• DOLAR 16.548
  • EURO 17.572
  • ALTIN 969.884
  • ...

Akşam mihmandarımız aradı, Hizbi İslami rehberi Gulbeddin Hikmetyar’ın rendevu isteğimizi kabul ettiğini belirtti. Sabah kahvaltıdan sonra mihmandarımızla yola koyuluyoruz. Kabil’in eski sokaklarından geçen mihmandarımızın aracıyla dağa tırmanıyoruz. Dağa oyulmuş evler farklı bir manzara sergilerken, oralarda yaşayanlar belli bir yerden sonra adeta tırmanarak çıkıyor evlerine. Ben, Bekir Hoca, mihmandarımız ve Şêr Muhammed Hanif isminde yeni tanıştığımız bir alim de var arabada. Bir zamanlar Hikmetyar ve hareketi bu dağlardan Kabil’i vuruyordu. Şimdi ise gelinen aşama ortada diyor mihmandarımız. Şer Muhammed Hanif de Hizbi İslami hareketinden.

Yarım saat kadar yol gittikten sonra varıyoruz hedefimize. Dışarıdan uzun duvarlar ve tellerin ardında büyükçe bir alana sahip bir yerleşke burası. Kapıda büyükçe sürgülü bir çelik kapı barikat ve barikatın önünde ve arkasında uzun namlulu silahlarla nöbet tutan askerler kapıyı açıyor. Araçla içeri girip güvenlik noktasını geçtikten sonra bir diğer çelik kapılı barikatın önüne geliyoruz, silahlı askerler burayı da açtıktan sonra ilerliyoruz. Bahçenin ortasında büyük bir bina her iki yan tarafta büyükçe tabelelar Hikmetyar’ın resimleriyle süslenmiş. Yanından geçip ilerliyoruz. Ve son çelik kapılı silahlı korumaların olduğu barikattan da geçtikten sonra yerleşkenin bahçesine giriyoruz. Üst düzey bir güvenlik hemen göze çarpıyor. Burada da çantalarımız detaylı aramadan geçtikten sonra nihayet Hikmetyar’ın ofisine geçiyoruz.

Birkaç günder Pakistan’da göz ameliyatı olan Hikmetyar gülümser bir yüzle karşılıyor bizi. Musafahalaştıktan sonra tanışıyoruz. Türkiyeli Müslümanlardan selam getirdiğimizi ifade ediyor, kendisinden de selam alıyoruz. Afganistan cihadının önemli bir ismi olarak kendisini küçüklüğümüzden bu yana takip ettiğimizi ifade ediyoruz. Tevazu gösteriyor. Röportaj yapmak için müsade istiyoruz fakat sekreteri Cemaleddin İshaki devreye giriyor; ‘rehberimiz yeni göz ameliyatından çıktı, Türkiye’den geldiğinizi duyunca sizi kabul etmek istedi, fakat rahatsızlığından dolayı mümkünse daha sonra yapalım’ diye ricada bulununca, eğer dönmezsek müsait bir vakitte yapmayı kararlaştırıyoruz. Çaylarımızı içip birlikte fotoğraflar çektikten sonra kendilerinden müsade isteyip kalkıyoruz.

1977 yılında kurulan Hizb-i İslami hareketinin kurucusu ve önderi olan Gulbeddin Hikmetyar önce Rus ve amerikan işgaline karşı uzun yıllar cihad etti. Geçmişte Burhanettin Rabbani hükümetinde başbakanlık yapan Hikmetyar şu an 72 yaşında. Tefsir, Hadis ve Afganistan tarihi gibi yaklaşık 110 kitabı bulunan Hikmetyar’a ait Berya adlı bir televizyon kanalı ve ayrıca Afganistan İslam Üniversitesi bulunuyor.

Hikmetyar, işgalcilerin Afganistan’ı terk etmesi ve Taliban’ın yönetimi ele geçirmesi sonrası önemli bir açıklama yapmıştı. Taliban tarafından kurulacak hükümette ortak olarak yer alma ısrarlarının olmadığını belirtmiş ve hükümetin göreve başlamasına önkoşulsuz destek vereceklerini açıklamıştı. Bu, önemli açıklamaydı. Çünkü bu topraklarda çok kardeş kanı akmıştı. Geçmişte SSCB gibi bir imparatorluğu yenilgiye uğratan bu insanlar hırslarına yenik düşerek bu kez kendi aralarında iktidar mücadelesine tutuşmuştu.

Günümüz Müslüman grup, cemaat ve hareketlerin de en büyük handikapı bu değil mi? Oysa aynı davaya gönül bağlamış, kıblesi bir, Peygamberi bir ümmet olarak Kur’an ve Sünnet dairesinden çıkmamak koşuluyla farklı düşünebilir, farklı yaşayabilisiniz ancak birbirimize tahammül edebilmeyi, geniş olmayı, müzakere etmeyi, emhati kurmayı, idare etmeyi, saygı duymayı ve fedakarlıkta bulunmayı öğrenmeliyiz.

Hikmetyarın konutundan ayrıldıktan sonra Kabil’in caddelerinde ilerliyoruz. Daha önce gördüğümüz uyuşturucu müptelaları ile yine karşılaşıyoruz. Çok işlek bir caddenin gidiş gelişli iki yolunu ayıran kısmında öbek öbek oturan kendinden geçmiş bu insanlarla görüşebilirmiyiz diye yaklaşıyoruz. Hemen yanıbaşlarında bir pikap içerisinde oturan Taliban askerine izin kağıdımız göstererek hem çevreyi çekmek hem de uyuşturucu çeken bu insanlarla konuşmak isteğimizi bildiriyoruz, yapabilirsiniz yanıtını alıyoruz.

Öncelikle şunu belirtmekte fayda var. Normalde uyuşturucu tacirlerine göz açtırmayan Taliban, bu illete bulaşmış bu insanların tedavi edilmesi gerektiğine inanıyor. İlk zamanlarda bunları dağıtmak için hamleler yapmış ama tedavi görecekleri kapsamlı bir yerin olmaması hasebiyle şimdilik kendi hallerine bırakmış. Ama çevreye zarar vermemeleri için gerekli önlemleri alıyor.

Biraz çekim yaptıktan sonra yanlarına yaklaşıyoruz. İçlerinde 20 yaşından tutun 70 yaşına kadar insanlar var. Konuşmak isteyen varmı sorumuza, daha tam uyuşmamış genç biri atılarak konuşmaya başlıyor. Bir ailesinin, üç çocuğunun olduğunu ve işyerinin de olduğunu söyleyerek bu illete bir kere bulaştıklarını ancak kurtulamadıklarını içli içli anlatıyor. Uyuşturucuya başladıktan sonra herşeylerini kaybettiklerini böyle rezil bir şekilde maskara olduklarını belirterek normalde bırakmak için tedavi merkezine de gittiğini ancak orada da satıcıların kendilerini bulduğunu anlattı.

Daha sonra dolaşırken şehrin farklı farklı yerlerinde böyle öbek öbek yere çökerek herkesin bakışları arasında uyuşturucu çeken insanlarla karşılaşıyoruz. Mihmandarımız demişti de inanmamıştım ama en ilginç olanı, bir köprü altında uyuşturucu kullanan bu insanların yanından ayrılmayan bir köpeğin de uyuşturucunun etkisinde olduğunu görmek beni çok şaşırtmıştı. Detayları Doğruhaber’den okuyabilir, Rehber Tv’den izleyebilirisiniz.

Ülkede 6 milyon kişinin uyuşturucuya müptela olduğunu duyunca kulaklarıma inanamadım. Bu sayının 1 milyondan fazlasını kadınlar ve çocuklar oluşturuyor. İşgalciler, 20 yıl boyunca tankla tüfekle alamadıkları Afganistan’ı, farklı yollardan da tahrip ederek almaya çalışmış ve bir nebze de olsa başarılı olmuşlar. Müslüman halkın dinini tahrif etmek, kültürünü yozlaştırmak, batıda yaşadıkları ahlaksızlığı Müslüman topraklarda yaygınlaştırmak, uyuşturucu, kumar vesair illetleri yaygınlaştırmak için büyük çaba harcamışlar. Nefsine yenik düşük uyuşturucu illetine kapılanların sayısı oldukça fazla ancak halkın ekseriyeti bu şeytani tuzağın farkında ve bu illete kapılanlara manevi destek olarak yardımcı olmaya çalışıyorlar. Namazla kötülükleri defetmeyi, namazla arınmayı ve Allah’a yakarmayı tercih ediyorlar. Nereye giderseniz gidin ezan okunduğu gibi insanlar ya camiye yada işyerlerinin önünde tek veya cemaatle namaza duruyor elhamdulillah...