Urfa Kunduracılar Çarşısı

Sabah 08.50 suları...

“Dua, dua, dua...” sesiyle yankılanıyor asırlara meydana okuyan Kundurucılar Çarşısı.

Yıllardır âşina bu sese çarşı esnafı.

Modernizm denilen illet, bu zırhı delememiş.

Duanın gücüne inanan insanları bu inancından koparamamış.

Her pazartesi ve cuma günleri çarşının göbeğinde halka şeklinde bir daire oluşturup duaya kalkıyor nasırlı eller.

Helal rızık, bereketli kazanç, dünya-ahiret saadeti, millet û memleketin selameti, rıza-i bari...

Dergah-ı İlahi'ye yönelen niyazların bir kısmı bunlar.

Hem duaya ortak olmak hem de çarşı esnafının güler yüzüne, mertlik ve cömertliğine şahit olmak için fırsat buldukça iştirak ederim bu duaya.

Sonrasında ise tavşan kanı “kaçak çay” eşliğinde koyu bir sohbet.

15 Temmuz sonrası görüştüğümde memleketin büyük bir felaket ve musibetten kurtulduğunu söyleyerek se-vinçlerini dile getirmişti çarşı esnafı.

Şimdi ise ticari olarak âdeta sıfırı tükettiklerini söylediler.

Urfa, hem serhat ili hem de en çok Suriyeliyi şehrinde barındırdığı için âdeta gelen vuruyor, giden vuruyor pozisyonunda.

Yereldeki sorunlara köklü çözümler bulunmaması da cabası.

Ekonomik alandaki son gelişmelerin darbenin bir parçası ve devamı olduğuna inanmasalar, seslerini gür bir şekilde çıkaracaklar.

Sürekli gelir kaybı ve bu anlamda yaşanan ciddi sıkıntılara rağmen esnaf, memleketin umumi selameti için ken-di ifadeleri ile “Sessiz Mod” içinde kalmayı tercih ediyor.

Ama karşılarında seslerini yetkililere duyuracak birini görürlerse de haklı olarak “veryansın” ediyorlar.

“Üç büyük makinemin ikisini durdurmak zorunda kaldım, Allah vekil, bu zoruma gitmiyor; ama yanımda yıllardır çalışan kalfa ve ustalarımı çıkarmak zorunda kalmak benim için ölümden beter başkanım!” diyor, yılların ayakkabı imalatçısı, mahzun esnaf abimiz.

Dediğim gibi karşılarında bir nebze dertlerini anlatabilecekleri birini bulduklarında sessiz moddan çıkıp “Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır” moduna geçiyorlar.

Halleri tam olarak “Urfalıyam ağam ben, her derde ortağam ben” uzun havasının aynısı.

Şunu çok net olarak söyleyelim:

Siyaset kurumu ve başta da Sayın Erdoğan, Hakk'ın yardımı ve bu halkın desteği ile şu an ayakta olduklarını asla unutmamalıdırlar.

Halkın bu sessizlik ve sabrının içerdiği mesajı iyi okumalıdırlar.

Başta Kürt ve Suriye meselesi olmak üzere yanlış siyasetlerin sonucu olan bütün politikalarını gözden geçirmel-iler.

Bu esnafın kan ağlamasının en önemli nedenlerinden birinin de kapalı olan Akçakale ve Habur kapıları olduğunu unutmamalıdırlar.

Buna yine Suriye meselesinde karşı karşıya ge(tiri)len bir başka sınır komşumuz İran'la da ticaret hacmimizin potansiyelin çok altında olduğu hususunu eklemelidirler.

Bu konuda fanatize olmuş hiçbir sese kulak vermeden çözüme odaklanmalıdırlar. Kundurucular Çarşısı esnafının son derece saygılı, ahlaklı ve olgunca dile getirdiği “ekmek” taleplerine daha fazla kayıtsız kalmamalıdırlar.

Bir an önce romantik hülyalardan uyanıp kendi gerçeklerimizle yüzleşmeliyiz.

Çünkü ekmeğin partisi de, ideolojisi de, mezhebi de yoktur!