• DOLAR 5.692
  • EURO 6.39
  • ALTIN 258.378
  • ...

Bir süredir sözde “Yüzyılın anlaşması” denilen paçavranın yakın zamanda ilan edileceği ve ardından uygulamaya geçileceği belirtiliyor. Anlaşma, sözde hakem olarak araya girecek olan Amerika’nın arabuluculuğunda gerçekleştirilecek. Kavga eden iki taraf arasında arabuluculuk yapacak kişi ya da kurumun öncelikle güvenilir olması gerekirken Amerika’nın son bir asırda milyonlarca insanın hayatını kaybettiği işgal ve savaşları başlatan başat güç olduğunu uzun uzadıya anlatmaya gerek yok sanırım. Çünkü Amerika, ettiği tahribat dolayısıyla dünyada neredeyse hiçbir insanın zihninde iyi bir yere sahip değil.

Anlaşmanın nasıl bir tepki ile karşılaşılacağına dair nabız ölçümünü geçtiğimiz günlerde siyonist bir gazete yaptı. Yayınlanan sözde anlaşma maddelerine göre Filistin toprakları üzerinde işgalci israilin lehine Filistin’in aleyhine olacak şekilde iki devletli bir çözümün dayatılacağı haber veriliyordu.

Tüm İslam aleminin hak ve söz sahibi olduğu Kudüs ve Filistin davasına büyük bir darbe vurmaya hazırlanan siyonist haçlı lobi, güdümünde tuttuğu körfez rejimlerinin destekleriyle Bahreyn’de 25-26 Haziranda bir çalıştay düzenliyor. Arap baharı döneminde Tunus’tan başlayarak Mısır, Cezayir, Ürdün, Yemen, Suriye, Libya ve daha birçok yerde kirli faaliyetlerde bulunarak Amerikan önderlikli batının çıkarlarının sürmesini sağlayan, ‘baharın’ kışa çevrilmesine ayakçılık yapan Birleşik Arap Emirlikleri, (BAE) evanjelist siyonistlerin sahadaki Truva atı görevini görmüştü. Tunus’ta seçimin galibi Nahda hareketiyken, dahil olduğu kirli bir elle hem finansal destek sağlarken hem ülkede iki siyasi isme yönelik gerçekleşen faili meçhul suikast sonrası birinciliği Sibsi’nin partisine verdiren BAE’nin siyonist çalışmalarıydı. Mısır’da Mursi hükümetine darbe yapan siyonist Amerikan güdümlü Sisi’ye finansörlük yaparak 90 milyonluk Mısır’ı kriz içinde tutan zillet ittifakı ortakları yine Suudi ve BAE’ydi.

Sırf saltanatları sürsün diye yapmadıkları ihanet kalmayan, gerek kendi ülkelerinde ve gerekse ülke dışında kanlı istihbarat örgütleri ile dikta rejimlere verdikleri finansal ve istihbari bilgilerle müdahil oldukları tutuklamalar, sürgün, katliam ve suikastların haddi hesabı yok.

Suudi’nin İstanbul başkonsolosluğunda katledilen gazeteci Cemal kaşıkçı, bu kurbanlardan sadece biri. Bu cinayetin Suudi’den gelen katil bir ekibin yaptığı biliniyorken geçtiğimiz ay yakalanıp tutuklanan iki BAE ajanının da Kaşıkçı cinayetiyle bağlantılı olduklarına yönelik ciddi iddialar mevcut. Bu iki ajanın Türkiye’de ortaya çıkan işlerine gelince; Mısır’dan, Filistin’den, körfez ülkelerinden hicret eden Müslümanları takip ederek kaldıkları yerleri siyonist ortaklı çalıştıkları istihbarat merkezlerine bildirmek… 

Terörist örgüt Mossad tarafından sürgün edildikleri ülkelerde şehid edilen Filistinli veya Hamas yetkililerine yönelik suikastların, İstanbul’da yakalanan BAE’li ajanların yaptığı gibi yakın istihbarat çalışmaları sonucu gerçekleştirildiğine dair güçlü emareler taşıyor. Dubai’de Hamas yetkilisi Mahmud Mabhuh, Malezya’da bilim adamı Fadi el Batş suikastları buna örnek gösterilebilir. 

Suudi ve BAE’nin, İslam beldelerindeki tahribatlarını anlatırken Amerika’nın direktifiyle Yemen’de başlattıkları savaşı es geçmek olmaz. Kirli koalisyonun Yemen’de katlettiği sivillerin haddi hesabı yok. Körfez ülkelerinin vur harman savurduğu kudurmuşluğu karşında 20 milyon insanın açlıkla mücadele ettiği Yemen’de şu ana kadar 100 bin bebek ve çocuğun yeterli beslenememekten dolayı hayatını kaybettiği acı bir gerçek olarak zihnimizde canlı duruyor.

Suudi ve BAE’nin finansal destek verdiği Sisi cuntasının Mısır’da darbe esnasında 6 bin civarında insanı katletmesi, İhvan üyelerine yönelik suikast ve katliamlar, zindanlarda süren işkenceler ve şehadetler… Alçaklıkta sınır tanımayan tüm bu melanetler, İslam düşmanı batının taşeronluğunun bir gereği olarak yapıldı-yapılıyor.

İşgalci israilin hemen her gün Filistin’de katliamlar yapmasına, insanların evlerini başlarına yıkmasına, yurtlarından sürmesine, ekinlerini ifsat etmesine ve Filistin topraklarını Yahudileştirmelerine göz yuman siz körfez ülkeleri bir de kalkıp evanjelist siyonistlerin Filistin’e biçip diktiği yırtık yamalı elbiseyi mi giydireceksiniz!

12 yıldır bombalarla inleyen abluka altındaki Gazze’ye Refah Sınır Kapısını açtırarak bir nefes bile olamayan siz Karunlar mı şimdi Kudüs’ümüzü, Filistin’imizi düşünür oldunuz!

Filistin’e sahip çıkmak onurlu ve şerefli insanların işidir. İyisi mi siz uğruna ne canlar kurban ettiğiniz, insanlıktan yoksun kaldığınız şatafatlı saraylarınıza dönün. Sırtınızı dayadığınız siyonist ağababalarınızın, bizden görünen sizi öne sürmeleri boşuna değil, direniş korkusundandır bunu biliyoruz. Ama yine de samimi olduğunuza inanıyorsanız hiç merak etmeyin, bu ümmet geçmişte olduğu gibi yine bir Selahaddin çıkaracaktır.

Geçmişte Amerika ya da işgalci israil ile gizliden yaptıkları anlaşma ve görüşmeleri artık açıktan yapmaktan çekinmeyen bu rejimlere gereken cevabın verilmesinin vakti gelmişte geçiyor. Tüm İslam beldelerini tahakkümü altına alan, zenginliklerini sömürüp zulüm icra eden batılı emperyal güçler ile taşeronlarını alaşağı etmenin tek yolu ve şifresi; aynı kıbleye dönen, aynı peygambere inanan İslam ümmetinin bilinçlenerek birlikte hareket etmesiyle mümkündür.