• DOLAR 8.874
  • EURO 10.48
  • ALTIN 499.049
  • ...

Köşem, dolayısıyla Gazete’nin seviyesinin düşürmek istemem ama bu gün Yılmaz Özdil tarzı bir yazı yazmak geliyor içimden.

Yıl 1919. Bu yılın 15 Mayıs’ında Yunanlılar İzmir’i işgal etmiş ve bu durum bütün ülkede tedirginliğe sebebiyet vermişti. İzmir’in işgali, bütün Ege bölgesinin tehlike altında olduğunu gösteriyordu.

Özellikle de Balıkesir, Ayvalık ve Edremit tehlike altınaydı. Çünkü Yunanlıların ileri harekâtı durmuyordu. En son 22 Haziran 1920 tarihinde ilerleyen Yunan kuvvetleri Balıkesir ve bu arada Edremit’i de işgal ettiler. 

Fakat o da ne öyle? Gelen düşman kuvvetlerinin arasında kadın askerler bulunuyordu(!) Üstelik bu kadınların hepsi tek tip giyinmiş ve üzerlerinde kara çarşaf bulunuyordu(!) Kara çarşaflı kadınlar saldırırken savaşmıyor adeta uçuyorlardı(!) Bu çarşaflı kadınların üstün gayretleri sonucunda, efeler geri çekilmiş ve dağlara sığınmak zorunda kalmışlardı(!)

797 gün süren işgal, efelerin bu çarşaflı kadınlara karşı yürüttükleri mücadelenin neticesinde, 9 Eylül 1922 günü son buldu(!) Bu nedenle bu yıl kutlanan kurtuluş yıl dönümünde, Edremit tekrar kara çarşaflılardan kurtarıldı(!)

Tabi mümin, mütevekkil, sofu dedelerimizin memleketi kurtarmasından sonra devreye giren tufeyli laikler icraatlarına başladılar. Savaş sonrası yurdun imarı için harıl harıl çalışıp bolca heykel ürettiler. Memleketin her meydanını, her parkını ilginç ilginç heykellerle doldurdular.

Seviye düşmeyecekse Yılmaz Özdil üslubuna devam edelim.  

Örneğin bilgisayarlar piyasaya çıkarıldığı ve Mouse hayatımıza girdiğinde, laikler hala heykel yapıyorlardı.

Microsoft kurulduğunda dışkısını yapan adam heykelini yapmayı başarmak üzereydiler. Böylece memleketin kalkınmasında büyük bir buluş gerçekleştirdiler.

Apple kurulduğunda ise parklarımızı, çocukları korkutacak tarzda maymun heykelleri ile doldurmakla meşguldüler.

İnternet ve Google hayatımıza girdiğinde, malum güruh LGBT’lik hareketlerin Türkiye’ye ithalatı ile uğraşıyorlardı.

Batılıların mekik, uzaya uydu gönderme gibi faaliyetleri olurken, laikler üniversiteleri başörtülülerin saldırılarından koruyorlardı. Çünkü uzaya fırlatacakları uydu, herhangi bir başörtüsüne takılıp, maazallah yere çakılabilirdi.

Facebook, twitter, instagram gibi sosyal medya unsurları memleket sınırlarına dayandığında, bizimkilerin işi güzelim Osmanlı mimarisinin yerine, Batı mimarisini yerleştirmeye çalışmaktan ibaretti.

Anlama kapasiteleri nedir bilinmez ama bu memleketin idaresi 100 yıldır kendilerinde. 100 yılda neden android telefon yapmadılar da heykel yaptılar? Neden Batı’nın teknolojisi yerine, kılık kıyafet ve ahlaklarını aramıza yerleştirmeye çalıştılar.

Laikiler, merhum Erbakan Hoca’nın ağır sanayi hamlesinin yerine, ağır ve büyük heykel yapma hamlesini gerçekleştirerek, memleketi bir kaya mezarlığına çevirdiler. Bir de pişkin pişkin geri kalmışlıklarının mesulü olarak İslam’ı ve Müslümanları suçlamayı uygun gördüler.

Evet beyler, bu işler öyle Bülent Ecevit’in çeyrek asırlık daktilosu ile yazı yazmasına benzemiyor.

NOT: Ben bu yazıyı yazarken, TRT bir haber yayımlıyordu. Manavgat’ta bir vatandaş yanan ağaçlardan hayvan heykelleri yapıyormuş. Böylece heykelcilikte çığır açmış.