• DOLAR 16.594
  • EURO 17.416
  • ALTIN 970.08
  • ...
SON DAKİKA

Bismihi Teâla

Öğretme ve öğrenme evrensel bir faaliyettir.

Deri kemik misali birbirinden ayrı düşünülemez.

Zira birbirini tamamlar…

Diğer deyişle öğrenme ve öğretmeyi zorunlu kılar.

Okullar, eğitim kurumları sosyalleşme aracıdır.

Bireyin eğitiminde rol alan sistemli, dinamik, örgütlü kurumlardır.

Değişen dünyayla; toplumsal bakışımız, yaşayış şeklimiz değişti.

Dün doğru bildiğimiz, doğru gördüğümüz düsturların;

bugün yakın yerde durmadığımızı söyleyebilirim.

Geleneksel eğitimin yerini çağdaş eğitim aldı.

Konjonktüre göre eğitim felsefesi, eğitime bakış, paradigmalar değişiyor.

Eyvallah, diyelim!

Ancak şu var ki; değişen dünya ile birlikte uyumsuz, gelgit tutumumuz kendini ele verir.

Ayak uydurmakta zorlanıyoruz galiba!

Aileler, okullar ve öğrenciler olarak…

Öğretmen merkezli sistemden öğrenci merkezli sisteme geçildi.

Bizde 2004 yılı itibariyle ’’ yapılandırmacı eğitim modeline ‘’geçildi.

Eğitim felsefesinde ‘’ilerlemeci’’ ve ‘’yeniden kurmacılık’’ başat rol almaya başladı.

Bizim sarpa çıkmazımız da burada!...

  Dil devrimiyle terbiye, literatürde yerini eğitim kavramına bıraktı.

Sanırım ‘’adam etmek’’ deyimi eskilerde kaldı.

Aileler çocuklarını öğretmenlere emanet ederek onlardan çocuklarını adam etmelerini isterdi.

Zira halk nezdinde öğretmenlik kutsal bir meslek görülürdü.

‘’Eti senin kemiği benim’’ deyişi hafızalarda…

Bu yaklaşımla çocuğumu yetiştirmek için her türlü önlemi alabilirsin mesajı verirdi.

    Bugün tedavülde kılınmak istenen öğrenci merkezli eğitim sistemi

Nedir bu?

Öğretmen rehberlik eder, öğrenci aktiftir.

Öğretmen öğrenmeyi öğretendir.

Ağızda inci saçılıyor belki…

Lakin 18 yıldır bir arpa yol kat ettik mi?

Açık deyişle öğretmen rehber, öğrenci aktif öğrenen mi?

Ne okullar bu formatta, ne de aileler!...

Otorite kurmakta zorlanan okullar, öğretmenler…!

Öğrenme şevkinden, hazzından uzak duran öğrenciler!...

Laubalilik diz boyu, olumsuza karşı yaptırım uygulayamıyorsanız;

Eliniz kolunuz kırılmış olunmuyor mu?

Bu yüzden kimse elini taşın altına koymak istemiyor.

Amiyane söyleyişle sapla samanı karıştırdık.

   Sonuç olarak aktüele, tutucu tavır takınmak akıl karı değildir.

Değişen dünyayla birlikte coğrafyanın sosyolojisini, toplumun dokusu görmezden gelinemez.

Bari illa ki libası ithal edeceksek; demezler mi üzerine otur(mu)uyor mu, diye?

Kalın sağlıcakla…