• DOLAR 5.797
  • EURO 6.495
  • ALTIN 277.84
  • ...

İki hafta önceki “Ümmet neden bu halde?” başlıklı yazımızda, İslam âleminin içinde bulunduğu durumu ele almıştık. Bu haftaki köşemizde ise ümmetin ne yapması gerektiğine değineceğiz.

Ortadoğu denilen İslam coğrafyası başta olmak üzere Müslüman ülkelerde uzun yıllardır iç karışıklık ve savaşlar var. Suriye, Irak, Filistin, Yemen, Mısır, Cezayir, Keşmir, Doğu Türkistan, Afganistan, Çeçenistan ve Müslüman halkların bulunduğu bütün topraklarda kan ve gözyaşı var, çatışma ve kargaşa var. Müslüman halklar, kendi memleketlerinde haksızlıklara maruz kalıyor ve ikinci sınıf insan muamelesi görüyor.

Küresel emperyalist güçler ve işbirlikçileri, kimi bahaneler öne sürerek; uçak ve tanklarla, top ve bombalarla ve en ağır silahlarla asker-sivil, suçlu-suçsuz, kadın-erkek ayırımı yapmadan insanları katlediyor. Müslümanlar ile hiçbir zaman barışmayan Batı ve işbirlikçileri, aziz İslam dininin izlerini yeryüzünden silmek için çok yönlü oyun ve desiseler tezgâhlıyor.

Emperyalist Batı; oyuna getirdiği kişi ve grupları ve bazen de devletleri kullanarak Müslümanları katlediyor, işkence ediyor, yerlerinden sürüyor ve yakarak şehit ediyor. İslam’ın izinin bulunduğu yerlerde çatışma ortamı oluşturarak Müslümanların arasına nifak sokuyor.

Maalesef Müslümanlar, Batı ve işbirlikçilerinin sinsi tezgâhını görmüyor. ABD’nin başını çektiği emperyalist şer güçlerin, çıkarlarını koruma adına İslam coğrafyasında uygulamaya koydukları kirli oyunun farkına var(a)mıyor.

Yıllardır Batı tarafından zulüm ve katliamlara uğrayan, işgal ve iç karışıklık sebebiyle ev ve yurtlarını geride bırakıp göç eden ve ihtilaflar sebebiyle birlik ve beraberliği elde edemeyen Müslümanlar bu acıları hak etmiyor!

İslam âlemi bunca yıldır bedeller ödedi, zalim ve diktatörlerin zulüm, katliam ve boykotlarına maruz kaldı, düşmanlar tarafından işkenceler gördü, zindanlara girdi, şehitler verdi, sürgünler yaşadı.

Yaşanılanlara artık yeter deme zamanı gelmedi mi? Huzurlu ve savaşsız bir gelecek adına, içinde bulunduğu acziyetten, zayıflıktan ve rehavetten kurtulmak için bir şeyler yapmalı artık ümmeti Muhammed!

Peki, ne yapmalı, hangi adımları atmalı?

Müfteri Batının murdar oyunlarına karşı uyanmalı ve ayağa kalkmalı!

Barış, kardeşlik ve huzur dini olan aziz İslam’a dönüş olmalı!

Kur’an’dan öğütlere kulak verilmeli ve öğrenilenler hayatta eksiksiz uygulanmalı!

Vahiy doğrultusunda yeniden iman edilmeli yüce yaratana bir kez daha!

Sarsılmaz imanla, yeni bir sayfa açılmalı dünya imtihanında başarılı olma ve zalimlere dur diyebilme adına.

İslami gruplar, Müslüman yöneticiler,  âlimler, kanaat önderleri, parti liderleri ve toplumsal barıştan yana olan herkes sosyal sorumluluk bilinciyle hareket etmeli sorunların mutlak çözümü adına.

İslam coğrafyalarında savaş ve kargaşanın sona ermesi, Müslümanların birbirini sevmesi ve tüm sorunların kalıcı çözümü için bir an evvel girişimlerde bulunulmalı ümmetin birliğini önceleyenler tarafından.

Müslümanlar, aralarındaki ayrılık ve ihtilafları bırakıp ümmet olma bilinciyle hareket etmeye başlamalı ve rahat yüzü görmek için küresel güçlerin şeytani oyun ve desiselerini bozmalı.

İslam’ın geleceği, Müslümanların birlik ve beraberliği, savaş ve çatışmaların sona ermesi, zalim ve diktatörlere karşı haykırabilme ve zulümlere dur diyebilme güç ve kudretine ulaşabilmek için ümmet ayağa kalkıp özüne dönmeli, Kur’ani öğretilere nebevî mesaja kulak vermeli zaman kaybetmeden.

Ümmeti oluşturan Müslümanlar ittihad-ı İslam şuurunun gerekliliğini öncelik meseleleri yapmadan, aslî görevlerini hatırlamadan, ihtilafları bir kenara bırakmadan, dava şuuruyla hareket etmeden, samimice ayağa kalkıp yeniden iman etmeden, İslam coğrafyasının zenginliklerini sömürmek ve Müslümanlar arasındaki ihtilafları körüklemek hedefinde olan küresel emperyalizmin oyununa karşı önlemler almadan…

İslami hükümlerin yeryüzünde hâkim olmasını istemeyen bütün sistem ve ideolojileri tanımadan ve bunlara karşı mutlak çözümler üretmeden İslam beldelerindeki savaş ve zulümlerin sona ermesini, Müslüman âleminin vahdeti elde etmesini, mazlumların rahat yüzü görmesini ve toplumu İslamileştirecek nesillerin yetişmesini kimse beklememelidir.