• DOLAR 16.885
  • EURO 17.833
  • ALTIN 992.103
  • ...

Batı öyle bir şeytan ki kendisini melek diye halklara yutturuyor. Köleliği de özgürlük diye benimsetiyor. Sonra da kimseyi buna  inandıramıyorsun. İnanmaya başlayana kadar da iş işten geçmiş oluyor.
Sanayi devriminde erkeklerin iş gücünün sanayiye yetmemesi ile kadınların da çalışmasına ihtiyaç duyuldu. Ama kadınlar çalışmıyor, ev işlerini ancak yetiştiriyor. Batı öyle bir propaganda yaptı ki, kadın kendini evde hizmetçi olarak görmeye başladı. Evi hapishane, kocayı gardiyan, çocuklarını da bir pranga olarak gördü. Bu esaretten kurtulmak için hemen kendisine bir iş buldu. Sabah sekiz akşam beş, sürekli çalıştı. Ama patronu gardiyan, işi yerini hapishane, işi de kendisine pranga olarak görmedi. Çünkü ona öyle kabul ettirilmişti. Boşanmalar evlilikleri geçti. Ölümler doğumları aştı. Çocuklar annelerinin hasretiyle büyüdü. Aile dağıldı. Bunu da “kadınlar özgürdür” sloganları ile yaptırdılar. Kadın sokakta satılan bir mal haline geldi. Her şeyin yanında verilen bir reklam aracı oldu. Buna da kadının özgürlüğü dediler.

Gençlere anı yaşa dediler. Sevgililer günü, gençlik günü, saz, caz, konserler düzenlediler. Hevesleri ayağına serdiler. Kolay para kazanması için uyuşturucu, kumar ve fuhşa alıştırdılar. Buna da özgürlük ve anı yaşama dediler. Kendini bu rüyaya kaptıranlar girdikleri bataklıktan bir daha çıkamadılar. Gençlik de elden gitti, sağlık da.

Eskiden eğitimde eti senin kemiği benim olan çocuklar şimdi el bebek, gül bebek oldular. Kimse kılına dokunamıyor. Anne baba öyle bir özgüven verdiler ki çocuklara, ne okulu, ne öğretmeni ne de büyüklerini takıyorlar.  Kendini düşünen, her şeyi bilen, bencil bir neslin türemesine sebep oldular. Bunu da çocukların özgürlüğü sayesinde yaptılar.

Kocaları gece hayatına alıştırdılar. Hayatını yaşa dediler. Kazandığın senindir, dilediğin gibi harca dediler. Dünyaya bir kere geliyorsun onu da istediği gibi yaşa dediler. Kır zincirleri dediler. O da önce evlilik zincirini, sonra aile ve akraba zincirini kırdı. Özgür olunca önce karısını boşadı, sonra çocuklarını sokağa attı. Ancak böyle özgür olabildi!

Bu özgürlük hikâyeleri o kadar çok ki! Ama hepsi de tilkinin tavuklara özgürlük sloganı ile aynı. Hepsi de batının para kazanma tuzakları. Ama öyle şeytanca bir pazarlıyorlar ki, şeytan bile hayret eder. Öyle süslü ve cezp edici kelimelere sarıyorlar ki anlamını düşünmeyene ninni gibi gelir. Bir gaflet uykusuna dalar ki, ancak kabirde gözlerini açabilir.

Ne yazık ki bizi de esir alan bu batı medeniyeti, cehennemi bir hayatı cennet diye bize çok pahalıya sattı. Yaşadığımız bu cehennem içinde cenneti arar dururuz. Cenneti bulmak için önce bu hayattan kurtulmalı, İslam’ın suyu ile yıkanmalı, imanın şuuru ile uyanmalı ve boyası ile boyanmalıyız. Sonra da onu hayatımıza hakim kılmalı, yönetime getirip oturtmalıyız. Batı adına ne varsa hayatımızda, onu ait olduğu yere iade etmeliyiz.