• DOLAR 13.719
  • EURO 15.539
  • ALTIN 786.53
  • ...

Kobani olayları olarak başlayan sonrasında da 6-8 Ekim olayları olarak devam eden hadiseler aslında bir vahşetti. İnsanın nasıl insanlıktan çıkacağını anlatan bir ibret tablosuydu. Başkasını kurtarma adına yapılan eylemelerin nasıl da başkasını öldürme eylemine dönüştüğünün hayretle görülen bir tablosuydu.

Evet, halka sunulan masun amaç Kobani’yi kurtarmaktı. Kobani’ye yardım etmekti. Oradaki ölüm kıskacında olanlara yardım etmekti. Ama gelin görün ki oradaki ölüm kıskacında olanları kurtarmak için buradaki masumları ölüm kıskacına aldılar. Oradaki halkı kurtarmak için buradakileri yaktılar. Oradaki yurdu kurtarmak için buradakini yakıp yıktılar. Aslında anlaşıldı ki bunların da ötekilerden bir farkı yok. Kendini kurtarıcı olarak gösterenler aslında katilin ta kendisiymiş.

Zihniyet ayrı ama eylem aynı. Söylem farklı ama eylem aynı. İsimler ve amaçlar farklı ama eylemler aynı. ‘Kişinin ayinesi iştir, lafa bakılmaz’ misalindeki gibi baktığımızda İŞİD İŞİD diye bağıranları aslında onların yaptığının aynısını yaptılar. Evleri, dükkanları, okulları, camileri, medreseleri, Kur’an Kurslarını yakıp yıktılar. Şehirleri, insanları yakıp yıktılar. Eee sizin onlardan ne farkınız kaldı? Sonuçta eylemde birleştiniz. Kan döktünüz, bir tarafta kurtarıcı gibi oldunuz ama diğer tarafta en ala vahşetleri işlediniz.

Bilge Kral Aliya’nın dediği gibi ‘savaş düşmana benzeyince kaybedilir’. Siz de düşmanlarınıza benzediniz ve bu savaşı kaybettiniz. Gerçi siz zaten öyleydiniz, hatta daha beterdiniz ama insanlar bunu göremiyorlardı. Çünkü o korkunç fiillerinizi dağ başlarında, mağaralarda, sığınaklarda veya çok güzel hazırlanmış kılıflara sararak işliyordunuz. Ama 6-8 Ekim olayları, çukur, hendek rezaletiniz, Suriye’deki halka zulümleriniz gerçek yüzünüzü aşikâr etti. Zaten ondan sonra da kendinize gelemediniz. Artık halkın desteğini de kaybettiniz. Sonra da gidip Amerika’ya, Rusya’ya sırtınızı dayadınız. Bu da sizi kurtarmayacak. İste Afganistan, Irak yarın Suriye. Bu topraklara ait olmayan her şey bu toprakları terk etmek zorunda. Sizin de ideolojiniz, mantığınız, kültürünüz bu topraklara ait değil. Kurmak istediğiniz sistem bu topraklara ait değil. Sırtınızı dayadıklarınız bu topraklara ait değil. Dolayısıyla bu toprakları terk etmek zorunda. Terk ettiği zaman da döküntüleri uçaklardan döküle döküle kaçıp gidecekler. Ama nerde ibret alacak akıl ve feraset.

Tabi bu olayların suçlusu sadece siz değilsiniz! Halkını korumakla görevli olanların görevi başında olmaması da ayrı bir suç. Sokakları size teslim etmelerinin de cezasını çekmeliler. Sizinle suç ortaklarıdırlar. Aslında bu iş derinlemesine işlenip hesap sorulduğu zaman bu işin ne kadar derinlerde planlandığını ve işin içinde ne kadar büyük bir hesabın olduğunu herkes görecek ama, bunun altından kalkamayanlar olacağı için buna cesaret edilemiyor. Bu işin ucu ta Amerika’ya, terörist israil’e ve batının birçok ülkesine ulaşacak kadar kök salmış bir ihanet şebekesinin planıydı.

Ama elhamdulillah Allah’ın yardımı, bölgedeki HÜDAPAR ve tabanının dirayeti ile bütün planlar suya düştü. Verilen şehitler ile de ne kadar haklı bir davanın sahipleri olduğumuz, ne kadar mazlum ve mustazaf olduğumuz bir daha aşikar oldu..

Allah şehitlere rahmet etsin, gazilere selamet versin, geride kalanları da gidenlerle cennet bahçelerinde cem etsin.