• DOLAR 7.293
  • EURO 8.788
  • ALTIN 404.67
  • ...

Yıllardır ümmetin evlatlarının birbirinden uzak olmasının en büyük sebebi; tercüme, dil öğrenme çalışmalarının ihmal edilmesinden dolayıdır. Öyleyse Ümmetin dillerini öğrenmeye çalışan bir gençlik yetiştirmek gerekiyor. Arapça, Farsça, Kürtçe hatta Urduca bile konuşabilen, okuyabilenler olmalı.

Bugün Ümmetin evlatlarını birleştirmek isteyen her Müslümanın başta Arapça, Farsça, Türkçe ve Kürtçe dillerini birbirine yakınlaştıracak tercüme çalışmaları ile işe başlamalıdır.

Büyük Selçuklular, Anadolu Selçukları ve Osmanlılar; Ümmetin evlatlarını kendi kabiliyet ve yeteneklerine göre teşkilatlandırmışlar. Ve bütün güçlerini şeytani güçleri etkisiz hale getirmek için harcamışlar. Bu devletlerin bazen hataları olsa da iyilikleri kötülüklerinden çoktur.

Büyük Selçuklu Devleti, Anadolu Selçuklu Devleti ve Osmanlı Devletinin ortak özelliği şudur: Anadolunun bağrından çıkan bu üç devlet, Kur’an alfabesi ile Türkçe yazmış, Arapça ve Farsça‘yı Türkçe ile beraber devletin resmi dili olarak görecek kadar bu dillere değer vermişler.

Kur’an alfabesiyle Türkçe yazmak... Ne büyük bir bahtiyarlıktır değil mi İstanbul?‪ İslam dinine giren bütün milletler Kur’an alfabesini yazı dilinde kullanarak ortak bir alfabe oluşturdular. Bu vesileyle Ümmet olmanın gücü arttı.

Fakat son 100 yıldır özellikle Birinci Dünya Savaşı’nı kaybetmemiz üzerine ümmeti bir arada tutan harf alfabe birliği de kaybolup gitti. Rusya’nın egemenliği altında olan İslam Ümmetinin evlatları Kiril Alfabesine, İngilizlerin egemenliği altında olan İslam ümmetinin evlatları Latin Alfabesine mahkum edildi.

Günümüzde Türkler Üç alfabe kullanıyor. Rusya’nın gölgesindeki Türkler Kiril Alfabesi; İran İslam Cumhuriyeti içerisinde yaşayan Türkler, Kur’an alfabesi; zaten biz, Latin Alfabesi kullanıyoruz. Aynı şekilde Kürtler de öyle... PKK ve türevleri Latin Alfabesini kullanırken İran’daki ve Irak’taki Kürtler halen Kur’an Alfabesi ile okuyup yazıyorlar. Araplar ve Farslar ise Kur’an Alfabesiyle okuyup yazmaya devam ediyorlar.

 Kur’an Alfabesini İslam Ümmetinin alfabesine dönüştüren en önemli devlet, Osmanlı Devletidir. Osmanlı Devleti; Arapça ve Farsça’yı da resmi dil olarak gördüğü için Kürtçeyi de Ümmetin dili olarak kabul ettiklerinden dolayı Türkçe ile öyle güzel harmanlamışlar ki İnsan hayran kalıyor. Osmanlıca‘yı bilen bir vatandaşımız Kürtler ile de Farslarla da Araplarla da çok rahat anlaşabilir. Arapça, Farsça ve hatta Kürtçe Kur’an alfabesi ile yazılmış bütün metinleri okuyabilir. İşte, ecdadımız Ümmet Devleti olmanın yolunun ümmetin en çok konuşulan dillerini birbirine yaklaştırmaktan geçtiğini fark etmiş. Dolayısıyla Türkçe çok zengin bir dile dönüşmüş.                   

Bu zengin kültür hazinemizin günümüze taşınmasını sağlayan en önemli eser Risaleyi Nur külliyatıdır. Bir dönemler dinsizlik cereyanlarına karşı mücadele vermek için yazılmış bu eserler birinci vazifesini tamamlamış oldu. Yani elhamdülillah bu memlekette Allah’ı inkar eden bir topluluk oluşmadı. Fakat İslam Ümmetinin evlatlarını birbirine yaklaştıracak, Kur’an alfabesi ile okuyup yazabilmeyi kaybettik. İşte Risaleyi Nur, tekrardan Kuran alfabesi ile okuyup yazabilmeyi ve Türkçenin Ümmet diline dönüşmesine vesile olacağını ümit ediyoruz. Bu da herhalde Risaleyi Nur’un bu millete ikinci hizmeti olacak.

Risaleyi Nur külliyatından Osmanlıca yani Kur’an alfabesi ile yazılmış olan Mesnevi Nuriyeyi okuyorduk. Bu hissiyatlar oluştu ve sizlerle paylaşmak istedik.

Ümmeti birbirine yaklaştırmak isteyen, Ümmetin tekrardan yeryüzüne egemen olmasını isteyen herkesin ümmetin dillerini birbirine yaklaştırmak için gerekli çaba ve gayreti sarf etmesi duası ile...