Ey Hükümet, Bu Adamları Duy!

Ergenekon Operasyonların başlayıp ülkede çok ciddi değişiklikler olduğu bir dönemde, Fetullah Gülen'e, Hoca Efendi demeyenlerin bile derdest edildiği bir zaman diliminde, Doğruhaber gazetesinde cesur ve imanlı bir adam şu başlıkla hükümeti uyaran bir köşe yazısı yazdı: ‘'Dikkat Ergenekon Gidiyor Fergenekon Geliyor!''  Bu yazısında hükümeti uyararak Ergenekon'dan boşalan kadrolara, ABD kontrolünde hareket eden FETÖ'cü kişilerin yerleştiğini yazmış ve çok net ifadelerle bu yanlışın millete çok pahalıya mal olacağını bir edebiyatçı üslubuyla ifade etmişti.

İşte Elazığ'ın bağrından çıkan, Edebiyat öğretmenliği yapmış, hem Ergenekoncuların hem Fetö'cülerin bin bir türlü zulüm ve hilelerini bizzat görmüş bir yiğitten bahsediyorum. Güneydoğu ve Doğu Anadolu insanı, bu adam için ‘Üç Said de bizimdir.' Diyerek sahiplendiler. ‘'Ergenekon Gidiyor, Fergenekon Geliyor!'' der demez ceza evine giren Hüda Par'ın başkan yardımcısı Sait Şahin'den bahsediyorum. Evet, Sait Şahin'in en son yazdığı köşe yazısı dikkate alınmalı ve hükümete yapılan bu uyarılar göz ardı edilmemelidir.

Cumhurbaşkanı diyor ya ‘Biz Tevazu Ehli Olacağız' Bizim Bakanımız mütevazı olacak, milletvekilimiz mütevazı olacak, belediye başkanımız mütevazı olacak…'' Evet, tevazu demenin ne demek olduğunu anlatacak değiliz amma tevazuu bu millet şöyle anlıyor: Mütevazı kişi çevresinde kendisine öneride bulunan herkese kıymet verip onu dinler. Kulak verir. Her şeyi ben bilirim demek mütevazılerin değil kibirlilerin özelliğidir. Bu konuda Cumhurunbaşkanı halkla gerçekten de istişare etmeye çalışıyor, halka ve diğer siyasilere kulak veriyor. Fakat mütevazı olacağız diye uyarma gereği duyuyorsa birileri halka kulak vermiyor, halktan kibirle yüz çeviriyor.

Evet, Doğu ve Güneydoğu'nun valileri, kaymakamları ve siyasileri Hüda Par'a kulak vermek zorundadır. Allah için ve insafla bakalım ve bu adamların ne dediğine bir kulak kesilelim. Bu insanlar her dönemde derin güçlerin zulmüne bizzat uğramalarına rağmen el- Eman demeden erkekçe hakkı söylemeye devam etmiş yiğitlerdir. Sait Şahin, hükümet işkenceyi bitirmiş ve bu konuda takdiri hak etmiş derken kendisi bizzat 90'lı yıllarda işkence görmüş bir adamdır. Ve onun tüm arkadaşları da zalimlerin zulmünü hücrelerine kadar yaşamışlardı.

Referandum öncesi Gaziantep'te referandumun ülkemiz açısından önemi hakkında gençlere konferans veren Sayın Adalet Bakanı Abdulhamid Gül'e konferansın sonunda şöyle bir soru sorulmuştu: ‘'Sayın vekilim! Cumhurbaşkanlığı sistemi eğer gelirse başta ülkemiz olmak üzere dünyada zulüm gören Müslümanlar için bir umut olur mu? Halen dahi 28 Şubat sürecinde zindanlara giren mazlumlara bir çıkış yolu olur mu? ‘' Abdulhamid Gül bu soruya şu cümlelerle cevap vermişti:'' Doğulu dindar kardeşlerimiz o dönemde iki kat zulüm gördüler. Birinci suçları Kürt olmak diğeri de dindar olmak… Yani hem Kürtlükleri hem dindarlıkları hedefe konulmalarına ve çeşitli zulümlere maruz kalmalarına sebep olmuştu.''

Bu anekdotu doğunun bağrından çıkmış dindar insanların kurduğu Hüda Par'a bu ülkenin yöneticileri kulak vermeleri gerektiği için hatırlatmak istedim. Hüda Par'ın birçok yöneticisi Sayın Bakan'ın da ifade ettiği gibi katmerli zulme uğramış insanlar. Her şeye rağmen sinmemiş, terörize olmamış, Emperyal güçlerin güdümüne girmemiş bu adamlara sahip çıkmak ve kulak vermek gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü ülkemiz hem Suriye'den hem de içerden kuşatılmaya çalışılıyor ve ciddi senaryolar hazırlanıyor. Aslında 6-8 Ekim Olayları ile bölgede dindar Kürtler yok edilerek bugün kuşatılan ülkemizin daha rahat bölünmesi hesaplanmıştı. Fakat Emperyal güçler yine bu sert ve metanetli adamların kalkanına takıldı. Ve hesapları bozuldu.

Evet, Said Şahin'in şu önerisine ''Aynı Yanlışlar ve Derin Devletlerin Oluşacağı Zeminler''  Cumhurbaşkanını dinleyen ve seven tüm mütevazı yöneticiler kulak vermeli ve ülkemiz zalim, ırkçı, acımasız, kibirli derin odaklara teslim edilmemelidir. Tüm bunları, ülkesini ve İslam ümmetini seven, insanlığa acıyan Salih insanların duyması için yazıyor ve söylüyoruz. Yoksa tarafgirlikten veya grupçuluk mantığından dolayı yazmadığımızı belirtiriz. Bu millete ve Ümmed-i Muhammed'e hayır kimin eliyle gelirse gelsin destekler ve o hayırlı elin sahibine yardım etmek isteriz. Fakat Ümmet ve millet düşmanlarına da göz yummayacak kadar izzetli insanların yolundayız.

Selam ve dua ile.