Harekete geçmek

Ortalığı toza, dumana katan gündemi bir kenara bırakıyorum.

Gündemimiz daha önemli karşı karşıya kaldığımız beladan, musibetten söz etmek istiyorum. İçte ve dışta yaşadıklarımız… ve buna rağmen aynı hedefe kilitlenemeyişimiz…

Gerçek şu ki Müslümanın siyasi hayatı da diğer hayatı gibi hırs, hile, iktidar ve çeşitli menfaatlere değil, tamamen ilahi rızaya matuf olmalıdır. İyiliği emir ve kötülükten nehiy hayatının, mücadelesinin adeta ruhu; adalet ve ihsan ise pusulası, rehberi olmalıdır.

Kavim, mezhep ve yöntem farklılıkları ya da dünyevi başka hesaplar mücadelesine asla zarar vermemeli, aksine onun için enerji ve takviye edici güç olmalıdır. İmanı bunu gerektirir.

Müslümanlar değişik uzuvlardan oluşan bir beden gibidirler ve herkesi, hepsi, topyekûn Allah'ın hizbi, taraftarıdırlar. Karşılarında ise şeytanın hizbi, Allah ve İslam düşmanları vardır. Ne olursa olsun hesap, kitap buna göre yapılmalıdır.

Bugün Türkiye üzerinden Müslümanların karşı karşıya kaldıkları can sıkıcı durum elbette yeni bir şey değildir, ama kuşatılmışlığımızı tüm boyutlarıyla hiç olmadığı kadar derin… geçmişle de kıyaslanmayacak kadar ciddi riskler içermektedir. 15 Temmuz darbe girişiminin değişik mevzilerden halkın iradesine, maddi, manevi değerlerine kurşun yağdırmaya devam ettiğini unutmayalım.

O yüzden bu coğrafyada ekmek yiyip su içen Müslümanların güçlerini bir etme noktasında daha hızlı hareket etmeleri gerektiğini düşünüyorum. Irak'ta, Mısır'da, Suriye'de ve diğer beldelerdeki kardeşlerimizin karşılaştıklarıyla karşılaşmamak ve onların yaşadıklarından ders, ibret çıkarmak için bu gerekli ve acildir diyorum.

Mesela şunlar üzerinden harekete geçebiliriz.

Üzerinde uzlaşının olacağı esasları öne çıkarsak, ayrıntıları geçsek görmezden gelsek, karşılıklı anlayışı yüceltip husumeti yerersek ve karşılıklı anlayışı besleyecek amellerde teşvik edici, husumete yol açacak söz ve eylemlerde ise men edici olsak; yardımlaşma, dayanışma ve işbirliği; kesinlikle vurdumduymazlıktan, dağınık ve itici hareket etmekten daha iyidir desek ve inansak. Allaha, peygambere, ahiret ve hesap gününe davet, küfür ve nifakla itham etmekten daha iyi ve daha kârlıdır. Buna çalışsak nassa göre, akıl ve mantığa göre hatta ilmi tespitlere göre güçleri bırakıversek. İslam düşmanlarına karşı mücadele halinde olmak, içe dönük çatışma ve ayrılıklardan daha kârlıdır deyip bunun için gayret etsek, gayret edip harekete geçsek. Ve bir araya gelmeye vesile daha nice başlıklar…

Bugün ırak ve Suriye'deki dış mücadeleler ve iç karışıklıklar, çatışmalar aslında kaderin ilahi takdir yoluyla bize verdiği çok ciddi ikaz ve uyarılardır. Türkiye'deki gelişmeleri bir de bu açıdan okumak gerekir.

Bir de içinde bulunduğumuz bu halin, içe dönük çatışma ve ayrılıklardan kaçınmayı ısrarla telkin eden ve bu yöndeki pratikleriyle de metod ve yöntemler formüle eden âlim ve rehberlerimizi haklı çıkardığını da hatırlatmalıyım.

Fiemanillah

 

Görüş ve Önerileriniz için...


Yorumlar Yükleniyor..