• DOLAR 5.715
  • EURO 6.441
  • ALTIN 260.019
  • ...

Savaş ve barış Peygamberi; yaşacağımız süreçlerden bahsetmiş. İzzeti bulacağımız zamanları, tefrika ile zelil olacağımız; mukaddesat emniyetimizin kalmayacağı zaman ve zeminleri haber vermiş;

 “Öyle bir zaman gelecek ki o zamanda yalancılar tasdik edilecek, doğru söyleyenler yalanlanacak, hainlere güvenilecek, güvenilir kimseler hain görülecek ve o zamanda Ruveybida konuşacak.”

“Ruveybida nedir ya Rasulallah?” dediler.

“İnsanların önemli ve büyük işleri hakkında konuşan sefih kimsedir” buyurdu."

Sefih” kavramı; "müsrif; akıl veya dinin aksine davranan ahmak, fasık; ehli dünya, makama, mülke düşkün; hırslı, helal ve harama da ehemmiyet vermeyen” anlamlarında kullanılmıştır.

Dünyamız ve insanlık acınır halde. Tüm değerler, kutsallar korsanların olmayan insafına kalmış.

Yüce Rabbimizin Adem`le beraber insanlığa verdiği “eşref-i mahlukat, onur, izzet ve tüm güzelliklerin yükü,” kısacası “dağların dahi çekemediği o kutsal emaneti” şu an Filistin çaresizleri çekmekte.

Koca dünya ve küresel kurumlar, sermayedarlar ve insanlık dururken bu yük biçarelere kalmış. Bissürü kilo, boya sahip güç ve sermaye odağı kişiler, milletler, devletler dururken; insanlık düşmanlarına karşı, insanlığın şeref ve onurunu koruyup direnme görevinin Filistin`in taş ve sapanlarına kalması olayı gururlandırırken utandırıyor, acı veriyor, yerin dibine geçiriyor. Hiç adilce bir durum değil,

Böyle bir dünyada yaşanmaz, böyle bir dünya huzur da bulamaz. Yazıklar olsun!

Bizler, bahsedilen o zillet zamanlarındayız. Yalancılar itibar buluyor; doğru söyleyenler sadece yalanlanmıyor, yurdundan kovuluyor.

Filistin`de bile Kudüs-Aksa Mektebi`mizi satanlar değil, buraları kıt imkânlarıyla savunanlar mahkûm oluyor. Genelde insanlığın, özelde de ümmetin önemli işleri hakkında konuşanlar, etkili birimlerde bulunanlar yine sefihlerdir.

Dünyanın süper gücü adına konuşan; bir konu hakkında günde üç defa fikir değiştiren, Yahudi sermayesinin tasmalı taciri Trump denen bir Donkishot`tur. Habire koyun sürülerine, yel değirmenlerine saldırıyor.

Suudiamerika, ümmet aslına dönmesin, tarihine mal olmuş sembollerle buluşup ilham almasın diye İslam`ın Zafer Meydanlarına ziyareti bile yasaklamış. Küfür, zulüm ve şirkin zelil olduğu “Bedir, Uhut savaş alanları, Nur ve Sevr Dağlarındaki karanlıkları aydınlatan mağara ziyaretlerini bile yasaklıyor; yollarına surlar örüyor. İlham kaynağı olarak; Ebu Cehil`in ruhunu dirilten ve Kabe`yi gölgeleyen Zemzem Toverleri bırakıyor. Ekser Arap yönetimleri de aynı.

Arap kardeşlerimiz; Ebu Cehilleri cehenneme gönderdi; ama Yezitler, İbni Ziyadlar; Bin Selmanların pençesine düşegeldi. Ürkmüş; yaşamı ancak yad ellerde, çatı katlarında, bodrum katlarında veya tünellerde bulmuş.  

Sinmiş ve susmuş kardeşlerimize çok görmeyelim, onları hor görmeyelim; bu gün dünyada Ruveybida konuşuyor; Zifiri karanlık ama kutlu şafağın hududundayız. Yüreğimin, izanımın, vicdanımın, Rabbim ve Resulümün dediklerini konuşuyoruz.

Filistin, kanayan yüreğimizdir; Kudüs-Aksa ve Afganistan, firavunların yeniden hükmettiği Mısır, Saideynin Gereğince Okunamayan Destanları; kanayan, kanarken de hayat veren mekteplerimizdir.

Küfür ve Zulmün; yapmadığı, denemediği vahşet ve komplo kalmadı; cümlesini ezberledik.  Güçleri kalmamış, ayrılıklarımızdan besleniyorlar. Onlar; düşürdükleri şehitlerimizin sapan ve taşlarıyla çoktan vuruldu; zirvelerinden aşağılara yuvarlanıyorlar.

Mısır`daki İslam konferansı salonunda yazılan ayete gidelim: “Hep birden Allah'ın ipine sımsıkı sarılın, bölük bölük olmayın. Allah'ın size verdiği nîmeti, anın; hani düşmandınız; kalplerinizi uzlaştırdı; kardeş oldunuz. Ateş çukurun kenarındaydınız, sizi kurtardı.” (Ali İmran 103).

Tehdit; İran/Türkiye… yayılmacılığı değil, Haçlı ve Yahudi işgalleridir. Dayanışmaya gireceğimiz de Sapkın Esed değil,  şaşkın da olsa milli muhalefetlerdir. İste o zaman “Selahaddin Kudüs`e; Tarık bin Ziyad İspanyaya; Giden Şanlı akıncı da yurduna döner!”

“Yola çıktıklarımızı, yolda bulduklarımızla değiştirmeyelim; kendimize gelelim! Aslında “güçlüyüz; çünkü inanıyoruz!” vesselam!