• DOLAR 9.615
  • EURO 11.238
  • ALTIN 554.27
  • ...

        Bismillah…

        Filistin İslami Direniş Hareketi (HAMAS)’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları sözcüsü Ebu Ubeyde, geçtiğimiz günlerde 2 saatlik ateşkes ilanında bulunduğunda onca imkânsızlığa rağmen Gazze’nin süreci yönetme adına büyük bir başarıya imza attığını dost/düşman herkes dile getirdi.    

        Bu durum, “elma dersem gir, armut dersem çık” oyunu gibi “sığınaklara girin dersem girersiniz, çıkın dersem çıkarsınız” anlamına geliyordu, şüphesiz…

        Bu ne üstün feraset, bu ne hikmetli siyaset, bu ne müthiş cesaret, bu ne izzetli galibiyet…

        Savaş ve mazlumiyet içinde davet ve insaniyet…

        Kardeşlerimizin yaptıkları ile onure olduk, şeref duyduk, ümmet ve insanlık namına ümitvar olduk…

        Buna ek olarak Gazze; Siyonist terör şebekesinin, “Demir Kubbe” olarak nitelendirdiği ‘hava savunma sisteminin’ geçilemez olduğu yalanını bu kubbeyi kevgire çevirerek bu terör şebekesinin algı operasyonları ile tüm dünyayı nasıl da kandırdığını ve sömürdüğünü tüm açıklığıyla gözler önüne serdi.

        Avrupa ülkelerinin birçoğunun -bunların içinde terör şebekesinin paçavrasını resmi devlet binalarına asan, desteğini açıkça dile getirenler oldu- siyonist çeteye desteğine ve ABD’nin açıktan yüz binlerce silah gibi askeri malzemeler temin etmesine rağmen…

        Bu hususta, tüm Müslümanların ve özellikle İslam toplumlarını yönetenlerin esas olarak kendilerine sorması gereken soru şu:

        Haritaya bakıldığında hacim olarak neredeyse görünmeyecek kadar küçük olan ve ayrıca kara, deniz ve havadan kuşatılarak bir açık cezaevi haline getirilen Gazze bunu nasıl başardı.

        Mesela, bizler halen neden İslam coğrafyasını tarumar ederek işgal eden, milyonlarca Müslümanı katleden, namusunu çiğneyen ve Siyonist çetenin en büyük hamisi olan ABD’nin  ümmeti köleleştirme operasyonlarını gerçekleştirdiği üslerden “Kürecik ve İncirlik” üslerini kapat(a)mıyoruz?..

        ABD bizim için, Kürecik’te kayısı, İncirlik’te pamuk mu yetiştiriyor. Yoksa İslam ümmetinin ocağına incir ağacı mı dikiyor.

        Buralarda ABD’nin ne yaptığını bilmeyen var mı…

        Evet, tekrar asıl sorumuza gelelim. Gazze bunu nasıl başardı?

        Ben bu sorunun cevabını düşünürken zihnime bazı ayet-i kerimeler ve Üstad Bedüzzaman’ın sözleri geldi.

        “… Kendilerinin Allah'a kavuşacağını bilenler ise: "Nice az topluluk çok topluluğa Allah'ın izniyle üstün gelmiştir, Allah sabredenlerle beraberdir" dediler.” (Bakara 249)

        “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın…” (Al-i İmran 103)

        “Allah’ın ve sizin düşmanlarınızı ve onların gerisinde olup sizin bilmediğiniz, ama Allah’ın bildiklerini korkutup caydırmak üzere, onlara karşı elinizden geldiği kadar güç ve savaş atları hazırlayın...” (Enfal 60)

        İman, insanı insan eder. Belki de insanı sultan eder. Küfür, insanı gayet âciz bir canavar hayvan eder.

        Evet, hakiki imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre, hadiselerin baskılarından kurtulabilir.

        Arkadaş! İman her şey arasında hakikî bir uhuvveti, irtibatı, ittisali ve ittihat rabıtalarını tesis eder.

        Hakikat-ı İslâmiye bütün siyasetin fevkindedir. Bütün siyasetler ona hizmetkâr olabilir.

        Evet, Gazze’de İslami ve gayri İslami her yapının; Sünni ve Şii tüm Müslümanların; Arap ve Acem tüm kavimlerin bencilce siyasi hesaplar yapmadan ve korkusuzca birlikte hareket etmesi sonucu zamanın deccalini hayal bile edemedikleri bir direnişle şaşkına döndürdü.

        Bu gerçeklere binaen bizlerin, İslami kaynaklarımızı yeniden bu ruh ve şuurla ele alıp hayata geçirmemiz gerekir.

        Batı Dünyasının anası İngilizler “Müslümanlara hâkim olmak istiyorsak Kur’an-ı Kerim’i onlardan uzaklaştırmamız gerekir” dediğinde bir kitap olarak maddi varlığını değil mesajlarını hayatımızdan çıkarmaya çalıştıklarını göremedik.

        Gazze, küfür cephesinin bu proje ve planlarını alt üst etti inşallah…

        Koskoca İslam ümmeti, kaynaklarını Gazze’de yaşanan bu destan ve örneklik ile tefekkür ederek bu kaynaklarda verilen mesajları tez zamanda hayata geçirdiğinde küresel zulüm odaklarının düzenlerini yıkacağını ve tüm insanlığı esaretten kurtaracağını yakinen bilmelidir.    

Allah(cc)’a emanet olunuz.