• DOLAR 12.369
  • EURO 14.009
  • ALTIN 713.051
  • ...

        Bismillah…

        Bizler genel olarak emperyalist ve siyonist sömürgeci odaklar tarafından yapılan her türlü sözlü ve fiili saldırıyı inanç ve değerlerimize karşı yapılmış kabul edip ona göre bir refleks sergileriz.

        Bu tür zamanlarda ani, agresif ve duygusal davranışlar hakim olmakta ve bu nedenle bir süre sonra sanki menfi bir durum yaşanmamış ve devam etmiyormuş gibi normal hayata dönüş yapmaktayız.

        Yani şer odaklarının sinsi ve yakın/orta/uzak vadeli planlarına karşı hikmetli ve sürekli bir mücadeleden yoksun olarak tepkisel ve duygusal davranışlar göstermekten öte bir şey yapmamış oluruz.

        Aslında küresel sömürgeci birlikler bizim bu yönümüzü çok iyi tespit etmişler...

        Bundan dolayı kendileri açısından yenilgi, Gazze açısından zafer sayılacak bir ateşkese yönelmelerinin ve işin başında tek taraflı ilan etmelerinin daha etkin bir saldırı için olduğu bilinmeli…

        Yoksa bunların pes ettiğini ve artık böyle saldırılara tevessül etmeyeceğini düşünmek safdilliktir.

        Filistin’de yaşanan son durumda özellikle Gazze’nin yaşadığı tecrübelerden ders aldığını ve durmaksızın her alanda donanımlı hale geldiğini müşahede ettik.

        Siyonist terör şebekesinin yaptığı her bir saldırıyı bir öncekine göre kıyasen daha kısa kesmek zorunda kalması; Filistin’deki direniş güçlerinin sapandan ufak çaplı silahlara, bunlardan da roket ve füzelere terfi etmesi ve ayrıca bir konsensüs çerçevesinde birlikte hareket etmeleri bunun en net göstergesidir.

        Ancak İslam ümmetinin kullandığı argüman, materyal ve davranışlarda ciddi diyebileceğimiz bir değişikliğin söz konusu olduğunu söyleyemeyiz.

        En basitinden Siyonist ürünleri boykot etme hususu kısır döngü şeklinde devam etmekte...

        Siyonizme hizmet eden bir şirketin boykot hususunda söylediği “Boykot, Müslümanların an’i ve duygusal olarak gösterdiği bir tepkidir. Bir süre sonra kendiliğinden yok olmaktadır. Ek olarak ürünlerimizde kısa süreli kayda değer bir indirim yapmakla mevzu bahis sorunu gidereceğimizi bildiğimiz için herhangi bir endişe içine girmemekteyiz” sözü manidardır.

        Tüm bu yaşananlardan dolayı Gazze’nin bu konuda da ümmete öğretmenlik yaptığını rahatlıkla söyleyebiliriz.    

        Son günlerde Siyonist çetenin Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya yönelik yaptığı saldırıları da salt kutsallarımıza yapılmış bir müdahale olarak değerlendirip imkânlarımız ölçüsünde bu yaklaşım biçimine bağlı olarak tepkilerimizi serdettik.

        Elbette inancımızı ve değerlerimizi öncelememiz önemli ve elzemdir.

        Ancak bunu yaparken bazı realiteleri de ıskalamamak ve göz ardı etmemek gerekir.

        Her vakıanın sadece inanç üzerinden değerlendirilmesi bazen çıkmazlara ve çelişkilere girilmesini kaçınılmaz kılmaktadır.

        Vakıaların özellikle ekonomik ve siyasal yönünün göz ardı edilmemesi gerekir. Küresel sömürü güçlerinin kendi aralarında dahi bu alanlarda yaman bir mücadele verdiklerini ve görünür/görünmez bir çatışma içinde olduklarını bilmekteyiz.

        ABD, Rusya, Çin ve Avrupa ülkeleri arasında, ellerinden gelse, birbirlerini askeri ve siyasi alanda işgal etme ve özellikle de ekonomik olarak sömürme niyetlerinin ve uğraşlarının olduğunu herhalde bilmeyen yoktur.

        Buna binaen küresel Siyonist ve Evanjelist terör birliğinin ne yapmaya çalıştığını anlamak, teşhir etmek ve etkili önlemlerin alınmasını temin etmek elzemdir.

        Siyonist yetkililerin ve hamilerinin sınırları belli olmayan ve başkenti Kudüs olan bir devletten bahsetmelerinin ne anlama geldiği ve siyasi açıdan her kesimdeki insanların yaşadığı trajik yansımalarının neler olduğunun görülmesi ve gösterilmesi gerekir.

        Meseleyi, salt Filistin ve Müslümanların meselesi olmaktan çıkarıp bölgede ve dünyada bulunan tüm insanların yaşam hakkı ve insani temel hak ve özgürlükler cihetiyle ele almak gerekir.

        İslam ülkeleri açısından bunu başarmanın en öncelikli şartı; kendi içinde yaşanan etnik, mezhebi ve sınıfsal farklılıklardan kaynaklı ötekileştirme ve yok sayma sebebiyle oluşan mağduriyetleri gidererek, kardeşlik kalesini inşa edip hep birlikte maddi ve manevi alanlarda çift yönlü kalkınma çalışmaları göstermektir.

        Yerelde bunu başaramayanların insani temel hak ve özgürlükler hususundaki iddiası ve söylemi asılsız ve yanıltıcıdır.

Allah(cc)’a emanet olunuz.