• DOLAR 8.649
  • EURO 10.154
  • ALTIN 486.27
  • ...

Geçen hafta Zülfü Livaneli’nin Türkiye’deki solculuk üzerine yapmış olduğu değerlendirmelerden bahsetmiştik. Bilindiği üzere Livaneli, Türkiye sınırlarını aşmış bir sanatçı kişiliğe sahiptir. Besteleri Dünyanın önemli başkentlerinin senfoni orkestralarında çalınan ender müzisyenlerden biridir.

Sanatçı kişiliğindeki beynelmilelliğini herhalde düşünce yapısına yansıtmamış olacak ki, siyasetçiliği mezhep veya milliyet üzerinden tanımlıyor. Deniz Baykal için ne diyordu Livaneli? “Tipik bir Sünni, sağcı, Ankara politikacısıdır. Kürtleri, Alevileri, ezilenleri sevmez.”

Fakat bir başka açıdan değerlendirecek olursak, Livaneli’nin söyledikleri aslında Türkiye’de solculuğun bir nevi halkı aldatmak üzerinden yapıldığıdır. Çünkü Cumhuriyet Halk Fırkasından tutun Cumhuriyet Halk Partisine kadar, aradaki irili ufaklı bütün solcu partiler, söylem niyet farklılığı yaşadılar.

Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşında Halifeliği kaldıracağını, ezanı Türkçe’ye çevireceğini ya da Şeriat Mahkemelerini kaldıracağını halka söylemiş miydi? Hayır. Neden bunları söylemedi? Çünkü Anadolu insanının arkasında durmayacağını, bu icraatlara gönüllerinin razı olmayacağını biliyordu.

Mustafa Kemal, halkın dini değerlerine saygı gösteren cinsten açıklamalar yaparak, onların gönüllerini kazanmaya çalıştı. Bu husustaki en önemli açıklaması, Balıkesir Hutbesi olarak bilinen konuşmasıydı: “Ey millet! Allah birdir, şanı büyüktür. Allah'ın selâmeti, sevgi ve iyiliği üzerinize olsun. Peygamberimiz  Efendimiz Hazretleri,  Cenâb-ı Hak tarafından insanlara dinî hakikatleri tebliğe memur edilmiş ve resul olmuştur. Temel nizamı, hepimizin bildiği Kur'ân-ı Azimüşşan'daki açık ve kesin hükümlerdir. İnsanlara manevi mutluluk vermiş olan dinimiz, son dindir, mükemmel dindir. Çünkü dinimiz; akla, mantığa ve gerçeklere tamamen uymakta ve uygun gelmektedir.” 

Bu konuşmaları yapan birinin Şeriat Mahkemelerinin kapısına kilit vuracağı, ezanı Türkçe’ye çevireceği, Kur’an alfabesini değiştireceği tahmin edilebilir mi? Bilmiyorum Zülfü Livaneli; Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Bülent Ecevit ve Deniz Baykal solcu değillerdi demekle, bu ikircikli tavırlarını mı kast ediyor?

Peki, o zaman biz bir soru soralım Livaneli’ye. Eğer saydığımız bu CHP liderleri solcu değiller idiyse, o zaman neci idiler?

Aslında Komünist felsefeye göre; “Din insanları uyuşturan bir afyondur.” Fakat çoğu komünist dini söylemlerden istifade etmeye çalışmıştır. Örneğin komünist düşünce ile işe başlayan PKK ve Abdullah Öcalan’ın de geldiği nokta, İslam’dan istifade etmeye çalışmak oldu.

Nitekim Abdullah Öcalan, Ali Fırat kod ismiyle, MELSA (Marks, Engels, Lenin, Stalin, Apo) Yayınları tarafından yayımlanan “Din Sorununa Devrimci Bir Yaklaşım” isimli kitabıyla, İslam’ın devrimci yönlerinin olduğu, İran’daki gibi harekete aktivite kazandırabileceğini, bu enerjiden istifade edilmesi gerektiğini bildirdi. Bunun üzerine “Kürt Dindarlar Birliği” gibi yapılar oluşturuldu ve eski medrese imamları örgüt içinde kullanılmaya başlandı.

Eğer Livaneli konuya bu şekilde yaklaşıyorsa, Dünya üzerinde solcu kalmaz desek yeridir. Deniz Baykal’dan geriye sayarak, bütün CHP liderleri solcu değil, halk ile sosyalizm arasındaki engellerdir demeye getiren açıklamaları ile aslında Türkiye Cumhuriyetinin geçmişini sorgulamaya açmış durumdadır.  

Livaneli’nin sorduğu sorulara veya vardığı sonuçları Türkiye halkları irdelemelidir. Gerçekten biz neydik ne olduk ve de nasıl kandırıldık?