• DOLAR 16.74
  • EURO 17.503
  • ALTIN 965.43
  • ...

Türkiye’de AK Parti son 20 yıldır iktidardır. CHP de bu süre zarfında sürekli ana muhalefet partisi konumunda olmuştur.

Kimi siyaset bilimciler, yazarlar, yorumcular gündemi değerlendirirken 20 yıldır iktidarda bulunan AK Parti’nin bu dönem en kötü dönemini geçirdiğini ifade etmektedirler.

Hiçbir dönem olmadığı kadar halkın ekonomik sıkıntı çektiğini; toplum arasında yoksulluk, yolsuzluk ve adaletsizliklerin tavan yaptığını dile getirmektedirler.

Bu gibi değerlendirmeleri muhalefet partisinden siyasetçiler yaptığında ise çok daha sert bir biçimde iktidarı eleştirmektedirler.

Bu konuda muhalefetin ortaya koyduğu “muhalefet yöntemi” sanırsam bugüne kadar sürekli iktidar partisine yaradı.

Muhalefet, millet ve memleket söz konusu olduğunda bile AK Parti iktidarının yapmış olduğu icraatları sert bir şekilde eleştirdi.

Olması gereken bu değildi. Kanaatimce olması gereken şuydu: İktidar doğru yaptığında, milletin ve memleketin çıkarına olacak bir proje ortaya koyduğunda, muhalefet bu konuda millete fayda sağlayacağı için projeye karşı eleştiri yapmayabilirdi.

Ancak iktidar bir yanlış yaptığında, ülkeye zarar verecek, halkı zorda bırakacak bir duruma ya da bir projeye imza attığında ise muhalefetini ve eleştirisini yapmalıydı.

Bugüne kadar ana muhalefet partisi iktidarın yaptığı her şeyi eleştirdiği, her projeye karşı çıktığı ve tutarlı bir siyaset ortaya koyamadığı için seçmen nezdinde bir karşılık bulamadı.

Takip ettikleri yöntemin kendilerine fayda sağlamadığını anladılar. Bu yüzden son birkaç yıldır siyasi anlayışlarında bazı değişiklikler yaptılar. 

Ana muhalefet partisi anlamış olacak ki, çok konuşmakla, çok ses çıkarmakla, ortaya konan her projeye karşı çıkmakla ciddi bir muhalefet yapılmaz.

Son yıllarda ana muhalefet partisi, daha anlaşılır, daha sakin, daha kucaklayıcı ve daha kurumsal bir siyaset yapmak gerektiğinin bilincine vardı.

Bu yöntemin seçmen nezdinde bir karşılık bulacağını düşündükleri için son dönemlerde siyaseten daha kucaklayıcı bir söylem geliştirdikleri görülmektedir.

Ancak buna rağmen tek başlarına iktidar olamayacaklarını bilmektedirler, bunun için de yeni yollar ve yeni arayışlar içine girmektedirler.

Millet İttifakı kurmaları, 6’lı masa etrafında birleşmeleri, oyu az olan partileri bile yanlarına çekmeye çalışmaları tek başlarına iktidar olamayacaklarını bildiklerinden dolayıdır.

Tabi bununla birlikte Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin siyasi partileri bir ittifakta bulunmaya mecbur etmesi de, muhalefetin bir masa etrafında toplanmasına neden oldu.

6 ayağı olan masada toplanan muhalefet partilerinin düşünceleri henüz net değil. Şuanda bile masada bulunan partilerin liderleri arasında sıkıntıların ve kimi konularda anlaşmazlıkların olduğu konuşuluyor.

6’lı masa ile ilgili tartışmalar yoğun bir şekilde sürüyor. Bu tartışmaların sebebinin, masada bulunan Genel Başkanların kafalarındaki seçim ittifakının tam anlamıyla net olmamasından kaynaklandığı söyleniyor.

Demokrat Partisi Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın, cumhurbaşkanı adaylığı için söylediği “20 yıllık AK Parti döneminin sorumluluğuna ortak olmamış olmak” kriteri, Gelecek Partisi ve Deva Partisi’nde ciddi bir rahatsızlık yarattı.

Gültekin Uysal, söylediği sözü hakkında bir düzeltme yaptı ancak bu düzeltme özellikle Gelecek Partisi nezdinde yeterli bulunmadı.

Gültekin Uysal’ın, Gelecek ve Deva Partisi’ne yaptığı ziyaret sonrası yayınlanan fotoğraflarda Davutoğlu ve Babacan’ın asık suratları, sorunun ve soğukluğun sürdüğünün göstergesi olarak yorumlandı.

Kimine göre 6’lı masanın seçime kadar birlikte hareket etmesi zor gözüküyor ancak CHP masanın dağılmaması için yoğun bir çaba sarf ediyor.

Kılıçdaroğlu ne yapıp edip en azından seçimlere kadar masayı ayakta tutmak istiyor. Çünkü onların oylarına ihtiyacının olduğunu biliyor.

Bu açıdan, kafalardaki karışıklığa ve soru işaretlerine rağmen masanın dağılmaması için masadaki partilere her türlü tavizi vermeye devam edecek.