• DOLAR 5.72
  • EURO 6.422
  • ALTIN 258.511
  • ...

Bu yazıyı okuduğunuzda İstanbul seçimi netleşmiş olacak. Bir kez daha görüldü ki Kürdler her meselede olduğu gibi bu seçimde de belirleyicidirler.

                Bu belirleyicilik o kadar somutlaştı ki; bu seçimde canlı yayında Sn. Cumhurbaşkanı, Öcalan’ın “tarafsızlığa  çağrı” mektubunu neredeyse  şerh  etti. Bu sıra dışı tutum seçim kazandırsa bile eli silahlıları besleyen bir tutum olur.

                Maalesef hem eski hem de yeni Türkiye, Kürd’lerin PKK/HDP üzerinden bir Kürd kimliğinin inşasında önemli rol oynadılar. Eski Türkiye aşırı hak ihlalleri ile yeni Türkiye de örgütü tek muhatap kabul ederek bu kimliğin pekişmesinde ab-ı hayat oldu. Hal böyle olunca sosyolojinin ve toplum psikolojisinin kaçınılmaz bir sonucu olarak halk temayül etti ve özellikle gençler PKK/HDP üzerinden bir kimlik edindiler.

                Bu süreç “silahın gücü ve gereği” algısına ciddi manada hizmet etti. Bu durumda silahı olmadığı için devletin muhatap kabul etmediği makul çizgi irtifa kaybetti.

                Batıya amade, batı değerlerine hizmet eden, inanç ve değerlerimize düşman ve bu düşünce ve yaşam biçimini Kürd halkının haklarını kazanmada araçsallaştıran ucube bir mankurtluk hayat buldu. Bu kılıf tahribat ve köleliği kaçınılmaz kılıyor.

                Aslında CHP’nin Kürd versiyonu da diyebilirsiniz buna. Cumhuriyetle birlikte inşa edilen, batılılar gibi yiyip içen, İslam’ı geri kalmışlığın ve esaretin sebebi sayan, Osmanlıya düşman yeni Türk kimliğinin inşasında CHP’ye hangi rol biçildiyse batıcı Kürd kimliğinin inşasında da HDP’ye aynı rol biçiliyor. Bundandır ki batı her iki yapıyı da ne pahasına olursa olsun koruyor. Yani geçmişini, inancını ve tarihini sahiplenmek ihanet olarak lanse edildi ve dışlandı. Bu anlayış “Kâbe Arapların olsun Anıtkabir bize yeter” ve “Apo Kürdlerin peygamberidir”  gibi hezeyanlar üretti.

                Yani 700 yıl boyunca dünyaya hükmeden Osmanlı gerici ve hain oluyor. Ama 100 yıldır üçüncü dünya ülkesi sınıfından ancak yine bir “Osmanlıcı” adam sayesinde son yıllarda 2. sınıfa yükselmeyi başarmış yeni düzen ilerici ve kurtarıcı oluyor. Tabi ki trajikomik bir anlayış! Hakeza PKK/HDP de Kürd’lerin haklarının gasp edilmiş olmasını İslam’a mal ediyor.

                Sonuç olarak Türklerin ve Kürdlerin de %25’i CHP ve PKK kimliğinde kemikleşti. Bu oran zaman zaman bazı rüzgarları da arkasına alarak Kürd’lerin yarısının oyunu alabiliyor. Eğer Kürd meselesine köklü ve adil bir çözüm geliştirilmezse bu rüzgarlar gah batıdan, gah doğudan gah ta okyanus ötesinden esmeye ve bu yelkenleri şişirmeye devam edecektir. Adil olmayan hiçbir çözüm de sonuç vermeyecektir.

                Bilinmez mi ki örgüt hem ölecek cahil adam bulma sıkıntısı yaşamıyor hem de ölen adam sayısı arttıkça ailelerini de kazanmaktan ötürü memnun oluyor. Bakın PYD’nin 100 bin kişilik ABD’nin kendi elleriyle besleyip eğittiği/büyüttüğü ordusundan konuşuluyor. 40 bin ile 40 yıldır uğraşılıyor ise ABD’nin 100 bin ile kaç yıl uğraştıracağını varın siz düşünün. Elbette ki silahlı unsurlar ile mücadele olmalı. Ancak hakları vermenin makul, meşru ve adil bütün kapıları sonuna kadar açılmalı.

Tabi ki kültürel hakların verilmesinde ciddi mesafeler kaydedilmiştir. Ancak 40 yıllık bir tahribatın kırk günde düzelmesini beklemek ancak hayal kırıklığı yaratır. Sabır ve sebat ile onarmaya devam edilmeli. İslam coğrafyalarının ve halklarının hak ve adalet temelinde kardeşlik şarkısı dışında okuyacakları şarkı yoktur. Bu şarkının sözlerini hep birlikte yazmalı ve hep birlikte okumalı.