• DOLAR 15.814
  • EURO 16.87
  • ALTIN 947.297
  • ...

Yetim kelimesi, henüz küçük yaşta iken babasını veya annesini veyahut her ikisini de kaybetmiş olan çocuk anlamına geliyor ise de bundan daha geniş kapsamlı manaları taşıyan bir kavramdır. Bazen ana-babalı çocuklar da yetim konumuna düşebilir ve bazen de anasız babasız çocuklar yetim hükmünde olmayabilirler.

Yetim, her türlü ilgi ve yardıma muhtaç olan kişidir. Çünkü o, maddi ihtiyaçlarla birlikte, eğitim ve terbiye almak için de temel taşlarından birini yitirmiş bulunmaktadır. Bu itibarla yetime bakmak, sadece karnını doyurmak değil, ana-baba yokluğunu hissettirmeyecek şekilde maddi ve manevi ihtiyaçlarını gidermek şeklinde olmalıdır.

Yetime bakmayı, başını okşamayı ve ona güzel ilgi göstermeyi teşvik eden birçok ayeti kerime ve hadisi şerif vardır. İşte onlardan bazıları:  

Ebu Hüreyre'den (ra) rivayet edildiğine göre Resulullah sallellahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: "Müslüman evler arasında en hayırlı ev, içinde iyi bakılan yetimin bulunduğu evdir. Müslüman evler arasında en kötü ev de içinde iyi davranılmayan yetimin bulunduğu evdir. Ben ve yetime bakan kişi cennette şu iki parmak gibiyiz." Resulullah sallellahu aleyhi vesellem, bunu söylerken iki parmağını yanyana getirerek gösterdi. (Müslim)

Ebu Derda (ra) anlatıyor: Bir gün adamın biri Peygamberimiz sallellahu aleyhi veselleme gele­rek, katı yürekliliğinden şikâyet etti. Bunun üzerine Peygamberimiz sallellahu aleyhi vesellem, adama şu nasihatte bulundu: "Kalbinin yumuşamasını ve ihtiyaç duyduğun şeyi öğrenmek mi istiyorsun? Yetime merhametli ol, onun başını sıvazla ve yemeğinden ona yedir ki, kalbin yumuşasın ve ihtiyaç duyduğun şeyi elde edesin." (Nesei, Tirmizi)

Esma binti Umeys (ra) anlatıyor: Ca'fer ve arkadaşları şehid olduk­larında Aniden Resulullah sallellahu aleyhi vesellem: "Cafer'in çocuklarını bana getirin" buyurdu. Ben de hemen çocukları alıp getirdim. Onları okşadı, kokladı ve gözyaşları döktü. Ben: "Anam babam sana feda olsun ya Resulellah! Seni ağlatan nedir? Cafer ve arkadaşlarından sana bir haber mi geldi? Dedim. Resulullah: "Evet, onlar bugün şehid oldular" buyurdu.

Yetim tamamen öz evlat gibi muamele görmeli ne fazla sıkıştırılıp katı davranmalı ne de hatalarını görmezden gelerek salı bırakılmalıdır. Zira hakkından fazla ilgi gören çocuklar, bazen bozulup kontrolden çıkar, sorumsuz ve kişilik kaybına uğrarlar.

Efendim, bu dünyada hayat hep aynı karar üzere sürüp gitmiyor. Bir imtihan gereği hayat hep inişli çıkışlıdır. Bazen şaşaalı, bazen de dağdağalı olur. Bir bakıyorsunuz ki, bir fırtına esti, dünün zengini, mal-mülk sahibi bir fırtınadan sonra fakir haline gelmiş; analı babalı çocuklar anasız, babasız, bakıma muhtaç duruma düşmüştür.

Resulullah Efendimiz sallellahu aleyhi vesellem, şöyle buyurmuşlardır: "Kim Müslüman kardeşinin bir sıkıntısını giderir, muhtaç olduğu yerde onun derdine deva olursa, Allah (cc) da onun bir sıkıntısını giderir, derdine deva olur." (Müslim)

Bu sebeple geçmiş Müslümanlar ellerinin altında daima birkaç fakir barındırır, ekonomik durumu zayıf aileleri idare eder, yetimleri barındırıp himaye ederlerdi. Bu şekilde Resulullah sallellahu aleyhi vesellemin büyük müjdelerine ve şefaatine nail olmaya çalışırlardı:

"Bir kimse merhamet ve şefkatle yetimin başını okşarsa Allah Teâla, o kimsenin elinin değdiği tüylerin sayısınca ona sevap yazar, o tüylerin sayısınca günahlarını bağışlar, o tüylerin sayısınca cennetteki derecesini yükseltir." (Ahmed b. Hanbel)

Allame İbni Kayyım'ın dediği gibi, bu müjde, yardıma muhtaç her çocuğa bakana da şamildir. Yani geçimini yapamayan bir ailenin çocuklarına bakmak, onları merhamet ve şefkatle okutmak veya bir sanat ve iş sahibi yapmak, yetime bakmak gibi sevap kazanmak demektir. Mevla yetime ve yetim ümmete sahip çıkma bilincini cümlemize nasip etsin.