Küresel güçlerin yüzyıllık planları

1. Dünya Savaşı'ndan sonra yeni bir dünya düzeni oluşturulmaya çalışıldı. İngiltere ve Fransa başta olmak üzere Batılı güçlerin, dağılan Osmanlı'nın yerine Ortadoğu'ya yeni düzen getirme çalışmasının ilk adımı, Sykes-Picot anlaşmasıyla atıldı.

Yapay sınırlar çizilerek, İslam coğrafyası üzerinde yüzyıllık hesaplar yapıldı. Oluşan yeni harita ile krizler çok rahatça çıkarılabilecekti. Bunun için Batılı güçlerin küresel üst aklı tarafından özel ve sinsi planlar ortaya konuldu.

Batılıların planlar yapıp sınırları cetvellerle çizmesi, Ortadoğu halklarının çıkarı ve selameti adına değildi. Batının asla böyle bir derdi ve hedefi yoktu. Asıl hedefi; “bölmek/parçalamak” ve “yönetmek/sömürmek” idi.

İslam coğrafyasında yaşanan savaş ve krizlerin perde arkasında, Batılı güçlerin yüzyıllar evvel ortaya koymuş olduğu şeytanî amaçlar vardır. Aslında Batı bunu saklamamaktadır, bazı zamanlarda itiraf mahiyetindeki bu murdar düşüncesini dillendirmektedir.

ABD'nin başını çektiği küresel güçlerin Ortadoğu'da yaşanan savaşta aktif ve etkin rol oynamaları, yöneticileri tarafından zulme maruz kalan halkların barış ve selameti için değildir. Asıl hedefleri; israil'in güvenliği ve yüzyıllar evvel ortaya konulan planlarında başarılı olmalarıdır.

Suriye'de şeytanî emellerine ulaşabilmeleri, Türkiye'de yaşanacak kaotik bir ortama bağlıdır. Planlarını, Türkiye'de yaşanacak iç karışıklığa göre dizayn etmektedirler. Ki bunu son yıllarda açıkça belli etmekten kaçınmamaktadırlar.

15 Temmuz gecesi darbe girişiminde bulunan FETÖ (Allah korusun) başarılı olsaydı, Türkiye karanlığa gömülecek, batılı güçler leş kargaları gibi oluşan kaotik ortamdan rant devşirecek ve emellerine rahatça ulaşabileceklerdi.

Darbe girişimi başarısız oldu diye emellerine ulaşma hedeflerinden vazgeçmiş değillerdir. Muhtelif zamanlarda farklı planlar uygulamaktan geri durmadılar ve durmayacaklardır.  O yüzden Suriye iç savaşının sona ermesini ve kalıcı barışın sağlanmasını istememektedirler.

Küresel şer güçlerin oluşturmaya çalıştıkları çatışma ve kargaşa ortamı Türkiye'de oluşmadan evvel Suriye iç savaşı sona ererse, kuşkusuz bu durumda en kârlı çıkan ülkelerden biri Türkiye olacaktır.

Dikkat ederseniz ne zaman Suriye savaşında bir barış havası estiyse, “karanlık eller” ortaya çıkmış, oluşan umuda kurşun sıkmıştır. Türkiye, Rusya ve İran arasında Moskova'da yapılan görüşme öncesi Rus büyükelçinin öldürülmesi olayını da bu mülahazalar ile değerlendirmek gerekir.

Bundan sonra da sansasyonel saldırı ve siyasi suikastlar devam edebilir. Şu ana kadar yaşananlar doğrultusunda tezahür eden bir gerçek şu ki, şer güçler Türkiye'yi karıştırmak, istikrarsızlaştırmak ve isteklerine erişmek için bütün kartlarını sahaya sürmekten geri durmayacaklardır.

Bugüne kadar onlarca kez denediler olmadı, daha farklı yöntemlerle emellerine ulaşmaya çalışacaklardır. Ancak şimdi durumlar eskisinden daha farklı. Türkiye-Rusya arasında normalleşme süreci yaşanıyor ve büyükelçinin öldürülmesi de bu süreci sekteye uğratmadı. Türkiye ile İran, Suriye savaşında bir çözüm için Rusya ile birlikte masaya oturdu.

Belli ki Batı, bu gelişmelerden son derece rahatsız. İradelerini satın almış yerli maşalarını harekete geçirmek ve kaotik bir ortam oluşturabilmek için bugünlerde daha fazla mesai harcayacağı aşikâr. O yüzden, küresel şer güçlerin şeytani planlarına karşı özellikle bugünlerde çok daha fazla ihtiyatlı ve dikkatli olmak gerekir.