• DOLAR 8.286
  • EURO 9.68
  • ALTIN 497.857
  • ...

Bismihi Teâlâ                                                                                                                   

    Küresel çapta sınandığımız pandemi salgınının, kuşkusuz ülkelerin eğitim sisteminin rengini, şeklini değiştirme kudreti bulduğu ortada…

   Türkiye gibi nadir ülkeler uzun süre uzaktan öğretimle olabildiğince acil tedbir kapsamında imkânlar sundu. Tabii ki herkesin aynı oranda, aynı kapasitede istifade ettiği söylenemez. Zira başta maddi olanaklar olmak üzere ailenin sosyo kültürel durumu, bireyin hazır bulunuşluluk düzeyi doğrudan etkili oldu. Hatta diyebilirim ki süreç itibariyle kimi ailelerin çocukları, uzaktan eğitimin ne yanına ne de kıyısına uğradı.

   İşte burada aile içi disiplin ön plana çıkıyor. Bir de ailelerin eğitime bakışı ve maddi olanakları işin içine girince; bireyin istifadesi de buna bağlı olarak değişim göstermeye yüz tuttu. Haziran ve Ağustos başı itibariyle özel öğretim kurumları tam hızla müşteri bulmanın kolaycılığı buldu.

  Özel kaynaklardan faydalanan oran 18 milyon öğrencinin yüzde kaçına tekabül ediyor orayı bilemem lakin akranlarına göre dezavantajlı konumda olanlar azımsanmayacak oranda yüksek olduğu rahatlıkla söylenebilir sanırım.

  Neyse ki; Eylül’ün ortası itibariyle bakanlık okula yeni başlayan 1.sınıf öğrencilerini seyreltilmiş gruplar halinde yüz yüze eğitime aldı. Birinci aşamadan memnun kalan kurullar, ikinci aşamaya geçerek ilkokulun tümünü, orta ve lise son sınıf öğrencilerini 12 Ekim’de örgün eğitime alacak. Önemli bir gelişme, ardından ara sınıfları alacağı bekleniyor…

   Uzaktan öğretimin düzeyi ne olursa olsun örgün eğitime alternatif olarak sunmak kolay olmasa gerek. Hadi diyelim azami derecede öğretimi verdiniz ya işin eğitim boyutuna ne diyeceksiniz..?

    Bireyin sosyalleşmesini, sağlıklı gelişimini nasıl sağlayacaksınız?.. Saatlerce ekranların karşısında donup kalmışlığın sersemliğini; edilgenlik ve ataletin yorgunluğunun telafisi güç boyutlara ulaştığını düşünmek bile insanı korkutuyor.

  Süreç, “hibrit eğitim” sistemine doğru bir gidişata kilitlenmiş durumda. En azından şimdilik öyle… Başka deyişle yüz yüze eğitim ile uzaktan eğitimin birlikte yürütülmesi…

  Kuşkusuz, eğitim denen sistemin odak noktasında ilk akla gelen ailedir. Görünen o ki yaşamamıza uzaktan eğitim denen sistem girecektir. Ne kadar, ne sıklıkla orasını zaman gösterse de ailelerin buradaki tepkisi, tutumu hafife alınamaz.

  Aileler çoğu konuda olduğu gibi burada da işin ta merkezinde olmalıdır. Kesinlikle disiplinden ödün vermemelidir. Disiplinden kasıt düzendir, intizamdır, kontroldür, yardımdır

   Bana göre en önemli risk şudur:

 Gelişim çağında olan çocuklarımız ve gençlerimizin belki de uzaktan öğretimle birlikte teknolojik  araçlarına bağımlı olma tehlikesi!.. İşte bu nokta da süre sınırı işe yarayacak önemli bir argümandır.

  Kademeli olarak ilköğretim kademesindeki çocuklar seyreltilmiş gruplar halinde yüz yüze eğitime başlayacaktır.

   Açık söylemek gerekirse; bir yandan korkularımız öte yandan gelecekleri arasında tercih yapmak elimizde…

    Bilim kurullarının pandeminin çocuklar üzerindeki etkisinin gripten fazla olmadığı donesini göz önüne getirdiğimizde abartıya kaçmanın gereği var mı ki…

    Temennimiz 18 milyon nüfusun bir an evvel; tedbir ve kurallara uymaktan taviz vermeden eğitim ve öğretimlerine kaldıkları yerden devam etmeleri…

Kalın sağlıcakla…