• DOLAR 5,7975
  • EURO 6,6001
  • ALTIN 267,015
  • ...

Bismihi Teala

Doğuşuyla her zamanın mazlumlarına baharı müjdeleyen Resul-i Zişan`a salât olsun, selam olsun.

Asrısaadetten önceki döneme göz attığımızda insanlık gerçekten büyük bir cehaletin kucağında elemle kıvranıyordu. Hukukun üstünlüğü değil, güçlünün üstünlüğü esastı. Bundan zulüm başını alıp gitmiş, bu hal özelde mazlumların mustazafların genelde de tüm insanlık üstüne bir kâbus gibi çökmüştü.

Paçavra gibi kullanılan kadınlar, diri diri gömülen kızlar, hiçbir hak iddia edemeyen köleler, kumardan dağılıp parçalanan aileler, hakları gasp edilen yabancılar, kendilerine zulmedilen mazlumlar, Hak namına bir ışığa müştak hanifiler hatta ehli kitaptan olan Yahudi ve Hıristiyanlar adeta bir kurtarıcıyı bekliyorlardı.

Bekledikleri öyle bir kurtarıcıydı ki, yetimlerin babası, mazlumların hamisiydi.

O Tevrat`ta adı Ahyed, İncil`de Ahmed olan Hazreti Muhammed`di.

Onun doğuşuyla baharı iliklerine kadar yaşamıştı, tüm kâinat.

Onun doğuşuyla ebediyeten karaya bürünmüştü tüm şeytanat.

Ta o günden cehaletin yüzü solmuş, korku ve endişeye kapılmıştı. O günden zalimler çareler aramaya başlamıştı.

Ne yazık ki çarelerinin cehaletlerini tescil ettiklerinin farkında bile değillerdi. Bu günkü zalimler farkında olmadığı gibi.

Hak ışığına tahammül edemeyen yarasalar “Tekrar tekrar övülmüş`e” karşı bir seferberlik başlatmışlardı.

İşkenceler, eziyetler, hakaretler, iftiralar, yok saymalar, yalanlamalar, karalamalar taşlamalar…

Peygamber aleyhisalatu veselam onları bir tek Allah`a davet ettiği için O`na ve ashabına bunları reva görüyorlardı.

Onları zalimlerin boyunduruğundan bir tek Allah`ın kulluğuna davet ettiği için, karanlığın çukurundan ziyanın kucağına davet ettiği için O`nu ve arkadaşlarını taşlıyorlardı.

Zira zalimler Muhammed-i çağrının ne demek olduğunu biliyorlardı. Biliyorlardı ki sema Muhammed-i güneşle aydınlandığında zemin Muhammed-i şiarla ziynetlendiğinde zulüm endeksli saltanatlarının da sonu gelecekti.

Hamd olsun ki yarasaların çırpınışları fayda etmedi. Hamd olsun ki ne yapılan işkenceler, ne atılan iftiralar ve ne de atılan taşlar Muhammed-i nuru söndürebildi.

Öyle ki bataklığın ortasında güller bitirildi, zamanla bataklıklar da kurutulup gülistana çevirtildi ve cehalet asrından saadet asrına geçildi.

Bu güne geldiğimizde her ne kadar bu zamana cehalet dönemi diyemezsek de cehalet dönemindeki tüm rezillikler bu günde var. Bunun yanında Muhammed-i sevdayla divane, Muhammed-i bahara müptela ve müştak İslam ümmeti de var.

Hamd olsun, nisan ayıyla birlikte peygamber sevdasını iliklerine kadar yaşayan bir coğrafyanın çocuklarıyız.

Şubat ayının şehitler ayı, mart ayının mustazaflar ayı olduğu gibi Nisan ayının da peygamber ayı, bahar ayı, vuslat ayı olduğuna söze ne hacet meydanlar delildir.

Zemheri soğuklarda, ocaklarda, şubatlarda Resul`e can feda eden yiğitlerin ardından mart mustazaflara nevrozla baharı müjdeledi.

Hamd olsun nisandayız, Muhammed-i bahardayız.

Fakat, Ebu cehiller, Ebu lehebler peygambere tahammül edemedikleri gibi bu gün de birileri peygamber-i mesaja tahammül edemiyorlar.

Peygamberin doğumunun kutlanışına tahammül edemiyor. Adeta azgınlaşıp etrafa saldırıyorlar.

Müslüman evladı olup peygambere tahammül edememek –bilenler için- ne büyük bir talihsizliktir, ne büyük bir kayıptır.

Evet, dün peygamber taşlandığı gibi bu gün de peygamber sevdalıları taşlanıyor. Suçları(!) da ne kutlu, ne şerefli, ne izzetli bir suç: Muhammed aleyhisalatu veselamın doğumunu kutlamak, hayatını ve mesajını insanlara anlatmak.

Bu suçtan dolayı taşlanan bahadırlara ne mutlu!

Yine peygamber sevdasıyla meydanlarda aşka gelen sevdalıları hepimiz biliyoruz, tanıyoruz. Cemaat taassubu yapmadan peygamber namına nida eden nadinin nidasına uyan farklı cemaatten, sivil toplum kuruluşundan milyonlarla Müslüman.

Ya sevdalıları taşlayanlar?

Onları da biliyoruz, nereden beslenip dolduruşa getirildiklerini de.

“Muhammed rehber” haykırışına “serok apo” tepkisinin gelmesi onları ne güzel ele veriyor.

Her ne kadar onlar “peygamber sevdalılarına” karşı kinle doldurulmuşlarsa da, tahammülsüzleştirildiklerinden peygamber sevdalılarını taşlıyorlarsa da iman dairesinde kaldıkları müddetçe onları yaramaz –atsan atılmaz, satsan satılmaz- kardeşler olarak görüyorum, görmemiz de gerekir. Zira cehaletlerine farklı bir karşılığın verilmesinin acısını Müslüman Kürtlerden ziyade PKK daha iyi bilir. Peygamberin doğumuna ve mesajına tahammül edemeyenler iman dairesinde nasıl kalacaklarsa artık.

Onun için buradan toplumun ve kendilerinin sıhhat ve selameti için PKK`ye BDP`ye bir çağrıda bulunmak istiyorum.

Kürtlerin Muhammed aleyhisalatu veselam`a olan bağlılıklarına karşı gözlerinizi kapatmaktan vazgeçin. Meydanlardaki milyonlar uzaydan gelmemiş ekseri Kürt oğlu Kürt`tür, Yüzde yüzü de Müslüman oğlu Müslüman`dır.

Tüm Müslümanlar gibi Müslüman Kürtler`in de Muhammed aleyhisalatu veselam`ın sevdasıyla meydanlara nasıl akın ettiğini herkesten çok siz görüyorsunuz. Eğer tahammülsüzlük illetinden, jakobenlikten, cehaletten, menfi milliyetçilikten, düşmanlıktan, kinden ve nefretten arınırsanız dahası Muhammed aleyhisalatu veselamın ümmetine yaraşır bir hal içine girerseniz Peygamber Sevdalıları platformunda size de yer verilebilir. Taşkınlığı, saldırganlığı ve şiddeti bırakırsanız Muhammed aleyhisalatu veselam şemsiyesi altına milyonlarcası gibi siz de girebilirsiniz. Yok, eğer bunu yapmasanız da yine toplumun sıhhat ve selameti için Çocukça, cahilane davranışları artık bırakın. Tahammülsüzlük hastalığından başta azad olun. Elinizdeki belediyelerin Kutlu Doğum etkinliklerini engelleme çırpınışlarını durdurun. Taiflilerin Peygamberimizi delilerine ve çocuklarına taşlattığı gibi siz de peygamber sevdalılarını delilerinize ve çocuklarınıza taşlatmayın. Hem peygambere bağlılığından taşlattığınız o insanlar da bu coğrafyanın bu toprakların çocuklarıdır.

Peygamber`e ve sevdalılarına karşı kendinize bir çeki düzen verin. Kiminle uğraştığınızı bilin. Unutmayın ki Peygamberle uğraşmış olanlar tarihin hiçbir evresinde iflah olmamıştır, hiçbir zaman iflah olmayacaklardır.

Selam hidayete tabi olan kullara olsun.

Yazarın Diğer Yazıları