• DOLAR 8.321
  • EURO 9.892
  • ALTIN 484.099
  • ...

Öncelikle şunu belirtmekte fayda var: Yahudiler, Siyonistlerden ayrı bir topluluktur. Siyonizm ayrı bir dindir, Yahudilik ayrı bir dindir. Müslüman halklar, Hristiyanlar ve Yahudiler yüzlerce yıl barış içinde yaşamışlardır. Siyonizm emperyalizmin ortaya çıkardığı bir ideolojidir, bir dindir.

Siyonistler, müstekbirlerin casusudur, müstekbirlerin uşağıdır. Halbuki Yahudi milletinin peygamberi Hazreti Musa’dır. Hz. Musa müstekbirlerle savaşmış bir peygamberdir. Siyonizm, müstekbirlerle ilişki kurup onlara tabi olan, aslı Yahudi olan kimselerin oluşturduğu dinsiz bir örgüttür.

Evet, Siyonistler dinsizdir. Siyonizm’i Yahudilikle bir tutmamalı. Yahudiler diğer milletler gibi bir millettir; onlar Müslüman ülkelerde hayatlarını yaşarlar ve kendilerine dokunulmaz. Ama Siyonizm insanlığa savaş açmış cani bir örgüttür.

Ümmetin tüm gücünü israil’i coğrafyadan kaldırmak için seferber etmesi gerekir. İki devletli çözüm önerisi, hayalden başka bir şey değildir. Bu bir aldatmacadır. İsrail, hiçbir zaman Filistin’i işgal etmekten vazgeçmeyecektir. Çünkü onun hedefi Fırat ve Nil arasındaki her yerdir.

İsrail, Nil nehrinden Fırat’a kadar olan bölgeyi kendisine ait biliyor ve bu bölgenin Müslümanlar tarafından gasp edildiğine inanıyor. Bu yüzden saldırgan ve işgalci tutumundan israil’in vaz geçeceğini düşünmek safdilliktir.

Bugün Mısır’da niçin darbe yapıldı? On yıldan fazladır Suriye niçin iç çatışmayla yok edilmek isteniyor? Mazlum Filistin halkına sahip çıkabilecek, Filistin’e yakın stratejik bölgelerdeki bütün oluşumlar, küresel Emperyalizmin hedefindedir.

İslam ülkelerinin hükümetleri birlik ve vahdet içinde olmalıdırlar. Allah-u Teala karşısında sorumluk sahibi olduklarını bilmeli ve İslam’ın gücüne dayanarak zalimlerin ve dünyayı sömüren yağmacıların özellikle Amerika’nın ve israil’in elini coğrafyamızdan kesmelidirler.

Düşmanın kim olduğunu, düşmanın kovulması ve dostlarla birleşilmesi gerektiğine Müslüman ülkelerin reisleri dikkat etmelidir, aydınlar dikkat etmelidir, âlimler dikkat etmelidir. Bu Ümmeti birleştirecek en önemli ortak payda Mescid-i Aksa’dır. Filistin Direnişine Şii İran İslam Cumhuriyeti füze gönderirken Sünni olan Katar Krallığı yıkılan evlerin tamiri için para gönderdi değil mi?

Ülkemizde geçen Cuma Namazı çıkışında Filistin için Diyanet tarafından para toplandı. Müslüman halkımız çok ciddi yardımlar yaptı. İnşallah bu yardımlar El-Fetih’in lideri Mahmut Abbas’ın eline sıkıştırılmaz. Direnişin sahibi İslami Cihat ve HAMAS’a verilir. Çünkü yıllardan beri savaşı HAMAS ve İslami Cihat yapıyor. Ölen, bedel ödeyen HAMAS ve İslami Cihat iken masaya oturan, yardımları sahiplenip koltuğuna kurulan Mahmut Abbas’tır. Artık tüm Müslüman ülkeler, Filistin direnişinin gerçek sahiplerini muhatap almalıdır. Silik, pasif, işbirlikçi, israil’e boyun eğmeye müsait tiplerin, lider olarak önümüze sürülmesine göz yummamalıyız.

İslam, Kur’an-ı Kerim ve yüce İslam Peygamberinin asıl düşmanları; İslam beldelerine göz diken, yeraltı ve yerüstü zenginliklerini yağmalamak için hiçbir cinayet ve suikasttan çekinmeyen süper güçler özellikle Amerika ve israil’dir. Amerika ve israil ile işbirliği yapan Suud ve BAE’nin başını çektiği ihanet şebekeleridir. Filistin Direnişi dost ile düşmanı ayırdı, artık Hicaz halkı sömürülmeye rıza göstermemelidir.

Amerika’nın başını çektiği emperyalistler, İslam ülkelerinde özellikle Fars Körfezi’nde ve İlahi Vahiy merkezi olan Hicaz’da her türlü tahkir ve uşaklık zilletini kabul edecek yönetimler oluşturdular. Bu yönetimler, Filistin direnişinin önündeki en büyük engeldir. Ve bu yönetimler, tekfirci zihniyeti ihraç ederek İslam beldelerinde Müslüman kanı akıttılar.

Müslümanların Vahdet’ine engel olan ülkelerin liderleri kınanmalıdır. Varsa ihanetleri bütün Müslümanlara duyurulmalıdır. İhanet eden liderlerine sahip çıkan ülkeler boykot edilmelidir. Bunlar yapılmaz ve israil’e karşı tedbir alınmazsa Nil ve Fırat arasında kalan bütün Müslüman ülkeler işgale uğrar.

Bu yönetimlere rağmen Vahdeti nasıl sağlayacağız? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve D-8 (Bangladeş, Endonezya, İran, Malezya, Mısır, Nijerya, Pakistan ve Türkiye) ülkelerinin liderleri başta olmak üzere bütün Müslüman ülkelerin liderleri, İslam İşbirliği Teşkilatını (İİT) Askeri gücü olan, yeryüzünde ilahi adaleti sağlamayı hedefleyen bir yapıya dönüştürmelidir. Çünkü tüm dünya feryat ederek diyor ki: ‘BM’den insanlığa hayır yok!’

Arakanlı mazlumlar, Bangladeşli şehitler, Hindistanlı Müslümanlar, Amerikalı zenciler, Rusya’nın zulmü altında inleyen halklar, Çin’in ezdiği Doğu Türkistanlılar, İspanya’nın horladığı Faslılar, İngiltere ve Fransa’nın sömürdüğü tüm mazlumlar diyor ki: ‘Kimse yok mu? Hiç mi kimse yok! Feryadımızı duyacak, gözyaşlarımızı silecek, insan onuruna yakışan bir hayat yaşayabilmek için bize sahip çıkacak bu ümmetin içinden kimse yok mu?’

İşte vahdet, mazlumların sesine Allah için lebbeyk diyen, dirayetli, Müslüman, şerefli, Ahirete inanan, ölümden sonrasını bilen, Allah’tan başkasından korkmayan liderlerin ve bu liderlere sahip çıkan halkların eliyle gerçekleşecektir. Biz böyle bir halk olmaya layık değil miyiz?

Selam ve dua ile…