz bizi mutlu ve ümitvar edecektir.

Selam ve dua ile…