• DOLAR 6.678
  • EURO 7.301
  • ALTIN 338.48
  • ...

Aile kurumunu sarsmaya, eşler arasındaki sevgi ve saygıyı zedelemeye ve ailedeki bireyleri birbirlerine düşman hale getirmeye çalışan projeler, toplumun geleceği açısından en büyük tehlikedirler.

Benzeri projeleri yaygınlaştırmak isteyen zihniyetin asıl hedefi, toplumsal ahlaksızlıktır, toplumu benliğinden uzaklaştırıp beşeri ideolojilerin benimsediği bir yaşam şeklini topluma dayatmaktır.

Toplumu İslamsızlaştırmak isteyen zihniyetin uzun yıllardır aile kurumuna yönelik projelerinin ve değersizleştirme girişimlerinin olduğunu biliyoruz. Bunu da, sözde kadını ve aileyi koruma adına yapıyorlar.

İstanbul Sözleşmesi, aile kurumunu hedef alarak ortaya konulan projelerden biridir. Bu proje, kadını aileden koparmaya yönelik bir hamledir. Ailede kadın ile erkeği bir birinden ayırmayı hedefleyen bir sözleşmedir ve bu sözleşmeyi Türkiye’ye önerenler bizce hiç de iyi niyetli değillerdir.

İşte bundan dolayıdır bu konuyu işlemeye devam etmemiz. Bahse konu ettiğimiz sebeplerden dolayıdır hükümetin bu konuda dikkatini çekmeye uğraş vermemiz.

İstanbul Sözleşmesi, toplum tarafından anlaşıldıkça ve 6284’ün sebep olduğu yıkıcı sonuçlar ortaya çıktıkça, İslami hassasiyet sahibi vatandaşların vereceği tepki de o oranda artacaktır. Hatta kimi kesimlerde hayal kırıklığı bile yaşanacaktır.

Doğru olan, İstanbul sözleşmesinin feshedilmesi ve sözleşmenin uygulanması için çıkarılan kanunların yürürlükten kaldırılması ve bunlarla birlikte yerli ve İslami bir anlayışla aileyi korumaya yönelik alternatif yasaların çıkarılmasıdır.

Daha fazla yıkımlara sebep olmadan, daha çok sayıda aileyi parçalamadan bu kanunların yürürlükten kaldırılması en doğru adımdır. Bu konuda adımların atılması beklentisinde olan kesimler vardır.

Hükümet bu konuda, sözleşmenin faydalı olduğu ve kadına yönelik şiddeti ortadan kaldıracağı hususunda Aile Bakanlığı ve kimi STK’lar üzerinden toplumu ikna etme yoluna da başvurabilir. Ki şuanda yapılan budur.

Aynı zamanda mevcut yasaları ve sözleşmeyi eleştirenleri susturma ve dışlama yoluna da başvurabilirler. Böyle bir adımın yanlış olduğunu ve sorunu daha da girift hale getireceğini şimdiden söylemek gerek.

Şuanda sözleşmeyi ve 6284’ü eleştirenlere yönelik haksız bir karalama ve suçlama var. Hükümete yakın kimi yorumcular, eleştirileri yapanların Cumhurbaşkanını yıpratmayı hedeflediklerini ve bunu “kasıtlı” yaptıklarını iddia ediyorlar.

İstanbul Sözleşmesi’ni eleştirenler, İslami duyarlılıklarından dolayı eleştiri yapmaktadırlar. Ortada yanlışlar var; sözleşmenin yıkıcı etkileri günden güne artıyor, eşler arasındaki muhabbet ortadan kalkıyor, aileler birbirlerine düşman oluyor, ahlaksızlık ve sapkınlıklar normal görülüyor.

Bunca olumsuz gelişmeye karşın duyarlı ve hassasiyet sahibi kişi ve kesimler, susup eleştiri de mi yapmasınlar? Ne buyurmuştu sevgili Peygamberimiz(S.A.V.); “Bir kötülüğü gördüğünüzde elinizle düzeltiniz. Elinizle gücünüz yetmezse dilinizle düzeltiniz. Buna da gücünüz yetmezse kalbinizle buğz ediniz.”