Hükümet, Diyanet ve Gündem

Ehli imanın üzüldüğü, küfür cephesinin ise çok sevindiği bir gündemin içinde kendimizi bulduk. Cumhurbaşkanının daha önceleri ‘Kartel Medyası' olarak tanımlayıp ülke insanına tanıttığı gazeteler, TV'ler, bunların sosyal medyadaki uzantılarının sevinç çığlıkları, hakaretleri, alayları gerçekten de bu ülkenin Müslüman halkını üzüyor ve halkın sinirlerini yıpratıyor.

Sosyal medyada birçok vaazı olan, itibarı olan, sevilerek dinlenilen bir İlahiyatçı Hoca'nın üzerinden tüm Müslüman âlimler, vaizler, hatipler saldırıya uğruyor fakında mıyız? Kimin ekmeğine yağ sürüldüğünü gören yok mu? Bakın Kartel Medyası diye tanımlanan gazete, haber siteleri, TV'lerindeki tartışma programları tamamen el birliği ile dinimizin kutsalları ile alay ediyor ve alkış çalıp Müslüman alimlerimizi hor gösteriyorlar. Yıllarca İslam ile tabiri caiz ise savaşmış şer güçler; İslam'ın güncellenmesi gerektiği fikrini, mal bulmuş mağribi gibi sahiplendiler. Ve şerlerini artık bu söz üzerinden halkın üstüne kusacaklar. Bu duruma düşmek gerçekten de ülke insanı için hele hele ümmetin bir beklenti içine girdiği Türkiye için gerçekten de çok yazık!

Birilerinin Müslümanlar için yeni 28 Şubatlar hazırladığını ve söylemleri ile hükümeti ve hükümet içinde İslam'ı dert edinmiş şahsiyetleri yıpratmaya çalıştığını fark eden yok mu? Hükümet bu pervasız, ağzı bozuk, yıllarca kalemini küfrün hizmetine vermiş, emperyalistlerle çalışmış, Batılı istihbarat servislerine köle olmuş bu satılmış adamların eline malzeme vermemelidir. Ve bunlara bir ayar acilen verilmelidir ki bu halkın kalbi ferahlasın. Yıllarca dini konularda mustazaf bırakılmış yani dini bilgi konusunda zayıf düşürülmüş mazlum halkımız, bu süreçten ve bu tartışmalardan çok ciddi manada rahatsızdır. 2023 gibi yakın ve uzak hedefleri olan, vizyonu olduğunu söyleyen bir hükümetin Kartel Medyasını sevindirip Müslüman halkı üzgün bırakması akıl kârı değildir.

Cumhurbaşkanının; Diyanete ve İlahiyatçılara seslenip ' Konuşun, kimden korkuyorsunuz, konuşun yahu! İslam alimi olan bir kişi korkmaz!' demesi güzel ama alimler, hayatın gerçeklerine bakıyor ve görüyorlar ki bu ülkede İslam adına konuşan her kişi mutlaka saldırıya uğruyor ve kendisini saldırganlara karşı savunacak ne bir dost ne de bir veli bulamıyor. İftiralar, baskılar, hakaretler havada uçuşuyor ama hocalar ses çıkartamıyor. Evet, cumhurbaşkanının bu desteğini değerli buluyoruz. Ey âlimler çıkın ve konuşun! Korkmayın! Sahih İslam'ı anlatın. Mümin kadınlar ve mümin erkeklerin tamamı sizin velinizdir. Korkmayın! Çıkın, susturun şu ağzı kirli, merhametsiz, dine düşman Kartel Medyasının aydın görünümlü cahillerini! Cahilsiniz ey Kartel Medyasının kalemşörleri! Hangi fakülteyi bitirseniz bitirin İslam'a düşman olan her biriniz cahilsiniz. Ona ve Onun dinine düşman her kişiye cahil der, İslam.

Gelelim Diyanet'e… Bakın mart ayının başında Cumhurbaşkanı kalabalık bir heyet ile Afrika'ya gitti. Bu heyetin içinde Diyanet İşleri Başkanı da vardı. Bir fotoğraf dikkatimi çekti. Cumhurbaşkanı konuşurken 10 kişilik sıralar halinde oturan Türkiye'den gelen heyetin ön sırasında Bakanlar ve Başbakan yardımcıları otururken Diyanet İşleri Başkanı ikinci sırada oturuyordu. Tuhafıma gitti. Şimdi burayı okuyan diyecek ki: “Bre cahil! Bilmez misin ki Diyanet İşleri Başkanı Devlet hiyerarşisinde Başbakan yardımcılarından ve Bakanlardan sonra gelir.?” Doğrudur, zaten sorun da burada ya! Müslüman ülkemin bütün cami imamlarının imamı olan, Diyanet İşleri Başkanı niye hep ikinci sınıf muamelesi görüyor? Evet, devlet içindeki konumu güçlendirilmelidir. Diyanetin hutbelerini her Cuma günü haber kanalları haber şeklinde halka sunsun. İmamların ve ilahiyatçıların eğitimi konusunda ciddi manada iyileştirmelere ihtiyaç olduğunu hatırlatmak isteriz.

Bu arada uzun zamandır ekranlardan ve medyadan uzak duran bir önceki Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, TRT'ye çıktığı programda gündeme dair çok yapıcı açıklamalarda bulundu. Özellikle dinin kimsenin tekeline giremeyeceği bu devlet dahi olsa hiçbir yapının din benim kontrolümde olmalıdır deyip dini kontrol altına alma çabasına girmesinin doğru olmayacağını söylemesini çok doğru bir tespit olarak görüyoruz.

Konu uzun, mesele çok ama rabbim bizlere az sözle çok şey anlatabilme kabiliyeti versin deyip bir vecize ile yazımızı sonlandıralım:''Bir kişiye yapılmış haksızlık, bütün topluma yöneltilmiş bir tehdittir.” der siyaset ve hukuk felsefecisi Montesquieu.

Selam ve dua ile…

Görüş ve Önerileriniz için...


Yorumlar Yükleniyor..