• DOLAR 7.413
  • EURO 9.052
  • ALTIN 442.039
  • ...

Türkiye’de, çözülmeyi bekleyen onlarca temel sorun mevcuttur. Ancak her vatandaşı ilgilendiren bu sorunların çözümü maalesef gerçekleşmiyor. Elbette bunun sebepleri vardır.

İşsiz olan, evine ekmek götüremeyen veyahut kazancıyla temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta çok zorlanan bir işçinin ya da bir emeklinin en büyük sorunu, gelir düzeyindeki adaletsizliğin ortadan kaldırılması olsa gerek.

Sokağa çıkıp insanlara “Ülkenin en büyük sorunu nedir?” diye sorduğumuzda, insanların çoğunluğunun söyleyecekleri ekonomi bağlantılı sorunlar olacaktır.

El hak doğrudur. Ekonomik sıkıntılar almış başını gidiyor. İnsanlar geçimlerini yapmakta zorlanıyor. Vatandaşların çoğu borçlanmış, faize bulaştırılmış.

Esnaflar, girişimciler, işverenler, kimi fabrikalar ve ismini zikretmediğimiz birçok sektör son gelişmelerin kendilerini ciddi manada zorladığını ifade ediyor.

Ülkede en büyük sorunlardan birinin ekonomi olduğu bir hakikat. Ülke idarecilerinin son zamanlardaki açılımları ve açıklamaları işin hangi boyutta olduğunu gözler önüne seriyor.

Diğer taraftan toplumda maneviyatsızlık da çok artmış durumda.

Ailevi sorunlar, ahlaki yozlaşmalar, gençliğin değerlerinden uzak bir şekilde yetişmesi; mistik hayaller peşinde koşması, hayata sürekli maddeye dayalı bakması, tüketim endeksli yaşaması…

Normal şartlarda çok sağlam bir kale olması gereken aile kurumunun çok rahat bir şekilde dağılması, yuvaların yıkılması, boşanmaların artması, eşlerin birbirlerine duydukları güvenin azalması…

Bu yaşanan yozlaşmaların elbette sebepleri var. Bu kadar sorun bir anda ortaya çıkmadı.

İstanbul Sözleşmesi, ailevi sorunların ortaya çıkmasının önemli bir sebebidir.

Kimisi diyecek ki olur mu efendim, İstanbul Sözleşmesi aileyi koruyor, kadını savunuyor, kadının haklarını garanti altına alıyor.

Biz de diyoruz ki; yok efendim yok, İstanbul Sözleşmesi bilakis kadının eşinden, ailesinden, değerlerinden uzaklaşmasına sebep oluyor.

İstanbul Sözleşmesi, eşler arasındaki ülfet ve muhabbeti ortadan kaldırıp İslam’a göre çok değerli bir kurum olan ailenin dağılmasına aracı oluyor.

İstanbul Sözleşmesi, kadını dokunmaz kılıp erkekten daha üstün görüyor ve cinsiyetçi bir düşünceyi toplum arasında yaygınlaştırıyor.

Bir tarafta ekonomik sıkıntılar, diğer tarafta manevi sorunlar… Kanaatimce ülkenin en büyük sorunlarının başında bu iki husus geliyor.

Bundan ötürü, idareyi elinde bulunduran iktidarın bunlarla mücadeleyi, mezkûr sorun ve sıkıntıları ortadan kaldırmayı öncelikli politikası haline getirmesi gerekiyor.

Nasıl olacak derseniz, çözüm sanırım çok zor olmasa gerek. Çözüm, insan merkezli adil bir sistemin tesis edilmesidir.

İnsanı merkeze alan adil bir sistem, ahlaki yozlaşmaya karşı durmak için, manevi kalkınmayı önceler.

İnsanı merkeze alan adil bir sistem, faize dayalı bir model yerine, üretime endeksli faizsiz bir düzeni benimser.

İnsanı merkeze alan adil bir sistem, gençlerin laik ve seküler bir anlayışla yetişmesini değil, hem dünya hem de ahiret kurtuluşunu gaye edinen bir neslin yetişmesini amaç edinir.

İnsanı merkeze alan adil bir sistem, topluma asla uymayan ithal yasa ve sözleşmelerin uygulanmasını değil, insanî ve İslamî değerleri önceleyen yerli kanunların yürürlüğe konulmasını hedefler.

İşte bu yüzden her fırsatta ve ısrarla insan merkezli adil bir sistemin, işlerin adaletle idare edileceği bir düzenin kurulmasının ve ekonomik sorunları aşmak için de faizi ortadan kaldırıp üretimi ve ihracatı önceleyen İslamî İktisat Modeli’ne geçilmesinin gerekli olduğunu ifade ediyoruz.