YÜKLENİYOR

Söz var iş bitirir, söz var baş yitirir

Söz; kişinin inanç, görüş, düşünce ve davranışlarının dilidir. Kişinin aynasıdır, portresidir, için dışa yansımasıdır. Hz. Ali (k.v.): "Kişi, dilinin altında gizlidir" buyurarak bu gerçeği dile getirmiştir. Yine o şöyle buyurur: "Bana soru soranın zekâ seviyesini, sorduğu sorudan anlarım."

İnsan, inandığından, düşündüğünden ve yaptığından başkasını söylememelidir. Yoksa yalan olur, hakikatin zıddı ya da gizlenmesi olur. Aldatma, ikiyüzlülük, riyakârlık, münâfıklık olur. Bu tür yalan ve yanlış sözler, ne denli süslü ve yaldızlı kelime ve cümlelerle ifade edilse, şiirleşse, hikâyeleşse, edebiyat ve sanat kostümüyle makyajlansa da merduttur. (Enam, 112; Bakara, 204; Münâfikun, 4).

Küfür, gıybet, laf taşıma, iftira, yalan, çirkin söz söylemek, zaten güzel insanların işi değildir. Ancak bunun da ötesinde, boş söz söylemekten de nehyedilmişiz. Rabbimiz, kurtulacak olan müminlerin vasıflarını sayarken şöyle buyurur: "Onlar ki, lâğvden (boş söz ve faydasız işten) yüz çevirirler." (Müminun, 3)

"Onlar ki, faydasız bir söz işittiklerinde oradan vakarla uzaklaşırlar." (Furkan, 72)

Bu gerçeği, sevgili peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem de şöyle dile getiriyor: "Allah'a ve ahiret gününe inanan kimse, mutlaka hayır (iyi, güzel, hak, doğru, meşrû söz) söylesin; yoksa sussun, konuşmasın." (Riyazussalihin, 3/103)

Sözün kısa, öz ve anlaşılır olması ona değer kazandırır. Yeri ve zamanı gelmedikçe söz söylenmemelidir. Hz. Ali (k.v.): "Çok konuşanın hatası çok olur. Konuşmadığın sürece söz sana tabidir, sen ona hâkimsin. Söyledikten sonra sen onun mahkûmu olursun" demiştir.

Çok, gereksiz ve yersiz konuşmamak demek, haksızlık karşısında susmak anlamına gelmez. Yerinde olursa söz altındır. Rabbimizin ikazı hepimizin malumudur: "Hakka bâtılı karıştırmayın. Bile bile hakkı gizlemeyin." (Bakara, 42)

Konuşmak gerektiğinde susmak, susmak gerektiğinde konuşmak, kişinin akıl ve inanç zaafiyetine delalet eder. Hele zulme ve haksızlığa uğrayanların, onu ortadan kaldırmak için var güçleriyle mücadele etmeleri gerekir. (Neml, 221-227).

Güzel söz, güzel insanlara, kötü söz de kötü insanlara yaraşır. Rivayetlere göre İsa aleyhisselam, bir gün insanlara güzel, yumuşak ve etkileyici bir dille tebliğde bulunur. Kalabalık içerisinden biri, devamlı çirkin sözlerle hakaret eder durur. İsa aleyhisselamın Havarilerinden biri dayanamayıp: "Ey Allahın peygamberi! Sen de ona söyledikleriyle mukabele et" diye devreye girer. İsa aleyhisselamın cevabı çok anlamlıdır: "Herkes torbasında olanı satar. Benim yanımda bu var; onun yanında da o."

Şüphesiz ki, bir gün yaptığımız ve söylediğimiz her şeyden sorgulanacağız. Yapmamız gerektiği halde yapmadıklarımızdan, söylememiz gerektiği halde söylemediklerimizden de hesaba çekileceğiz. Kur'an-ı Kerim bunu şöyle haber veriyor: "Sağında ve solunda birer melek, onu gözetlemekte ve söylediği her sözü yazmaktadır." (Kaf, 17-18)

Duyulan söz, bir fâsığa, yani büyük günah işleyen veya küçük günahlarda ısrar eden kimseye aitse, kuşkuyla bakılır; hemen kabul edilmez. "Ey iman edenler! Eğer bir fasık, size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın." (Hucurât, 6)

Müslümanın ölçüsü doğruluktur. Savaş hilesi hariç, her söylenenin doğru olması gerekir. Ancak her doğruyu her yerde söylemenin doğru olmadığı da bilinen bir gerçektir. Bazen yerinde ve zamanında söylenen bir söz tarih olur. Bazen de yersiz ve zamansız söylenen bir sözden ötürü insanın başı belaya girer. Bundan dolayı büyüklerimiz: "söz var iş bitirir, söz var baş yitirir" demişler.

Hatip konuşması esnasında yer, zaman ve muhataplarının durumunu, kariyerini göz önünde tutmak zorundadır. Savaşacak olan mücâhidlere hitap eden komutanın sözleriyle, iki dargını barıştırmak isteyen kişinin sözleri farklı olacaktır elbet. Düğünde yapılan konuşma farklı, taziyede yapılan konuşma farklı olacaktır. 

Page generated in 1498540831.83 seconds.