• DOLAR 5.72
  • EURO 6.422
  • ALTIN 258.511
  • ...

Siyaset, tüm etik kural ve kaideleri aşarak kendi bed kurallarıyla hayatımıza hükmetmeye çalışıyor ama heyhat.

Siyasete olan güven ve ilgi azaldı. "Dermanımız siyasettedir" diyenlerin yüzdesi azaldı.

Siyasetin rengi, tarzı, yasası kalmadı. Sadece başarmak, hedefe varmaya odaklanmış ilkesiz, içeriksiz ittifaklar, bir nevi makyavelizme sevk ediyor. Rabbim, bunun şerrinden korusun.

Böyle bir ortamda, zikren ve fikren sağlam kalabilmek kolay mı?   

"Alah'a kulluğun zevkini alabilenler" dışında, her kes ve her kesim bu siyaset rüzgarında savrulur, dökülür; vefa duygusundan uzaklaşır. Şu an tam da bunu yaşıyoruz.

Milliyetçi cepheye bakın. MHP, Büyük Birlik, iktidarla beraber olurken; aynı rengin başka versiyonu olan İYİ Parti CHP'yle ittifakta...

Yani şartlar el verirse, Milliyetçi Cepheden yaklaşık 200 vekil, panzehiri olduğu partilerin sayesinde meclise taşınacak.

Diğer cephelerde de durum aynı. Günü kurtarma hesapları..

Yarın nasıl bir istikrar sağlanacak, kimler kimlerle, ne için yol gidecek bilen yok.

Yılların iktidarı olan ve kendine has ilkelerden bahsederek yükselen bir iktidar, şartlar elverirse, milliyetçi cephelerden yaklaşık 200 vekili meclise taşıyacak ve böylece kendi zehrini hazırlamış olacak...

Kendi ruhu ve vicdanıyla, iman ve izanıyla kalabilmek; fikren ve zikren sağlıklı kalabilmek kolay gözükmüyor.

Üstadın "Bin bir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?" dediği gerçek tecelli etmiştir. Dünya küçülüyor, insan yalnızdır.

Sevmediğini seviyor gibi gözükmek, ağlayacağı yerde acıyla zillete girerek güler gibi gözükmek acı gerçeklerdir.

Çocuğunun geleceği, düşlediği bir hedef ve menfaatı için inanç ve vicdanına ters bir yapıya gülümsemek; elin güruhuyla teşriki mesaide bulunmak, insanın ruh ve bünyesini tahrip ediyor.

Ortadoğu'ya bakın Hakk aşkına! Değişik İslami veya gayri İslami cephelerde savaşmış kişilerden duyuyoruz. Adam kardeş kavgası dediği bir savaşa katılmış, masum diye inandığı kişileri katledebilmiş, defalarca savaştığı cepheyi terk etmek istemiş, kaçmaya çalışmış, nihayet muhacir olmayı göze alarak  firar etmiştir...

Böyle bir ortamda; tüm varlığını, aklını yitiren, canından olan yüzbinleri, masum milyonları da düşünmek lazım. Böyle bir ortamdaki insanların kimlik ve ruh hallerini düşünmek gerekir. Kim ne derse desin, FETO'suna kadar darbeleri yendiğimize de inanalım ama kapitalizm ve paralelleri aslında kazandı, kazanıyor.

Değerlerimiz sarsıldı, tanımlarımız değişti. Hepimiz, bir şekilde "işini bilen, yolunu bulan nitelikli dolandırıcılara" dönüyoruz.

Her kes, herkesi mağdur ediyor, haklıyor, ilişkilerine eğri büğrüler katıyor.

Ne oldu şu dünyamıza? Şu adı koyulmayan derin operasyon kimindir ki böyle yaman vurmuş, derin işlemiş?

Modernizm, kapitalizm, çağdaşlığın(!) insani değerleri yok eden malayani, sıradanlaştıran batıl dini, şimdilik kazandı. Atalar Dini diyebileceğimiz Kabil`in, Nemrud'un, Ebucehl`in; kral, sultan ve şeflerin dini kazandı.

İtiraf edelim ki "tekbir, namaz, sabır, cihad.." ile direndik; kör nefsin, düşman siperlerinin üstüne üstüne gittik ama bir asırdır hala kazanamadık.

Hicret yolları, mezarlar, zindanların yıldıramadığı yürekler; "Bir gözleri Ahu suretli tul-i emele, hub-i caha zebun olmaktalar" ve yürekten vuruldular. Kurtulmak için çırpındılar ama yara pek yamandı.

Serdengeçtilerin teke tek vuruştuğu sarp cephelerde kazandık ama düzenli cephe savaşlarında kaybettik.

"Namazı, ölümü ve diri hali Allah için olanlar" kaybederken, şehadetlere koşarlarken dahi kazandı ama o miraslara konanlar çoğunlukla kaybetti.

Çoğu alanlarda işte bu atalar dini; cehalet, gaflet, zaruret ve nifak" silahlarıyla vurdu. Dünyamızda, işte bu yaralar var.

Şimdilik, terkedilmiş mevziler olarak gözükse de sessiz çoğunlukların "fevc fevc akın edeceği yol," bu garip yoldur.

İstikbal orda, gelecek orda, dünya ve ahiretin kurtuluşu orda. Bu garip ve aziz ümmet, işte o GARİPLERİ iktidar etmeye hüküm giymiş; gecikse de, zor olsa da. "Ne mutlu o gariplere" vesselam.